TAKİP ET
Süleyman Bağ

Süleyman Bağ

Kreuzberg’de küçük bir din kavgası

Bulvar gazetesi BZ olayı okurlarına “Ne zamandan beri din Kreuzberg’e uymuyor?” başlığı ile duyurdu. Daha ciddi Tagesspiegel ise olayı haberleştirirken ‚Kreuzberg’de din kavgası’ başlığını tercih etti. Türklerin ‘Küçük İstanbul’ dedikleri Kreuzberg’de sessiz sedasız bir değişiklik yaşandı. Küçük bir değişiklik.

İlçe meclisi her yıl gönüllü çalışmalarda bulunan semt sakinlerine onur madalyası veriyor. Bu madalyanın veriliş gerekçesinde şu cümle yer alıyordu: „Onurlandırılacak şahıs/grup/inisiyatif uzun bir zaman diliminde gençlik ve aile, kültür, sosyal, din, çevre, kalkınma, girişimcilik, ekonomi ve benzeri alanlarda gönüllü çalışmalarla üstün başarı elde etmiş olmalıdır.“ Yeşiller Partisi ve SPD’nin de desteği ile Korsanlar Partisi tüzükte yer alan bu cümleden ‚din’ ibaresini çıkarttırdı. Bu değişiklik şubat ayında yapıldı ve sadece ‘din’ ifadesinin tüzükten çıkarılması ile sınırlı değil.

Kreuzberg’de dikkate alınmayacak kadar marjinal siyasi bir parti olan CDU’lu semt meclis üyesi Timur Hüseyin’in iddiasına göre uygulama resmi izne tabi dini kutlamaları da kapsıyor. Dine karşı bir savaş açıldığını öne süren bazı CDU’lu siyasetçiler Noel şenliğinin adının artık ‘Kış Şenliği’, Ramazan bayramınınki ise ‘Yaz Şenliği’ olacağını söylüyor. Buna örnek olarak da geçen Ramazan bayramında Kreuzberg-Mehringplatz meydanında yapılan kutlamanın ‘Yaz Şenliği’ başlığı altında yapılmasını gösteriyorlar.

Korsanlar Partisi eleştiriler üzerine sessizliğini bozarak bir açıklama yaptı: “Bu zamana kadar din için yapılan kazanımlar da kriter listesinde yer alıyordu. Bu bizim talebimiz üzerine listeden çıkarıldı. Din semt meclisinin bir madalyon vermesi için kriter olmamalı.“ Çünkü din kişinin özel işidir diyor Korsanlar.

Korsanlar Partisi merkezin solunda yer alan bir parti mi? Ya Yeşiller Partisi? Sol bir parti mi, yoksa sağ bir parti mi? Veya soruyu şu şekilde soralım isterseniz: Korsanlar veya Yeşiller Partisi sol parti olsa ne olur sağ parti olsa ne olur? Berlin eyalet meclisi ile beraber toplam dört eyalet meclisinde temsil edilen Korsanlar daha çok internetle beraber sorun haline gelen kişisel bilgilerin güvenliği ve internetin özgür kullanımı gibi konularla özdeşleşen bir parti. Yeşillere gelince çevre koruma ve nükleer enerjiye karşı mücadele konularını toplumun merkezine taşıyarak güçlenen bir partiden söz ediyoruz. Bu konular hepimizi ilgilendiren konular ve bunları gündeminde bulunduran partilerin olması da demokratik bir zenginliktir.

Türklerin oy tercihine bakınca zaten sağ-sol ayırımını pek de önemsemediklerini görüyoruz. Türkler, Türkiye siyaseti söz konusu olunca açık ara ‘sağcı’ Ak Parti’yi tercih ederken Almanya’da ‘solcu’ SPD’ye öncelik veriyorlar.

Yine de Kreuzberg’de yaşanan ‘din kavgası’ sol partilerdeki egemen siyaset kültürü açısından önemli ipuçları içeriyor:

1) Sol partiler söylem olarak kültürel ve dini çeşitliliği savunsalar da iktidar gücü ellerine geçince dini ve dindarlığı bir sorun olarak görebiliyor ve ‘laik’ bir politika izliyorlar. Kamusal alanı kültürel, dini ve etnik çeşitliliğin buluştuğu bir ortak alan olarak değil, homojen laik bir kültürün egemen olduğu bir ortam olarak görüyorlar. Bunun için gerekirse sosyal mühendislik araçlarına başvurarak içerik ile isimlendirme arasında ‘sahtekarlık’ yapıyorlar.

2) Sol partiler ateist-agnostik-maddeci bir dünya görüşünü baz alarak siyaset yapıyorlar. Bunun belirgin göstergelerinden biri dini kamusal alanın dışına iterek dindarlığı bireyin özel dünyası ile sınırlı bir olgu olarak görmek oluşturuyor.

3) Bir partiye oy vermek için önemli bazı kriterler var. Seçim çalışma sürecinde öne çıkan siyasi propaganda, parti ve seçim programı ile vekillik için gösterilen aday isimler madalyonun bir tarafını oluşturuyor. Diğer tarafını ise siyasi partinin içinden çıktığı sosyo-kültürel ortam ve iktidar gücünü elde edince yaptıkları icraatlar. İkincisi bana birincisinden daha önemli geliyor.

02.09.2013 09:20