TAKİP ET
Mehmet Ali Şengül

Mehmet Ali Şengül

Cahiliyede kadın

Cahiliye döneminde kadın en kötü günlerini yaşıyordu. Kız çocuğu, uğursuz ve felaket habercisi kabul ediliyordu. Bu ve benzer farklı sebeplerden dolayı diri diri kuyuya atılıyor, toprağa gömülüyor ve öldürülüyorlardı. Kadın miras hakkına sahip olmadığı gibi, eşya gibi alınıp satılıyordu. Evde küçük bir hatasından şiddete maruz kalıyor, hakkını da arayamıyordu.

Cahiliye, kadının temel haklarını elinden almıştı. Kadın, her şeyden evvel bir insandı ve haklarını elinden alanları da o, dünyaya getirmişti. İnsanlığın sükut ettiği bir vahşet dönemiydi cahiliye.

Şu hadise o günü çok güzel özetlemektedir. Bir gün bir adam Rasûlullah’a (s.a.) geldi ve cahiliyye döneminde şöyle yaptığını anlattı; “Benim küçük bir kızım vardı ve beni çok severdi. Bir gün onu beraberime alarak, yolda rastladığımız bir kuyuya onu elinden tutarak attım. Kulaklarıma gelen son sözleri “babacığım, babacığım” diyen çığlıklarıydı.’ Bunları duyunca Rasûlullah’ın (s.a) gözlerinden yaşlar süzüldü. Ve bunun üzerine orada hazır bulunanlardan biri: ‘Ey filan! Sen Rasûlullah’ı (s.a.) üzdün’ dedi. Rasûlullah (s.a) ‘ona engel olmayın, bu vahşeti bütün insanlar duysun” buyurdular. O şahıs da bu olayı yeniden anlatınca, Rasûlullah (s.a) mübarek göz yaşlarını tutamadı. O sahabeye de imandan sonra Allah (cc)  ‘cahiliyye döneminde işlediğin günahları affetti. Kendi hayatına yeniden başla’ diye buyurarak teselli etti.

İslam kadını fazilet abidesi haline getirdi, ayağının altına cenneti koydu. Allah resulü (s.a.v) kadına değer vermiş, içinde bulunduğu sıkıntılardan onu kurtarmak için bütün gücünü kullanmıştır.

Hudeybiye’de ümmü Seleme validemizle istişare etmiş, süt annesi Hz. Halime validemize vefa ile davranmıştı. Efendimiz (s.a.v) ikinci Akabe’de kadınların da biatlarını alıp onlara değer verdiğini ifade buyurdular.

İslam, kadın erkek ayrımı yapmadığı gibi, her ikisine de büyük sorumluluklar yüklemiştir. İslamiyet kadına miras hakkı tanıdı.

Efendimiz (s.a.v) “Sizin en hayırlınız kadınlarına karşı en hayırlı davrananızdır…” (ibn-i Mace-Tirmizi)

Görülüyor ki, İslamiyet kadını himayesine almış, hukuken hür ve müstakil bir şahsiyet hakkı vermiştir. Kadının fıtratına ters olmaması ve dini haklarının korunması kaydıyla toplumun her alanında üzerine düşen vazifeleri yapmış, eğitim hizmetleri, sağlık ve hatta gerektiğinde savaşa bile izin verilmiş.

Denizdeki balıktan kuşlara, yerdeki karıncalara, dağlardaki hayvanlara kadar, her canlı yuva kurma, yavrularını yetiştirme gayreti içindedir. İnsan yaratılan varlıkların en şereflisi olması itibariyle, kendisine sağlam temeller üzerine yuvasını kurması ve adaleti, huzur güven ve emniyeti tesis edecek hayırlı nesiller yetiştirmesi yakışır.

Kadının cahiliye dönemine ait uygunsuz, tahrik sayılan davranışları olabilir. Bunlar öfkeyle, kuvvet kullanarak halledilemez. Öfke ve kuvvet musibeti büyütür. Sivilce kurcalanırsa çıban olur, çıban da kansere dönüşür. Sevgiyle, tatlı dil güler yüzle halledilemeyecek problem çok az vardır. Üstad; “Medenilere galebe ikna iledir.”, “İnadın gözü kördür, meleği şeytan, şeytanı melek gösterir.” Ailede bu güzel beyanlar nazarı itibare alınmalıdır.

Erkeklerin de sudan bahanelerle tahrik edici, huzursuzluk veren tavır ve davranışları vardır. Yemeğin tuzu, evin düzeni, sözüne karşılık verme gibi bir sürü bahane. Bütün bunlar sorumluluğu ağır başlılığı, vakar ve ciddiyeti, huzur ve güven duygusunu sarsar.

Kadın ve erkek iman ve ahlakı ile mesuliyetinin farkına varırsa, inad, gayz, kin ve nefret gibi şeyleri nerede ve nasıl kullanacağının da farkında olursa, yuvaya huzur gelir.

Bugün maalesef eşitlik istismar edilmektedir. Doktor hasta ile, subay askerle, öğretmen talebe ile, baba çocuğu ile, vatandaş ve insan olmanın ötesinde tam eşit değillerdir.

Erkekler ve kadınlar arasında da tam eşitlik yoktur. Her birinin ayrı sorumlulukları vardır. Vücutta bulunan her bir uzvun vazifesi ayrıdır. Onlar yerinde kullanılırsa bir bütünlük, bir uyum oluşur. Ailede erkeğin, kadının, çocukların, anne babaların yerleri vazifeleri bellidir. Yaratan bunları takdir ve tayin etmiştir. Bir fabrikanın çarkları gibi herkes vazifesini yaparsa yuva cennetin bir köşesi, küçük bir numunesi olur.

24.04.2015 18:30