TAKİP ET
Mehmet Ali Şengül

Mehmet Ali Şengül

Hazineler çürümesin

Tahrip olmuş bir hayatın bütün şubeleriyle tamiri için, İslam yörüngesinde, Kur’an ve sünnet çizgisinde, ruh ve gönül dünyamızı erkanı imaniyeye, mesuliyet duygusuna, ilim ahlak ve adalet anlayışına, çorak aile ve toplum yapımızı aşağıda ifade edilecek ilahi beyanlara göre tanzim ederek hareket etmemiz gerekmektedir.

“Gerçek müminler ancak o kimselerdir ki, Allah ve Resulünü tasdik eder ve sonra da hiçbir şüpheye düşmezler. Allah yolunda mallarıyla canlarıyla mücahede ederler. İşte imanına bağlı, gerçek müminler bunlardır.” (Hucûrat Suresi 15)

“Gerçek müminler ancak o kimselerdir ki, yanlarında Allah zikredilince kalpleri ürperir, kendilerine Allah’ın ayetleri okununca bu, onların imanlarını artırır ve yalnız Rablerine güvenip dayanırlar.” (Enfal Suresi 2)

“Ey iman edenler, herhangi bir fasık size bir haber getirecek olursa, onu iyice tahkik edin, doğruluğunu araştırın; Yoksa gerçeği bilmeyerek, birtakım kimselere karşı fenalık edip sonra yaptığınıza pişman olursunuz.” (Hucûrat Suresi 6)

Mü’min araştıran, muhasebesini ciddi yapan insandır. Efendimiz (sas) vahiyle müeyyed olmasına rağmen ifk hadisesinde bile hissi karar vermeden araştırıyor, soruyor. Binaenaleyh müminin sözü, davranışı, yazma ve çizmesi doğruyu, hakkı ve adaleti ifade etmelidir. Görüldüğü gibi bizlere sorumluluklarımız hatırlatılarak dikkatimiz çekilmekte ve gafletten uyanmamız sağlanmaktadır.

Yüce Mevlâ, Âl-i İmrân Suresi’nin 139. ayetinde Mü’min, akıbeti, ahireti adına korkmalı, ümit ve endişe içinde yaşamalıdır. “Sakın yılmayın, üzüntüye kapılmayın, eğer iman ediyorsanız mutlaka üstün gelirsiniz!” buyurmaktadır. “Kur’an bütün dertlere derman, sıkıntılara çare, her problemi çözen sırlı bir anahtardır.” Kur’an insani ve imani değerlere önem vermekte ve bizleri doğruluğa, adalete, ümit ve emniyet içinde Hakk’ı temsile muhtaç gönüllere gerçekleri duyurmaya teşvik etmektedir.

Kur’an’la içli-dışlı olduğumuz, onun emir ve yasaklarıyla hayatımızı tanzim etiğimiz zaman nezdi uluhiyete kıymetimiz artacak, derecemiz yükselecek, kalbi hayatımızın onunla derinleştiğini ve ruhumuzun onunla uhrevileştiğini göreceğiz. Kur’an, kainat ve insan, iman ve kültür hayatımızın temel kaynaklarıdır. Mutluluğun kaynağı iman ve kulluktur. Seneler geçip gidiyor, ömür takviminin yaprakları hergün kopuyor. Kocaman bir yıl daha bitiyor ama insanlar ahiret hazırlığı yapacağına yılbaşı eğlencelerine hazırlanıyorlar. Evet sen ve ben uçakta giderken, yatakta yatarken, gülüp oynarken, ağlayıp sızlanırken, farkında olalım olmayalım hergün ölümsüz ebedi hayata doğru süratle gitmekteyiz.

Hz. Üstad “Eyvah! Aldandık. şu hayat-ı dünyeviyeyi sabit zannettik. O zan sebebiyle bütün bütün zâyi ettik. Evet, şu güzerân-ı hayat, bir uykudur; bir rüyâ gibi geçti. şu temelsiz ömür dahi, bir rüzgâr gibi uçar gider.” diyor. “Kendine güvenen ve ebedî zanneden mağrur insan, zevâle mahkûmdur; sür’atle gidiyor. Hâne-i insan olan dünya ise, zulümât-ı ademe sukut eder. Emeller bekâsız, elemler ruhta bâkî kalır. Ve yine aklı başında olan insan, ne dünya umurundan kazandığına mesrur, ne de kaybettiği şeye mahzun olmaz. Zira dünya durmuyor, gidiyor. İnsan da beraber gidiyor. Bak ihtiyarlık şafağı kulakların üzerinde tulû etmiş, başının yarıdan fazlası beyaz kefene sarılmış, vücudunda tavaffun etmeye niyet eden hastalıklar ölümün keşif kollarıdır. Bununla beraber ebedi ömrün önündedir. Ölüm sekaratı uyandırmadan evvel uyan” diyor.

Kaybettiğimiz günler, kaçırdığımız fırsatlar geri gelmiyor, onları istiğfar ve tevbe ile temizlerken, önemli olan gelecek günleri pişman olmayacak şekilde değerlendirmek olmalıdır.

27.12.2015 16:54