TAKİP ET

Kardeş aile olmak yaralarımızı sarıyor

Dünya, milyonları oradan oraya sürükleyen mülteci akını karşında ne yapacağını şaşırırken onlar çareyi kardeşlikte buldular. Suriye savaşıyla evlerinden. yurtlarından olan ve Almanya’ya sığınan muhacirlere onlar kardeş aile ile ensar oldular. Helfen ohne zu warten derneği, mültecilere yardım ve sahip çıkma bağlamında tüm Almanya, hatta dünyaya model olacak kardeş aile projesiyle çağımızın kardeşlik destanını yazıyor. Essen, Gelsenkirchen, Duisburg, Bottrob, Oberhausen ve Mülheim kentlerinde mülteci aileleri kendilerine kardeş yapan 120’yi aşkın gönüllü aile dünyaya insanlık dersi veriyor.

Altı kente yayılan ve çağımızın kardeşlik destanını yazan kardeş aile projesi 122 kardeş aile sayısına ulaştı. Projenin babası Helfen ohne zu warten Dernek Başkan Yardımcısı İhsan Gündoğan, “İnsanlara yardım etmedeki manevi haz hiç bir şeyde yok. Buna dokunan bırakamaz” diyor.

Gündoğan, diğer yetkililer, gönüllü kardeş aileler ve mülteciler gazetemize anlattı. İhsan Gündoğan bir arkadaşını bırakmak vesilesiyle mülteci kampına gitmesinin ardından kardeş aile projesi fikrinin doğduğunu aktardı.

Göndoğan, “O gün orda çalışan Tunuslu bir sosyal danışmanla tanıştım. ‘Yarın da gelseniz’ falan dedi ve ben oraya sürekli gitmeye başladım. Mesele böyle başladı. Konu dernekte de gündemimizdeydi. Fakat nereye gidip, nasıl yapacağız derken Ekim ayındaki o ziyaret vesile oldu” dedi.

MÜLTECİLER HER GECE RÜYAMA GİRMEYE BAŞLADI

O buluşmalarda Tunuslu görevlinin mülteci kampında yaşanan problemleri anlattığını kaydeden İhsan Gündoğan, “Eve çıkan insanların da büyük sıkıntıları olduğunu söyledi. Ondan sonra (mülteci kardeş ailelerden birini göstererek) İbrahim’le tanıştım. Onlara da daha yeni anahtar vereceklermiş, evleri tutulmuş. Sonra eve gittik nelere ihtiyaç olduğunu gördük. Öyle başladık” dedi.

O dönem gerekli mobilyayı bulup İbrahim İtilal’in evini yerleştirdiklerini belirten Gündoğan, “Ondan sonra ben haftada en az dört gece rüyamda Suriyeli mültecileri görüyorum. Ya kampa gidiyoruz, ya mobilya taşıyoruz. İşin içine girdikten sonra dert ve sıkıntıları daha yakından görüyorsunuz” diye konuştu.

İHSAN BEY KONUYA DOKUNDU, DERNEK KURUMSALLAŞTIRDI

Helfen ohne zu warten derneği’nin 2010 yılında kurulduğunu bildiren Dernek Başkanı Gökhan Ataş, mülteci akınının olmadığı önceki yıllarda başka ülkelerdeki yoksullar için yardımlar toplayıp ulaştırdıklarını aktarıyor. Gökhan Ataş, “Derneğimiz daha önce Afrika ve Kırgızistan’daki muhtaçlara el uzatmak için kurulan bir dernekti. Bunun yanında Almanya’da, Ruhr bölgesindeki yoksul ve muhtaç insanlara yardım etmek istedik. Mülteci kardeşlerimizle birlikte burada da bir şeyler yapılması gerektiğine karar vererek, geçtiğimiz yıl Kasım ayından itibaren bu çalışmaya başladık. Aslında İhsan abi bu konuya dokundu, derneğe getirdi, biz de bunu kurumsallaştırdık” dedi.

ALTI ŞEHİRDE 122 KARDEŞ AİLE

Dernek merkezinin Essen’de olduğunu kaydeden Başkan Ataş, derneğin çalışmalarının ise çevre kentleri de kapsadığına işaret etti. Ataş, “Ruhr bölgesindeki değişik illerde hizmet veriyoruz. Bunların içinde Gelsenkirchen, Essen, Duisburg, Oberhausen, Bottrob ve Mülheim var. Bu illerdeki mültecilere elimizden geldiğince yardım etmeye çalışıyoruz. Şu anda 122 kardeş aile sayısına ulaştık” dedi.

GÖNÜLLÜLER YARDIMIN TADINI ALDIKÇA PROJE YAYILDI

Dernek olarak çalışma tarzlarını anlatan Ataş, “2010’da kurulmuş bir dernek olduğumuz için bu illerde mevcut gönüllü insanlarımız vardı. Mülteciler konusu doğduktan sonra biz de bu kentlerdeki gönüllülerimizi mültecilerle buluşturduk. Hatta bu konuda öncü insanlar bu çalışmaya öncülük etti, dinamizm kazandırdı. Buluşturduğumuz illerdeki insanlar, yardım etmeyi direkt hissettikleri için o kadar hoşlarına gitti ki. Sonra diğer şehirlere yayıldı çalışma” dedi.

BAŞKA KENTLERDEN TALEP OLURSA YARDIMCI OLMAYA ÇALIŞIRIZ

Şu anda sadece bu kentlerde yapılanmaları olduğunu aktaran Helfen ohne zu warten Dernek Başkanı Gökhan Ataş, “Başka şehirlerden talep olursa, Caritas, Deutsche Rote Kreuz gibi kurumlardan elimizde bir network oluştu. Eğer Köln, Dortmund gibi kentlerden insanlar, ben de yardım etmek istiyorum derse, yardımcı olmaya çalışırız. Bu konuda çalışma yapmak isteyen başka derneklere de seminer verebiliriz” ifadelerini kullandı.

PROJELENDİREBİLİRSEK ÇALIŞMALAR KATLANARAK ARTACAKTIR

122 aileye ulaşan mültecilerle kardeş aile projesini resmen projelendirip projelendirmediklerini sorduğumuz Gökan Ataş, “Yok, şu ana kadar çalışma tamamen gönüllü şekilde yürüyor. Bu 122 aile şimdiye kadar hiç bir yardım almadan kendi imkanlarıyla o insanlara yardım ediyor. Ancak biz şimdi projelendirmek için değişik kurumlara başvurduk. Evet 122 aile kendi imkanlarıyla bunu yapıyor ama daha fazla mali imkan olursa bu çalışmaları katlayabiliriz” dedi.

KARDEŞ AİLELER…

İNSANLARA YARDIM ETMEDEKİ MANEVİ HAZ HİÇ BİR ŞEYDE YOK

Kardeş aile projesinin fikir babası, Helfen ohne zu warten Dernek Başkan Yardımcısı İhsan Gündoğan, uzun süre Türkiye’de kalan ve çalışan, bu yüzden iyi derecede Türkçe de konuşan İbrahim İtilal ve kendisi cerrah, eşi cilt doktoru olan Waseem Al Hoj Yousef ile kardeş aile. Gündoğan, “İlk tanıştığımız İbrahim’di. Ben gerek Salih ağabey, gerek diğer gönüllülerimizde hep şunu gördüm. Mülteci kardeşlerimize yardım için bir şekilde dokunan bir insan bir daha bırakmıyor. Ben, insanlara yardım etmedeki hazzı hiç bir şeyde almadım. Tanzanya ve benzer birçok yere, yurt dışına gittim, kurban kestik, yardım dağıttık. Ama ben bu kardeşlerimizle beraber olma hazzını hiç bir şeyde almadım” dedi.

MÜLTECİLER KESİNLİKLE MUHACİR, BİZ ENSAR OLABİLECEK MİYİZ?

Kardeş aile projesinin Hz. Peygamber’in (sas), Mekke’den Medine’ye göçmek zorunda kalan Muhacirlerle, Medineli Müslüman Ensar’ı kardeş ilan etmesine benzeyip benzemediğini sorduğumuz Gündoğan bakın nasıl cevap verdi: “Mülteci kardeşlerimiz kesinlikle muhacir. Ama biz Ensar mıyız, olabilecek miyiz, bunu bilmiyorum.”
Kardeş aileler olarak nasıl yardımlaştıklarını merak ettiğimiz Gündoğan, “Biz önce ilimizde, etrafımızdaki gönüllülere duyurduk. Bu gönüllülerden bir tanesi de Salih Zortaş abimiz. İşleyişi kendisi anlatsın” diyerek sözü ona verdi.

HELFEN OHNE ZU WARTEN VE PRIMUS EĞİTİM MERKEZİ KARDEŞLİK İÇİN EL ELE VERDİ

Gönüllü kardeş ailelerden biri olan Salih Zortaş, “Ben aynı zamanda buradaki Primus Eğitim Merkezi’nde görevliyim. Primus Eğitim Merkezi’nde mülteci kardeşlerimiz Almanca dersleri görüyorlar. Ben boş olduğum için orda onlara çay pişiriyor, sohbetler ediyorum. Hastane, doktor, kağıt işleri gibi işlerine bakıyorum. O arada İhsan ağabey de, bizim derneğimiz var, bu konuda dernek olarak çalışıyoruz deyince bize de bir fırsat doğdu. Hem bu dernekle beraber, hem de eğitim merkezinin koordinasyonunda, yardıma ihtiyaçlar konusunda paslaşmalar yapılarak bu çalışmalar başladı” dedi. Helfen ohne zu warten Dernek Başkanı Gökan Ataş ise iki dernek arasında işbirliği sözleşmesi yapıldığını bildirdi.

İLK KARDEŞ AİLEMİZİN EVİNİ GÖRÜNCE DONAKALDIK

İlk kardeş ailelerinin Eritre’li genç bir çift olduğunu aktaran Salih Zortaş, “İhtiyaçlarını görmek için evlerine girdik, inanın kupkuru, hiç bir şey yok. Anahtarı vermiş, gidin burası sizin demişler, ama o kadar. Ben de ilk hevesle, metreyle falan gitmiştim, ölçüyorum falan… Sonra o aileyi bir arkadaşımızla paslaştık, ona zimmetledik. Şimdi ise (yanında oturan Riyad Baker’i göstererek) Riyad kardeşim benim kardeş ailem. Bir çocukları olan üç kişilik bir aile kendileri” dedi.

KİMİ MOBİLYA BULDU, KİMİ MUTFAĞI, EŞYAYI KURDU

Sonraki dönemlerde kardeş aile çalışmaları noktasında herkesin bir görev almaya başladığını aktaran Salih Zortaş, “Mobilya arayan, mobilya getiren, arabasını kiralayan. Bu noktada Ahmet Aygümüş kardeşimizin büyük yardımlarını anmak istiyorum. Ona hepimiz müteşekkiriz. Tüm mutfaklarımızı, mobilyalarımızı o kurdu. Kendisi usta, inanın Cumartesi Pazar’ını, hatta işinden artan tüm vaktini bunlar için harcadı. Kendisine Allah razı olsun, yüreği çok büyük bir insan” dedi.

DEVLET MÜLTECİLERİN HERŞEYİNİ KARŞILIYOR ÖNYARGISI VAR

Dernek Başkanı Gökan Ataş ise bu noktada, “Şöyle bir önyargı var. Devlet mültecilerin her şeyini karşılıyor sanılıyor. Öyle bir şey olmadığını gördük. Ev buluyorlar, nüfusa göre para veriyorlar. İl il de değişiyor. Burada vermişler, başka kentlerde vermiyorlar. Sadece anahtarı veriyorlar, içerde ocak var, iki tane de yatak var, bu kadar. Başka bir şey yok” dedi.

YARDIMLARA KATILAN AİLE SAYISI 200’Ü AŞMIŞTIR

İhsan Gündoğan ise, “Almanya’daki normal şartlarda o parayla ev düzmeniz mümkün değil. Ancak birileri size yardımcı olacak, oradan buradan, seri ilanlardan veya dışarıdan bedavaya bir şeyler bulacaksınız öyle. Bu kentte malzeme parası olarak toplam bin 600 Euro gibi bir para vermişler. Ama üç nüfuslu bir aileye bu parayla mobilya bulamazsınız. Ama biz bunu gönüllülerimizle çözdük. Gönüllülerimiz yerel reklam gazetelerine kendi adlarına ilan verip, mülteci aileler için mobilya arıyor. Bazıları bedavaya da veriyor. Bu şekilde bakınca, 122 direkt kardeş aile var ama, böylesi yardımlara dahil olan aile sayısı 200’ü geçmiştir” dedi.

MİSAFİRPERVERLİKTE BİZDEN İLERİLER

Başka çalışmaları da anlatan Gökan Ataş ise, “Değişik illerde akşam programları oluyor, bayanlara yönelik programlar oluyor. Yani irtibat içinde olduğumuz aile sayısı çok daha yüksek” dedi. Salih Zortaş ise, “Ben en az 20 ayrı Suriyeli ailenin evini ziyaret edip onlarla yemek yedim. Tanışıp çay içtiklerimiz belki 50-60’ı geçmiştir. Kendileri de paylaşmayı çok çok seven insanlar. Misafirperverlikte bizim üzerimizdeler. Bir de onların minnet duygusu var, arkadaşlar yardım ettiğinden dolayı. Evlerine gittiğinizde sofrayı öyle bir donatıyorlar ki; neyi varsa koyuyor. Geçen kardeş aileye iftara davetliydik, hanımefendi gerçekten fevkalade bir sofra yapmıştı. Hiç bir şeylerini esirgemiyorlar” dedi.

HERKES KARDEŞ AİLESİNİ KORUYUP GÖZETİYOR

Kardeş mülteci aileye nasıl yardımcı olduklarını sorduğumuz Salih Zortaş, Arkadaşlarımızın hepsi kardeş ailesini koruyup gözetiyor” diye özetledi. Zortaş, “Mülteci kardeş ailelerimizi doktoruna, devlet dairesindeki işlerine her konuda yardımcı olmaya çalışıyoruz. Mülteci kardeş aileler içinde hamile hanımefendiler var. Kızlarımızın gücü yettiğince onları doktora götürmeleri gibi. Yani kadınlar kadınlara, erkekler erkeklere eşlik ediyor. Hanımlarımız, kızlarımız, gelinlerimiz onların hanımefendileriyle ilgileniyor” dedi.

İFTARLAR, YEMEKLERDE BULUŞMAK YETMEZ, KALICI İŞLER YAPMALI

İhsan Gündoğan, özellikle Ramazan’daki mültecilerle iftarlarda buluşmanın sıklıkla yapıldığını, ancak bunun yetersiz olduğunu hatırlatıyor. Gündoğan, “Yemekler yenip dağılıyorlar. Ama esas mesele bu insanlarla ailecek bire bir oturup insanların dertlerini dinlemek, sıkıntılarını öğrenmek. Onlara orada yardımcı olabiliyorsunuz. Esas olan kendilerini yalnız hissetmemeleri. Biz Türk ve Müslümanların bu konuda çok eksiği var. Türk toplumunda bu konudaki duyarsızlık beni çok rahatsız ediyor. Bize edilen çok laf işittik. Oysa bir kere yardım ettiler mi, bir daha bırakmıyorlar. Kardeşliğin tadı bambaşka” dedi.

ZİVER ERMİŞ – GELSENKIRCHEN

01.08.2016 14:18