TAKİP ET
Mehmet Ali Şengül

Mehmet Ali Şengül

Meçhul dâvet

Bir gün çok sevdiğim merhum bir hocamız vardı. Uzun yıllar vaiz ve müftülük yaptı. Hayatının son döneminde şeker komasına girip felç olmuştu. Bir Cuma günü gusül abdesti alıp Cuma hazırlığı yapıyor, camiye çıkmadan evvel Yasin okurken başı Kur’an’a düşüp vefat ediyor. Allah rahmetiyle muamele edip, firdevsle mükafatlandırsın.

Bir vesileyle otobüs kiralayıp İzmir’den İstanbul’a gitmiştik. Karacaahmet mezarlığından geçerken merhum hocamız feryat etti. Ey! Altı üstünden zengin şehir diye. Kim bilir Allah’ın ne kadar sevgili ibadı, veli kulları burada yatmaktadır dedikten sonra ruhlarına fatiha gönderildi.

Fatihadan sonra tekrar; ey! dünyaya sığmayan, nice mazlum, mağdur, mahkum, yetim ve garipleri ezen, üzen, mallarını ve canlarını gaspeden, yurtlarından yuvalarından mahrum bırakan firavunlar, deccallar, mütekebbir zalimler, caniler, hainler sesiniz soluğunuz çıkmadan bir metrelik toprakta yatıyorsunuz diye seslenmişti.

Evet fani olan bu dünyaya her gelen gitmek için geliyor/gönderiliyor. Nerede, ne zaman davet vuku bulacak belli değil. Bilinen bir şey vardır ki, ister istemez zalimde mazlumda bu misafirhaneden mutlaka çıkacak ve çıkmak zorunda ve mecburiyetindedirler. Akl-ı iz’an-ı ve şuuru yerinde, kalbi iman ve mesuliyet duygusuyla mücehhez her insanın en büyük derdi, iman ve şehadetle dünyadan ayrılmak, zalim olarak değil mazlum olarak Mevlaya kavuşmak, dünyada kaldığı müddet sorumluluğunu yerine getirip mesuliyetten kurtulmaya çalışmaktır.

İslâm ve iman da kalp ve vicdan huzurunu temin etmenin yanında, bela, musibet ve sıkıntılara karşı da, rahatlatıcı rol oynamaktadır. Aynı zamanda islâm ve iman, mânevi hayatımızı, ruh dünyamızı aydınlatmakta, dünyada bile insana küçük bir cennet yaşatmaktadır. İnsana kazandırdığı yüce ve yüksek ahlak ile meydana getirdiği fazilet ve güzelliklerle, fert, âile ve toplumun rahat ve huzurunu sağlamaktadır..

Hayat bir nefesle başlıyor, diğer bir nefesle bitiyor. Rabbimize kavuşma adına ilk aldığımız nefesi vermek üzere nöbet bekliyoruz.

İmanın zevkinden mahrum nice zalimler, münafık, fasık ve facirler vardır ki, onlar da yeyip içmekten, yakıp yıkmaktan, fert aile ve toplumun huzurunu bozup maddi ve manevi değerlerine el koyup gasp etmekten keyif alan, zevk duyan, ölümle son bulacak dünya makamına, zevkine ve menfaatına kendini kaptıran, nefsinin esiri, şeytanın oyuncağı haline gelen, sorumsuz, mesuliyetsiz, iman ve Kur’an’dan nasipsizler de vardır ki, beklemedikleri bir anda Allah (cc), onlar için Azraili (as) gönderecek, ayrılmak istemedikleri bu dünya cennetinden ayrılmak zorunda kalacaklardır.

Evet “Cennet ucuz değil, cehennem de lüzumsuz değil.” Bir gün o ölümsüz ebedi alemde mazlumlar hakkını alacak, zalimlerde cezasını bulacaklardır.

Yaratılan varlıkların en şereflisi olan, yeryüzünde Allah’ın matbah-ı nazarı bulunan insana yakışan, sanii muhteşem olan Rabbini tanıması ve ona ibadet etmesi bu kısa fani dünyasını ebedi ve huzur dolu ahireti, cenneti ve cemalüllahı kazanmaya vesile yaparak gayret göstermesi gerekmektedir.

27.03.2016 10:46