TAKİP ET
Muhammet Mertek

Muhammet Mertek

Kimlikle kişilik arasında Müslümanlık

Müslüman kimliği, maalesef Müslüman kılıklı bir takım kişilerin terör eylemleri, şiddet ve vahşet görüntülerinin servis edildiği bir zamanda sorgulanıyor. Aslında Müslümanlar üzerinden İslam sorgulanıyor. Tarihte sorgulanmayan din, felsefe, ideoloji, akım bulunmadığına göre kendilerince haklılar da.

Neticede dini görünür kılan insanlar. Bu asrın en büyük dezavantajı, Müslümanların dinlerini hakkını vererek temsil edememeleri. Müslümanlık bir kimlikse, onun içini kişilikleriyle dolduramamaları.

Meseleye şuradan bakalım bir de. IŞİD gibi bir terör örgütüne Almanya’dan bazı gençler katılıyor. Medyada kişilikleri tartışılsa da Müslüman kimliği ön plana çıkarılarak vahşice işlenen eylemleri kamuoyuna yansıtılıyor. Sürekli gündemde tutularak güya Müslümanları tanıma adına kimlik meselesi irdeleniyor.

Soru şu: Bu kadar vahşice bir eylemi işleyen insanlar kimliğini nasıl ve nereden oluşturuyor? Sonrası geliyor zaten İslam’ın şüpheli bir din kategorisine indirgenmesi (18.09.2014 tarihli haftalık Zeit gazetesinin manşeti), Kur’an-ı Kerim ile irtibatlandırılması vs…

Görüldüğü gibi bir kısım Müslümanların sorumsuzca davranışları İslamiyet’in ve Müslümanların tümden sorgulanmasına yol açıyor. Medya hazır bekliyor, bilmem hangi selefî, haricî ruhlu saldırgan Müslüman tipolojisinin yapacağı akıl almaz eylemleri. Her yayın Müslümanların suratında kara bir leke olarak kamuoyuna yansıyor. TV’ler sıraya koymuş, sürekli o tipolojilerin karanlık ve insanlık dışı eylemlerini servisle meşgul.

Müslüman kimliği sorgulanıyor. Nasıl olur da gençler Almanya gibi bir ülkeden bunca nimeti teperek Suriye’ye kanlı bir örgüt için(de) savaşmaya gider? Aslında kimlikten öte kişilikle alakalı bir problem bu. Çünkü hemen hepsinin ortak paydası bir takım kişilik bozuklukları. Okuldan terk, meslek yapmamış, işi gücü olmayan, çevresinden dışlanmış, gelecek perspektifinden yoksun, asosyal davranışlar sergileyen gençler çoğu. Peki ne zaman çocuklarımızın kişilik ve kimliği üzerine kafa yorduk ki biz! Kafa yorsaydık eğer, kişilikleri İslamiyet’in evrensel değerleri ışığında gelişmez miydi birazcık? Bırakın o zaman insan kesmeyi, karıncayı bile ezmekten çekinen, “hesap” duygusuyla kendine çekidüzen veren bir kişiliği gaye edinirdi.

Kimlik doğuştan gelir. Ancak tecrübeler etkiler onu; coğrafya, savaşlar, krizler, göçler, dil gibi… Yani kimlikler iç ve dış tesirlerin altında olgunlaşır. Etnik kimlik insanın elinde mi? Değil; çünkü insan bir etnitizeye ait olarak doğar, daha sonra olmaz. Dolayısıyla bu iyi/kötü şeklinde kategorize edilebilir mi?

Ayrıca kimliğin birçok dereceleri, basamakları da var. Mesela Müslüman, ama nasıl bir Müslüman? Burada Müslümanlığa normatif bir kategori olarak, yani bir Müslüman’ın temsil etmesi gereken değerler çerçevesinden bakıldığında sosyal bir kimlik söz konusu olabilir ki, bu da bulunduğunuz toplum veya gruba göre değişkenlik gösterir.

Asıl mesele insanı hem etnik, cinsiyet gibi doğuştan gelen ve zamanla değişik tesirlere maruz kalan kimliğiyle, hem de kültür gibi sonradan oluşan kişiliğiyle olduğu gibi kabullenebilmek. Sadece sabit kimlikler üzerinden tanım(lam)aya çalışmanın bir anlamı yok çünkü! İnsanlarla konuşmaz, onları sadece görünür olan kimliklerine indirgerseniz, gerçek hüviyetleriyle tanıyamazsınız zaten. İnsanı olumlu manada yönlendirerek istenilen kişiliklerinin oluşmasına yardımcı olabiliriz. ‘Ben kimim?’, sorusunun cevabı 500 sayfalık bir kitap tutabilir. Müslüman’ım, Türküm demekle iş bitmiyor ki! Öyle kolay değil, kimlikleri tanımlamak! Hele hele belli ideoloji veya siyasi görüşü, grup aidiyetini öncelikli veya üst kimlik haline getirenlerin kişiliklerini anlamak daha derin araştırmaya vabeste! Çoğu kez insanın kimliği kendini ifade ettiği gibi olsa da kişiliğini davranışlarıyla ortaya koyar. Zaten doğru olan, problemleri kimlik üzerinden değil, kişilikler üzerinden çözmeye çalışmak.

Medyanın bir kısmı ciddi yanılgı içinde. Sabah akşam Müslüman kimlik üzerinden yayınlar yapıyor. Halbuki etnik ve dini kimlik üzerinden insanları sınıflandırmak ve ademe mahkum etmek ne insanlığa sığar ne de insafa.

05.12.2014 18:30