TAKİP ET

Almanya sokakları iftarla bereketleniyor

Belki on sene önceydi. Kaiserslautern şehrinde bir caminin açık kapı gününe katılmıştım. Davete icabet eden bir Alman bayan hem camiyi gezmekten, hem de sorularına aldığı cevaplardan çok memnun kalmıştı. Sonrasında şunları söyledi: “Ben yıllardır bu caminin önünden geçiyorum. Her geçtiğimde biraz korku hissettim ve içeride ne yapıldığını endişeyle merak ettim.”

Açık kapı günleri artık Almanya’da gelenekselleşti. Her yıl yüzlerce cami bu günlerde binlerce Alman misafiri ağırlıyor.

Beş milyonun üzerinde Müslüman’ın yaşadığı Almanya’da siyasilerin ve aşırı sağcıların tetiklediği “İslam Almanya’ya ait mi, değil mi?” tartışmasını hararetle sürdürülmeye devam ediyor. Buna paralel İslamofobi artıyor gibi görünse de artan başka bir şey daha var. İyice görünürleşen İslam, her geçen gün biraz daha Almanya’ya ait hale geliyor ve bu durum mutedil Alman toplumu tarafından da memnuniyetle kabulleniliyor.

Bu memnuniyeti sağlayan hususlardan birisi de iftarlar. Başta Türkler olmak üzere milyonlarca Müslüman’ın görünür hale getirdiği iftarlar Almanya’da toplumsal bir olguya dönüşmüş bulunuyor. Daha önce sade Müslümanlar tarafından verilen iftarlar, şimdilerde Almanlar tarafından da düzenleniyor. Bunlar arasında bankalar, firmalar, sivil toplum kuruluşları ve partiler öncü durumda. Dört beş yıl önce iftarların katılımcılarının neredeyse hepsi Müslüman göçmenlerden oluşurken şimdilerde bir çok iftar, ki bu bazen yarı yarıya kadar bile olabiliyor Almanların katılımına da sahne oluyor.

Birlikte yapılan iftarların, günümüzün en büyük sorunu İslamofobi’ye en büyük darbeyi vurduğunu söylemek lazım. Ortak iftarlar Almanya’da yaşayan halklara hem aynı sofrayı paylaşarak birbirini daha yakından tanıma imkanı hem de önyargıların bertaraf edilmesi fırsatını veriyor.

Birkaç yıldır ise yeni bir iftar akımı Almanya sokaklarını şenlendiriyor. Bu akım iftarı daha görünür ve katılımı da yüksek hale getiriyor. Yeni akımın adı Sokak İftarları. Münih’ten Frankfurt’a, Köln’den Berlin’e her yerde hızla artan bir şekilde düzenleniyor.

Yeni akımı uygulamak isteyenlerin yapacakları şey ise çok basit. Belediye ile anlaşıyorsunuz. Uygun bir sokağı iftar saatine göre ayarlanacak şekilde 4-5 saatliğine trafiğe kapatıyorsunuz. Bu bir camiinin ön sokağı olabildiği gibi herhangi uygun bir sokak da olabiliyor. Masaları sandalyeleri yerleştirip gerekli süslemeleri yapıyorsunuz. İftarın finansörleri, camilerde olduğu gibi yine bir veya birkaç tane yardımsever iftar sahibi oluyor. Yani pahalı ve zor bir şey değil.

Buna karşılık iftar daha görünür hale geliyor. Sokak şenleniyor. Çocuklar rahatça gülüp eğlenip koşturabiliyor. Sokak sakini Almanlar, hele de önceden bilgilendirilirlerse çok yoğun katılım gösteriyorlar ve çok memnun oluyorlar. İyi bir sunum, Ramazan’ı anlatan Almanca güzel bir video gösterimi de olursa, iftar tadından yenmez hale geliyor.

Sokak iftarları bu hafta başı en üst düzey katılıma sahne oldu. Almanya Cumhurbaşkanı Joachim Gauck, Cumhurbaşkanlığı Sarayı Bellevue Şatosu’na yaklaşık iki kilometre uzaklıktaki Berlin’in Moabit semtindeki sokak iftarına katıldı. Yine sokak trafiğe kapatılmış ve iftar masaları sokak boyunca yerleştirilmişti. Katılımcı sayısı 500 civarıydı. Koşturan çocuklar Cumhurbaşkanı Gauck ile resim çektirmeyi de ihmal etmediler.

21.30’da herkes gibi hurmasını yiyip suyunu içen ve ortak menüye kaşığını sallayan Gauck, iftara cumhurbaşkanı olarak değil, bir komşu olarak katıldığını belirtip, şu güzel ifadeleri kullandı:

“Birlikte yapılan iftarın sembolik bir gücü var. Komşuluk ilişkileri çerçevesinde bu türden bir merak, empati ve karşılıklı güven geliştirmek bütün ülke için dilediğimiz bir şey. Farklı insanların barışçıl şekilde bir arada yaşamasını arzuluyoruz.”

Birlikte yaşamın sırrı kapalı kapıların ardında değil, aksine şeffaflıkta. Sokak iftarları bunu en üst düzeyde hizmete sunuyor. O yüzden hızla gelenekselleştirilip, yaygınlaştırılmalı…

16.06.2016 16:39