TAKİP ET
Mehmet Ali Şengül

Mehmet Ali Şengül

Fedakarların çizgisi ve hedefi

İnsanlar, helâket ve felâketlerin insanları sarstığı, mal ve can emniyetinin kalmadığı, huzur ve güvenin yıprandığı herkesin panik içinde, yarınına güvenle bakamadığı bir ortamda yaşıyorlar.

Böylesine bombardımanlara maruz kaldığımız, yangının bacayı sardığı, içinde gençliğimizin, evlatlarımızın yandığı, freni patlamış dozerin üzerimize sürüldüğü, zalimlerin ortalığı yakıp yıktığı bir ortamda ümidimizi yitirmeden, Hz. Ömer (r.a)’in “Allah’ım Ömer’in günahları yüzünden ümmeti Muhammed’i kahretme” dediği gibi demeli ve halimizi Cenab-ı Hakk’a arzetmeliyiz.

Evet günümüzde her dönemden daha tehlikeli yangın var. Vazifemiz bu yangından neslimizi kurtarmak üzere itfaiye memurluğu yapmaktır.

Böylesine ağır şartlar ve sorumluluk altında çile ve ızdırap içinde davranan kendilerini insanlık hizmetine adayan ruh mimarları, dünyada kardeşçe, huzur içinde yaşama ve yaşatma gayreti içinde bütün insanlığa eğitim, diyalog ve yardım kurumlarıyla faydalı olabilmek adına, her türlü maddi manevi fedâkarlıkta bulunarak, dünya kamuoyunun dikkatini çekmektedirler.

Bu kahraman, fedâkar ruhlar, böylesine ciddi bir gayret içinde, üzerlerine terettüp eden sorumlulukları yerine getirerek, insanlığın birbirini tanımasını, problemlerin müşterek müzakere ve istişare ile çözülmesini, misafir olduğumuz dünya nimetlerinden, kardeşâne istifade etmelerini sağlama gayreti içinde çırpınmakta ve büyük fedâkarlıklarda bulunmaktadırlar.

Kendilerini insanlık hizmetine adayan kahraman insanlar, yaptıkları hizmeti hiçbir şeye alet etmeden, insanların birbirini sevmeleri, kardeş olarak yaşamaları ve dünya barışını sağlama mevzuunda büyük gayret göstermektedirler. İnandıkları, hak bildikleri bu davayı ölüm pahasına da olsa bütün insanlığa götürmeye, bütün ruhlara tatlı dil, güler yüzle muamelede bulunarak, sevgi ortamının oluşmasına rehberlik yapmaya devam ve gayret etmektedirler.

Bu kahramanların, gelecek nesillerin kafalarını ilimle aydınlatmaktan, kalblerini iman ahlak ve faziletle donatmaktan, insanlığa yararlı hale getirmekten başka hiçbir dertleri ve beklentileri yoktur.

Bu insanlar aile, toplum ve bütün insanlığa mutluluk, huzur temin etmeye, herkesi kendi konumunda kabul ederek mal, can, namus, inanç ve ülke emniyetini sağlamaya çalışarak, kimsenin mal, can, namus, haysiyet, şeref, makam ve mansıbında gözü olmadan, Allah’ın rızasına kalblerini kilitleyerek samimane gayret göstermektedirler.

Böylesine kutsi bir davayı temsil eden fedakar ruhlar, hayatın en acımasız şartları karşısında bile, ye’se düşmeden, sarsılmadan, dişini sıkıp, nezdi uluhiyette mahcup olmayacak şekilde, Allah’a karşı tevekkül ve teslimiyete devam ederek, vazifesini yapmış olmanın mutluluk ve huzurunu vicdanında duymalıdır. Unutmamalıyız ki, insan şu dünya kışlasında bir askerdir. Firar etmeden vazifesini en ağır şartlar altında yapmaya devam etmelidir.

Rabbimiz, Tur suresi 48. ayette “Rabbinin hükmü yerine gelinceye kadar sabret. Çünkü sen bizim himayemiz altındasın…” buyurmaktadır.

Peygamber Efendimiz (s.a.v) ise, “Düşmanlarla karşılaşmayı arzu etmeyiniz, karşılaştığınız zaman da sabrediniz.” buyuruyor.

29.04.2016 16:51