TAKİP ET
Mehmet Ali Şengül

Mehmet Ali Şengül

Hüzünlü bayramınız mübarek olsun

Bayramlar sevinç ve huzur günleridir. Ramazan-ı Şerifin feyiz ve bereketinden istifade ederek Rabbül alemin olan Allah’ın affına mazhar olma, tevbe ve istiğfarla cürüm ve hatalardan, günahlardan arınmış olmanın, mutluluk ve huzurunu yaşama günüdür Ramazan Bayramı.

Milletin gönlünde huzur, vatanın simasında sürur hissedilir bayramlarda. Aile, çoluk çocuk, büyükler küçükler, dedeler neneler, anneler babalar akrabalar, sevenler sevilenler bir araya gelir, cıvıl cıvıl barış huzur ve güven içinde bayramın mutluluğunu, vicdanlarının derinliklerinde duyarak yaşarlar bayramlarda.

Dünyaya veda edip aramızdan ayrılan en yakından en uzağa kadar sevdiklerimizin kabirlerine ziyarette bulunarak onlara bir Fatiha göndermek suretiyle, hayallerimizde onlarla buluşmak ayrı bir renk katar bayramlara.

Çocuklar yeni giysileri ve sırtına taktığı torbalarla büyükleri ziyaret etmeleri, onların da öpücüklerle bayram harçlığı vermeleri, ömürlerinin sonuna kadar unutulmaz bir iz bırakır çocukların hayallerinde bayramlar.

Bayramlarda hava bazen açık, güneşlik, hele bahara tevafuk etti ise, çocuklar, gençler ve aileler için bir renk cümbüşü oluşur, kaynaşmalar, sohbetler, oyunlar, sıla-i rahim için yapılan seyahatler, tadına doyulmaz bir güzellik meydana getirir.

Bazen de kışa, fırtınaya, yağmur ve sel felaketlerine rastlar, kazalar olur, ölenler olur. O günlerde bayramlar da acılaşır.

Bugün içinde bulunduğumuz atmosfer, bize böyle bir fırtınalı mevsimde bayramı karşılama ve idrak etme zorunda bırakmaktadır. Ülkemizin bir bölgesi değil, her bölgesi öyle bir manevi kara kışa fırtınaya tutuldu ki, en büyük zararı Dini Mübin-i İslam görmekte ve gerçek manada O’nu temsil edenler de korkunç zelzele yaşamaktadırlar.

Bu fırtına ve zelzelelerin ilahi bir takdir olduğunun şuurunda olan hizmet gönüllüleri, Kur’an fedaileri, yediden yetmişe kadın erkek herkes, dünya adına, huzur adına belli bir sıkıntı içinde olsalar, hapishanelerde, zindanlarda bebekten doksanlık dedelere ve kadınlara kadar Allah için hizmet  veren bir çok kişi sıkıntı yaşasalar da, vicdanları huzur içindedir. Çünkü; Resulullah’ın (s.a.v) sahabe efendilerimizin, her asırda bu yolun yolcularının çektiği sıkıntılara varis olmanın şuurundadırlar.

Allah’ın rızasından başka hiçbir gayeleri olmayan bu masum insanlar arasında bulunan, doksan yaşına gelmiş yaşlı insanlar bile, bu yapılanlar karşısında yıllardır sürdürdüğü yarışı kaybetmemek, aksine maratonun sonuna yaklaşırken yarışı kazanabilmek için, tıpkı asil atlar gibi çatlarcasına koşturuyorlar. Onlardan biri “Ben de hayat koşusunun sonuna yaklaştım, ömrümün bu son anlarında onlar gibi çatlarcasına hizmet yolunda koşmak Rabbimin rızasına ulaşmak isterim. Bu nefret hareketi ahir ömrümde bana aşk ve şevk kazandırdığı için Rabbime teşekkür ediyorum.” diyor.

Gönül erleri, yaşlısından gencine hak dostları, zalim olup dünya saltanatı sürmektense, mazlum olup hak yolunda iman kurtarmayı, mazlum ve mağdur ve yetimin imdadına koşmayı tercih ediyorlar.

Kalb ve gönül mimarlarının kimisi medrese-i yusufiyyede, iman kurtarma yolunda aşkla şevkle vazifelerine devam ederken, kimisi de davayı İslam’ı hakikati Muhammed’iyeyi muhtaç gönüllere anlatma adına dünyanın dört bir tarafına gidiyorlar. Onlar her türlü sıkıntılara rağmen kafaları ilimle aydınlatma gönülleri iman, ahlak ve faziletle donatma adına muhaceret kervanına katılarak dünyanın barış elçilerini, temsilcilerini yetiştirmeye çalışıyorlar.

Yolları şiddetli fırtınalarla kesildi. Köprüler yıkıldığı için maalesef bu bayram torunlar, nenelerinin dedelerinin ellerini öpemeyecek, büyükler cennet reyhanı torunlarına sarılıp koklayamayacak,evlatlar anne babalar hasret gideremeyecek. Velhasıl bu bayramda zahiren bizler için hüzünlü olacak.

Zira; alemi İslam’ın son karakolunun mensupları bulunan, kaderini vatan, millet ve topyekün insanlığın saadet ve huzuruna vakfeden, bu yolda dert çile ıstıraba katlanarak üzerine düşeni yapmaya gayret eden kutsiler sayesinde sancılar dinecek, yaralar sarılacaktır.

Muhabbet fedaileri, başkaları kendilerine kötülük de yapsalar dahi, mümin olan kardeşini sevmeli, münakaşaya, kavgaya girmemeli, kalp kırmamalı ve gönül yıkmamalılar. Kainatta tesadüf olmadığına göre kaderin hakkımızdaki takdirine razı olarak, gönülden, samimiyetle ihlasla dua etmeli ve Allah’ın inayetine davetiye çıkarmalıdırlar.

Her ne kadar hüzünlü de olsa bayramı vesile yapıp, aradaki kırgınlıkları tamir etmeye çalışmalı, nefsimizin esiri ve şeytanın mel’abesi yani oyuncağı durumuna düşmemeliyiz.

Dünya misafirhane, ölüm mukadderdir. Nice Allah kullarına bu hüzünlü bayram da nasip olamayabilir. Nitekim birkaç gün önce bir yakın ahbabımızın eşini Allah’ın rahmetine uğurladık. Bu bayrama ulaşamadı. Onun için değmez bu dünya deyip, kervan içinde kalıp, hizmete devam demeliyiz.

Allah sabr-ı cemil, mutlu ve huzurlu yarınlar vermesi dileğiyle, hüzünlü bayramınız mübarek olsun. Rabbim necata vesile kılsın.

01.07.2016 23:32