TAKİP ET
Mehmet Ali Şengül

Mehmet Ali Şengül

İnançsızlık

İnançsızlık, insanın gerçekten kaçabilmesi için bir gerekçe ve cesaret arayışıdır. Yola çıkmış ama dengeyi koruyamamış müstakim olamamıştır.

İnançsız bir adam daima tedirgin, panik ve korku içindedir. Nerede, ne olduğunu bilmediği bir göz sanki onu sürekli gözlemekte ve takip etmektedir. Ormanda bir geyik kendisini takip eden aslandan hem kaçar hem de kendini izleyen gözü görebilir miyim diye sürekli arar durur.

İnançsızın, gönlündeki feryatları işitme imkanı mümkün olsaydı, kalbine saplanan oklardan meydana gelen yaralarının çığlıkları duyulurdu! Ve insan ürperirdi.

Bir insan, inançsıza el uzatmakla esasında kendine yardım etmiş olur. Bir şeyin zıddı olmasa idi, hiç bir şeyin kıymeti bilinmezdi. Gece olmasaydı gündüzün, kış olmasaydı baharın, acı olmasaydı tatlının, batıl olmasaydı hakikatin kıymeti bilinmezdi.

Mümin de kendi zıddı olan, inançsıza el uzatmak için vardır. İnsan bu gayretiyle eksik yönlerini tamir eder ve imanın kıymet ve değerini vicdanında derinlemesine duymuş olur.

İnsan, bir başka insanı kendinden bir parça olarak görmüyorsa, ıztırabına seyirci kalıyorsa nasıl uyuyabilir sorumluluktan nasıl kurtulabilir acaba?

İnsan kim olduğunu kendine sormalı. Bu dünyaya niçin geldiğini paha biçilmez kıymet ve değerde harika sanatlarla kim tarafından donatıldığını düşünmeli.

İnsanın kainatın sırlarını anlaması, iman ve derin bir tefekkürle mümkün olur. Kederli ve sıkıntılı anlarında olduğu gibi, altında ezildiği bela ve musibetlerde de yegâne sığınağı inancıdır, imanıdır.

İnsanı dengede tutan, tükenmez bir enerji elde etmesine yardım eden, gönülde; kine nefrete karşı sevgi oluşturan, inada, çekememezliğe karşı, başkalarını kendi nefsine tercih ettirip yardım etme, acıma duygusuyla el uzatmayı öğütleyen yine inancıdır, imanıdır ve mesuliyet duygusudur, hesap verme şuuru içinde bulunmasıdır.

İnançsızlık, insanın içinde gecede gizlenen sabah gibidir. Az gayret etse, küfür gecesinden, iman sabahına uyanacaktır. İnsanı inançtan uzaklaştıran yaşam ortamı, nefesini kesen ümitsizlik ve imanın irade gücünü elinden alan alışkanlıklarıdır.

İnanan, inanmayan Allah’ın harika sanatı olan insanları birbirine yaklaştıran, engelleri ortadan kaldıran sırlı anahtar sevgidir. Onun kaynağı da imandır, inançtır.

Sevmeden kimseye maddi manevi bir şey veremez insan.

Mü’min inançsız insanı da sevmeli. O da Allah’ın harika bir sanatıdır. Allah’ın kendisine tattırdığı imanın zevkini, huzurunu ona da tattırmayı bir vazife ve sorumluluk bilmeli ve Allah’ın (cc) Resulü Efendimizin (s.a.v) “Allah’ı kullarına sevdirin ki, Allah da sizi sevsin, hoşnut ve razı olsun.” fermanına kulak vermelidir.

İnançsızlık çaresi olmayan bir dert değildir. Önemli olan teşhis ve tedavi sistemine uygun hareket etmektir. Tohum mevsimi gözetilerek, şartlarına uyularak toprağa verilirse, çiçek açar meyve veren bir ağaç olur.

Efendimiz (s.a.v) “her insan fıtratı İslam üzere yaratılmıştır. Sonradan anne, babanın, eğitimcilerin, medyanın ve toplumun yönlendirmesiyle farklı inanışlara sahip olur.” buyurmuşlardır.

Biz sürekli kötülük telkin eden nefsimizle yaka paşa olmalıyız. Unutmamak lazım toprak gül bitirdiği gibi diken de bitirmektedir.

29.07.2016 21:52