TAKİP ET
Mehmet Ali Şengül

Mehmet Ali Şengül

İnsan olmanın kıymetini bilmek

Her şeyden evvel insan olarak yaratıldığımızın kıymetini bilemedik. Allah (cc) bizi, ayaklar altında çiğnenen bir karınca, bir solucan, dağlardaki vahşi hayvanlardan biri olarak yaratabilirdi. Yaratılan varlıkların en mükemmeli, en güzeli olduğumuzun ne kadar farkındayız bilemiyorum.      

Bu gün fiziki yapısı ile insan görünümlü öyle insanlar vardır ki, mahlukatı utandıracak, ” Belhüm edal” tokatına müstehak olacak karakterde olduklarını ve insan olan insanı utandıracak tavırlar sergilediklerini görüyoruz.

Para ile alınması, satılması mümkün olmayan bu insan, öyle kıymetli cihazlarla donatılmıştır ki, kalb, akıl, beyin, sinir sistemi, el ayak, göz kulak, kaştan dişlere kadar maddi manevi bütün duygu ve uzuvlarını, ücretsiz olarak kendisine emanet eden Sani-i Muhteşeme ne ölçüde itaat ediyor, bu emanetleri nerede ve nasıl kullanıyor, derin bir muhasebe içinde görmemiz lazım.

Ayaklar vücudu taşıdığı müddet onun kıymeti bilinmiyor. Ne zaman, Allah vermesin bir trafik kazası veya hastalıktan dolayı, insanın kangıran olmuş bir ayağı kesilse, o zaman anlar ayak ne kadar kıymetli imiş. İnsan bu mülahaza ile gözüne kulağına, akıl ve iradesine, sinir sistemi ve kan dolaşımına bakabilse, paha biçilmez kıymet ve değerlere sahip olduğunu görür ve bunları ücretsiz kendisine emanet eden Allah’a teşekkürde bulunur.

Cenab-ı Hakk, bu gün insanın sorumsuzca kullandığı bu uzuvlarının, duygu ve düşüncelerinin kıymetini hatırlatmak için, ayağı olmayan, gözü görmeyen, akıldan mahrum mecnunları, dersi ibret olarak gözünün önüne koyuyor, ” Fakat onları ne kadar görüp ne kadar ibret alıyor insanın düşünmesi gerekiyor.

Ömrünün yarısını felçli, büyük küçük abdestini torba ile taşıyan, Allah’a tevekkül ve teslimiyeti tam, hiç yüzü ekşimeyen, ya Allah (cc) aklımı alıp beni mecnun deli yapsaydı deyip haline şükreden, o haliyle bile yaz aylarında elden kumandalı arabası ile hizmet etmeye çalışan, otuz beş yıldır ziyaretini aksatmamaya çalıştığım bir Allah ve Resulüllah aşık’ı bir mü’min, ziyaretimde bana şu soruyu yöneltti:

“Hocam, sokağa çıkınca ne görüyorsun?”

Ben “Evler, insanlar, ağaçlar ve ne varsa onları görüyorum” deyince,

“Ben de nerde benim gibiler varsa onları görüyorum, siz onları çok görmezsiniz” diyerek, bir gerçeği bana hatırlatmıştı.

Yukarıda anlatmaya çalıştığım bütün değerlerin kıymetini ve bize sorumluluk ve mesuliyetimizi hatırlatan bir ifadede bulunmuştu.

Değeri bilinmeyen öyle bir cevher daha var ki, o da imandır.  Allah’a inanmanın, O’na itaat etmenin insana kazandırdığı güzelliklerin, âhirete ait kazançların, huzur güven ve emniyetin kıymetini bize öğreten, dünya ve ahiret mutluluğunun, yol emniyetinin kapısını açan ve rehberliğini yapan imanımızdır.

Fussilet Suresi 30. ayette, “Rabbimiz Allah’dır” deyip sonra da istikamet üzere, doğru yolda yürüyenler yok mu? işte onların yanına melekler inip: “Hiç endişe etmeyin, hiç üzülmeyin ve size vaadedilen cennetle sevinin!” derler.

Kıymeti bilinemeyen değerlerden birisi de, Yüce Mevla’nın “Müminler kardeştir” emrine muhalefet ederek, kabirle sona erecek dünyanın basit şeylerine takılıp kardeşi üzmektir. Yardım etmenin, şefkatle muamelenin, Allah için sevmenin, birlik ve beraberlik içinde, hayatı acı ve tatlısı ile paylaşmanın insana kazandırdığı güzellikleri göremiyor ve vahdet-i ruhiyenin insana kazandırdığı kıymeti bilemiyoruz.

Bir diğeri kıymeti bilinmeyen değer ise hürriyetdir. İnsanın gerçek hürriyeti, mülkün hakiki sahibi Allah’a teslimiyetidir. Yoksa nefis başta her şeyin esiri olmaya namzettir. İnsan imanının gücü ve nefsin esaretinden kurtulduğu ölçüde hürdür.

14.02.2016 16:58