TAKİP ET
Mehmet Ali Şengül

Mehmet Ali Şengül

İrşad

İnsan zaaflarıyla aşağılardan aşağı, faziletleriyle de meleklerden üstün olarak yaratılan bir varlıktır.

İslam, insanı bir bütün olarak ele alır. Zaaflarına karşı zecrî ve korkutucu, faziletlerine karşı da teşvik edici, müjdeleyici bir metodla yaklaşır.

Kur’an-ı Kerim ve hadisi şerifler korku ile ümit, cennet ile cehennem, rahmet ile gadap dengeli işlenmiştir. Ta ki insan, sürçmekten, düşmekten ve ihtiyarlar, gençler, hastalar yolda takılıp kalmaktan korunmuş olsun.

İslam temelde bataklığı kurutmayı esas alır.

Tergibin yanında terhip, iyiyi emretmenin yanında kötülüklerden sakındırma, kötülüğün bizzat kendisini ortadan kaldırmayı gaye edinir.

Emr-i bi’lma’ruf, nehy-i anil münker” insanı gayesine götüren bir yoldur.

Hz. Adem’in çocukları gözlerini dünyaya açar açmaz babalarını, “iyiliği emredip kötülükten sakındıran” bir peygamber olarak bulmuşlardır.

Efendimiz (s.a.v)’in gönderiliş gayesi de tebliğdir. Tebliğin özü de “êmr-i bil mar’ruf, nehy-i anil münker”dir.

İnsanlığın şu anda tebliğe, güzel örnek olmaya ihtiyacı var.

Bu mevzuda Hz. Nuh (as) Kur’an ifadesiyle, “Size Rabbimin vahyettiklerini duyuruyorum, size nasihat ediyorum. Ve ben sizin bilmediklerinizi Allah’ın bildirmesiyle biliyorum. (Araf-62)

Ben size emin bir nasihatçıyım.” (Araf-68)

İnsan, Cenab-ı Hakk’ı bilip tanımak ve bu bildiklerini vicdanında duymak için yaratılmıştır. Tebliğ, insana vazifesini hatırlatmadır.

Hz. Hud (as), Hz. İbrahim (as), Hz. Musa (as), Hz. Zekeriya (as). Hz. Yahya (as), Hz. İsa (as) kavimlerinden çok çekmişlerdir ve insanlığın iftihar tablosu (s.a.v) de “Ya Aişe (r.anha) kavminden çok çektim” buyurmuşlardır.

Efendimizden (s.a.v)  sonra bu işi kutsiler devam ettireceklerdir.

Müminin korumakla mükellef kılındığı beş esasın başında can ve din gelir.

Irzını, namusunu, malını korumak diğer esaslardır. Bunlar ve benzer değerlerin korunması “emr-i bil ma’ruf nehy-i anil münker” ile gerçekleşir.

Tebliğ, irşat, emr-i bil ma’ruf nehy-i anil münker yapılmadığı zaman, toplumun muhtemel maruz kalacağı musibetleri, Efendimiz (s.a.v) etrafında toplanan sahabe efendilerimize (r.anhüm) anlatmak için sorar:

“Nasıl olacak haliniz? O gün kadınların baş kaldırdığı, açılıp saçılarak sokağa döküldüğü, kötülüklerin (dünyanın) her tarafına yayıldığı ve hakk ve hakikati ifadenin terkedildiği gün?

Dehşete düşen sahabeler “Bunlar olacak mı Ya Resulallah?” diye sorarlar.

Nefsim kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, daha şiddetlisi olacak.”

Bundan daha şiddetlisi nedir ya Rasulallah?

Bütün kötülükleri iyi, bütün iyilikleri kötü gördüğünüz gün haliniz nice olacak bir bilseniz!” buyurmuşlardır.

Bir başka hadis-i şerifte ise bir gün herşeyin tersine dönüp değerlerin alt üst olacağına, iyiler kötü, kötüler iyi görüleceğine, zinanın terviç edileceğine, terör-anarşi revaç bulacağına, iman ve Kur’an’ın aşağılanacağına, Allah’a inananlar hor ve hakir görüleceğine, bir çok kötülük bizzat devletler tarafından kanunlarla korunacağına, dine ait hakikatler hafife alınıp, gericilik addedileceğine işaret etmiştir.

Yine hayret içinde kalan sahabeler aynı soruyu sormuşlardır:

“Bu da olacak mı Ya Resulallah?

Ondan daha şiddetlisi olacak!

Nedir?

Münkerat karşısında susup ve bizzat onu teşvik ettiğiniz gün vay halinize!

Allah rasulü (s.a.v) Allah’a kasem ederek O’ndan şu sözü nakletti:

Celâlime yemin olsun ki, bu duruma gelmiş bir cemiyetin içine çağlayanlar gibi fitneleri salıvereceğim.”

Vazifeler yapılmadığı takdirde, bunun gelecekte ümmete nelere mal olacağını, mucizane bir şekilde ifade buyuruyorlar.

İçimizi yakan bu ağrı ve sızıyı dindirecek çare, nebilere ait bu vazifenin (emr-i bil ma’ruf, nehy-i anil münker) hep birlikte ümmetçe idrak edilmesi ve yapılmasıdır.

“Sizden iyiye davet eden, ma’rufu emredip, münkerden kaçındıran bir cemaat olsun. İşte felaha, başarıya ulaşan yalnız onlardır.” (Al-i imran-104)

“Halkı ıslah edici olduğu halde Rabbin haksızlıkla memleketleri helak etmez.” (Hud-117)

“Siz insanlar için ortaya çıkarılan, doğruluğu emreden, fenalıktan alıkoyan, Allah’a inanan en hayırlı bir ümmetsiniz.” (Al-i İmran 110)

08.05.2015 18:30