TAKİP ET
Mehmet Ali Şengül

Mehmet Ali Şengül

Evden kaçmış çocuk gibisin

Bugün insanlığın büyük bir kesimi dünya çölünde nereye gittiğini şaşırmış durumda. Uyuşturucu ve alkol almış sarhoş bir insanın düşe kalka yürüyüp hedefini şaşırması gibi, dünyanın makam ve saltanatı, kibirle sona erecek bütün zevkleri ve güzellikleri bazı insanları sarhoş etmiş, hedefini kaybettirmiş, nereye gittiğinin, ne yaptığının farkında değiller.

Böyle bir devirde neslimizin zayi olmaması için onlara sahip çıkmalıyız. Çünkü onlar Allahın bizlere emanetidir. Geleceğimizin sahipleri ve bekçileridirler.

Beyaz bir kağıt gibi Allah’ın tertemiz emanet ettiği yavrularımızın evvela hayırlı olmaları için dua dua yalvarmalı, helal lokma ile büyütmeli. En az, meyve beklenilen bir ağaca gösterilen ihtimam kadar, o yavrunun aklını ilimle donatmaya, kalbini imanla aydınlatmaya önem verilmelidir.

Bilhassa insan ruhunu inciten kötü alışkanlıklardan imkan nisbetinde korumalı, hataları kusurları, öfkeyle, kin ve nefretle tekme tokatla değil, ikna yoluyla, kavli leyyinle yani; “tatlı dil, güzer yüzle ve şefkatle” tamir edilmelidir.

Bilhassa 0-6 ve 6-12 yaş dönemi kaçırılmaması gereken bir mevsim. Kötü alışkanlıklar, güzel meziyetler bu dönemde kazanılır. Kontrolsüz sokaklar, kötü arkadaşlar, rehbersiz şefkatsiz, takipsiz eğitim yuvaları, çocukların zehirlenmesine sebep olabilir.

Bu dönemde çocuğun kainata Allah hesabına bakışı, araştırma kabiliyeti geliştirmeli, dünyaya bir defa geldiğimiz, ikinci bir şansımızın olmadığı hatırlatılmalı, emanet olan bu hayatı iyi değerlendirmemiz gerektiği öğretilmelidir. Bir gün seher vakti ezanlar okunuyor. Bir sarhoş meyhaneden çıkmış caddede hem gidiyor hem de; “Yatın bakalım yatın, duymuyor musunuz bu ezanlar sizi çağırıyor.” diye bağırırken, birisi geldi döverek adamı alıp götürdü.

Gerçeklere, hakikatlere inandığını iddia eden, inandığı gibi yaşamayan, kendini dine değil, dini kendine uydurmaya çalışan nice insanlar var, Allah’ın her şeyi görüp işittiğini, zerre kadar hayır ve şerrin zayi olmadığını ve olmayacağını unutuyor, mesuliyetten, sorumluluktan, Allah’ın emir ve yasaklarından ‘evden kaçan’ çocuk gibi kaçmaya çalışıyorlar. Hayatını tıpkı o sarhoş gibi zayi ediyorlar.

1975’li yılarda bir yatılı yurtta müdür idim. Vakıftan ve yurttan sorumlu Hocamız bana; “evde kışın üzeri açılmış çocuklarını gördüğünde ne yapıyorsun?” diye sormuştu.

“Efendim, Allah’ın emaneti hasta olmasınlar diye üzerlerini örtüyorum.” deyince “Bu çocukları da anne babaları bize teslim ettiler. Bundan böyle bu çocukların hesabını Allah senden ve benden soracak. Geceleri sıcak döşeği terk edip gelip bu çocukların üstünü örtmez isek Allah’a hesabını veremeyiz.” buyurmuşlardı.

Ben o yurtta on yıla yakın idarecilik yaptım. Ya evime gitmedim, yahut gece kalkıp gelip çocukların üzerini örttüm. Ben her gece geldiğimde saadet asrını günümüzde temsil eden ihlas, samimiyet abidesi, örnek insan Fethullah Gülen Hocamızı, ya çocukların üstünü örterken, ya talebelerin tuvalet ve banyo mekanlarını yıkarken, ya yemekhaneyi temizlerken ya bahçedeki fidanları sularken, ya odasında insanların perişaniyetine ağlarken veya ilim-irfan-ibadet ve taat ezkar ve efkar içinde görüyordum. İstisnalar olabilir ama ben gece uyurken hiç görmedim diyebilirim.

Bakınız burada size dünyaya model olacak Hocaefendi’nin terbiye metodunu aktaracağım. Ama yerim yetmediği için inşallah haftaya devam edeceğim.

12.08.2016 23:02