TAKİP ET
Mehmet Ali Şengül

Mehmet Ali Şengül

Dünyanın cazibesi

Günümüzde dünyanın cazibedar güzellikleri insanların başını döndürüp esir almakta, Allah’ın rızasını, Resülüllah’ın hoşnutluğunu, ebedi hayatı ve hakimler hakimi Allah huzurunda hesap vermeyi unutturmaktadır.

Zavallı insan huzur bulayım derken, şeytanın cazibedar fitnesiyle cehenneme namzet hale gelmekte, başına bela bulmaktadır.

Bu haliyle insan, ya nefsinin esiri olup dünya cennetinde ahiretini kaybedecek veyahut kainatı emrine veren Rabbini tanıyıp, O’nun emir ve yasakları doğrultusunda dünya ve ahiret mutluluğuna erecektir.

‘Kaptan-ı olmayan bir geminin rotası denizin dibidir.’ Dalgalara teslim olmama, istikameti koruma, hedefe ulaşma, o dalgaları yaratandan emir alarak yönünü tayin eden bir kaptana ihtiyaç vardır. Mü’minler, şaşmayan ve şaşırmayan, kıyamete kadar kaptanlığı devam edecek olan Efendiler Efendisi Hz. Sadık-ı Masduk Efendimiz’e (sav) her zaman muhtaçtırlar.

Kelam-ı Ezeli olan Kur’an-ı Mu’ciz-ül Beyan’a itaat edildiği ölçüde Mevla’nın rızasını kazanma yoluna girilir. Yaratılan varlıkların en şereflisi, yeryüzünde Hakk’ın en parlak aynası, en muhteşem sanat harikası olan insanlar, inansın inanmasın Allah’ın kullarıdır. Resulüllah (sav)ın da ümmetidirler. İnsanlar ümmeti davet ve ümmeti icabet olarak ikiye ayrılmaktadırlar. İnananlar inanmayanlara Hakkı duyurmakla vazifelidirler.

Allah (cc) kullarına çok şefkatli ve çok merhametlidir. Hayatın devamına vesile olan, hava, su, güneş ve toprak gibi en lüzumlu nimetlerini en ucuza, ücretsiz lütfetmektedir.

İmanla şereflenen, imanın zevkini ve huzurunu vicdanında duyanlar; Haktan mahrum insanlara  gece gündüz davayı temsil ederek, model ve örnek olarak duyurmakla sorumlu, mükellef ve muvazzafdırlar.

Allah’ın kullarına ebedi saadeti kazanmaları adına en son tayin ettiği Nebiler Sultanı Efendimiz’e (s.a.v) Şuara- 3. ayette “(Habib’im) Onlar iman etmiyorlar diye üzüntüden nerdeyse kendini yiyip tüketeceksin.” ifadeleriyle seslenmektedir.

İşte böylesine inanmayan insanlara bile şefkat duyan, inanmaları için çırpınan Nebiler Sultan’ını ortadan kaldırmak için ölüm tuzakları kurmuşlar, başını yarıp dişini kırmışlar, yapmadıkları eza cefa bırakmamışlar. Buna rağmen Efendimiz (s.a.v), kuvvete baş vurmamış, kin ve nefret duymamış, müsamaha ile, şefkat ve merhametle muamelede bulunmuş, dişini sıkıp sabretmiştir.

Aynı şartlarda Ashab’ına yapılan sıkıntılara karşı da onlara sabrı tavsiye etmiş, ” Sabren ya ali Yasir” buyurmuşlardır.

Allah (cc) Al-i İmran suresinin 103-108 . ayetlerinde kullarına şöyle hitap ediyor:

“Ve hepiniz, Allah’ın ipine sımsıkı tutunun, fırkalara ayrılmayın! Ve Allah’ın sizin üzerinizdeki ni’metini hatırlayın; siz (birbirinize) düşman olmuştunuz. Sonra sizin kalplerinizin arasını birleştirdi, böylece O’nun (Allah’ın) nimeti ile kardeşler oldunuz. Ve siz ateşten bir çukurun kenarında iken sizi ondan kurtardı. İşte Allah, âyetlerini size böyle açıklıyor. Umulur ki böylece siz hidayete erersiniz.”

“İşte bunlar Allah’ın âyetleridir ki hakkı gerçekleştirmen için biz onları sana okuyoruz. Çünkü şu kesindir ki, Allah insanlara zulmetmek istemez.”

Allah kimseye zulmetmez, insanlar kendi kendilerine zulmederler. Allah, zalimi sevmez. Allah, zulmü haram kılmıştır. Zerre kadar hayır-şer zayi olmamaktadır. Nebatat, hayvanat bile orada dillenecek, zalimden hakkını almak için şikayette bulunacak. Tabi ki, insanlar da…

08.07.2016 21:27