TAKİP ET

The Economist’in HDP’ye desteği

The Economist dergisinin geçen hafta HDP’ye destek vermesi, medyadan hak ettiği ilgiyi görmese de, birkaç sebepten dolayı çok önemli bir haberdi.

Liberal ekonomiyi ve demokratik değerleri savunmasıyla tanınan The Economist, Türkiye vatandaşlarına, kuvvetle karşı çıktığı sol ekonomi politikalarını öneren ve geleneksel olarak desteklediği türden demokratik çoğulculuğu ancak yakın zaman önce müdaafa etmeye başlayan bir partiye oy vermeleri çağrısında bulundu. Peki ne oldu da dünyanın en etkili dergilerinden The Economist böyle bir tercihte bulundu?

Türklere ve diğer halklara yaklaşan genel seçimlerde oy tercihi tavsiyesinde bulunmak köklü bir Economist geleneği. Dergi Türk seçmenlere 2007 yılında şu iki sebeple AKP’yi tekrar seçmelerini önermişti: ordunun 27 Nisan müdahalesini açıkça reddetmek ve kendi ifadesiyle, “Erdoğan hükümeti son yarım asırdır ülkenin en başarılı hükümeti” olduğu için AKP’yi ödüllendirmek. Dört yıl sonra aynı gazeteciler AKP’nin fazla güçleneceğinden ve baştan çıkıp Türkiye anayasasını kendi kafasına göre değiştireceğinden korktu. Bu tür tek taraflı değişimleri önlemek için bu kez Türkiye vatandaşlarına CHP’ye oy verme tavsiyesinde bulundu.

Şimdi, 2015’te The Economist başka bir partiden yana ve bunun sebeplerinin HDP’nin siyasi programıyla hiç alakası yok. Dergiye göre Cumhurbaşkanı ve eski Başbakan Erdoğan daha önce Türkiye’de ve dışarıda birçokları tarafından alkışlanan eski başarılarını heba etmiş durumda. Ekonomik büyüme keskin bir düşüş içinde, Türk Lirası değer kaybediyor ve Kürt barış süreci yerinde sayıyor. Bütün bunların ötesinde, Erdoğan giderek daha hoşgörüsüz, milliyetçi, Batı karşıtı ve otokratik hale geliyor. The Economist, Erdoğan görevdeyken, onun tercih ettiği şekliyle, kuvvetler ayrılığına dayanmayan Türk tipi bir başkanlığın hızla otoriterliğe kayabileceğinden korkuyor. Derginin editörlerine göre, bu arzu edilmeyen gelişmeyi durdurmanın en iyi yolu HDP’nin yüzde 10’luk seçim barajını aşması olacak: “HDP Meclis’e girdiği takdirde bunun ikili yararı olacaktır: siyasi matematik kuralları uyarınca Erdoğan yürütme yetkileriyle donanmış başkanlık planlarından büyük ihtimalle vazgeçmek zorunda kalacak ve Kürt barış süreci memnuniyet verici bir ivme kazanacaktır. Türkler oylarını HDP’ye vermelidir.”

Beklendiği gibi, HDP’ye dıştan gelen bu açık destek, bazı hükümet yanlısı çevreler tarafından derhal Türkiye’ye karşı, Gezi Parkı protestoları ve Aralık 2013’teki yolsuzluk iddialarından da sorumlu olan aynı uluslararası komplonun bir parçası olarak sunuldu. AKP yanlısı bazı yorumcular, bir kez daha eski Oryantalizm suçlamalarına sarıldılar. Daily Sabah yazarı Markar Esayan, The Economist ile aynı gerekçelerle Erdoğan’ı eleştiren New York Times’a saldırdığı yazısında, Türkiye’de demokrasi sorunu olmadığını söylüyordu. Esayan’a göre The Economist ve New York Times’ın Türkiye’yi eleştirmeleri, “Türkiye’nin artık muz cumhuriyeti gibi davranmaktan vazgeçmesinden kaynaklanıyordu.” Diğer bir deyişle, kötü niyetli ve bilgisiz yabancılar, Türkiye’nin ne kadar ileri gittiğini görmeyi reddediyor ve Türkiye’nin artık başkalarından emir almayan kendine güvenli bir küresel aktör haline geldiği gerçeğine katlanamıyordu.

Burada, kendi kendini kandırmaya dayalı trajik bir körlük söz konusu: Türkiye’nin siyasette ve medyadaki istisnasız bütün eski yabancı dostlarının Türkiye’nin doğru yöne değil, yanlış ilerlediği kanaatinde oldukları görülmüyor.

İster Avrupa veya Amerika basınındaki seçim öncesi analizleri okuyun, ister uzun zamandır Türkiye yanlısı tutumuyla bilinen siyasetçilere kulak verin, hepsi The Economist ve New York Times’ın ortaya koyduğu türden makul ve olumsuz değerlendirmeleri tekrarlıyor. Seçime sayılı günler kalmışken, dışarıdan gelen ve seçimle ilgili mevcut tutuma uygun düşmeyen dostane tavsiyelerin bir kenara itilmesi veya alaya alınması kaçınılmaz. Korkarım ki bu retçi tutum, kendisini mevcut AKP liderliğinin attığı bütün adımları savunmaya tümüyle adamış olanlar varken, değişmeyecek. Aynısı Erdoğan’a ve onun Yeni Türkiye’sine hâlâ inanan yaklaşık yüzde 35’lik seçmen kitlesi için de geçerli.

Bununla birlikte seçimlerin kilidi, daha önce AKP’ye oy veren, fakat şimdi kuşkuya düşmüş olan yüzde 10-15 oranındaki seçmenin elinde. 2011’den beri bir şeylerin yanlış gittiğinin farkındalar ve buna dair sinyali en iyi nasıl vereceklerini düşünüyorlar. En azından bir kısmı The Economist’in tavsiyesini ziyadesiyle ciddiye alacaktır.

04.06.2015 19:30