TAKİP ET

Türkiye’yi AB’ye bağlayan bağlar

Geçen hafta Türkiye ve AB, 20 yıllık Gümrük Birliği’ni modernize etmek konusunda anlaşmaya vardılar. Bu, pek çok sebepten iyi bir haber.

Analistlerin büyük çoğunluğu Gümrük Birliği’nin Türkiye’nin ekonomik kalkınmasına ciddi katkılar yaptığında hemfikir. Kemal Kirişçi (Brookings Enstitüsü) ve Sinan Ekim’in (İstanbul Politikalar Merkezi) geçenlerde Türkiye’nin ticaret politikasına dair yayımladıkları çalışma raporunda dedikleri gibi: “Türkiye’yi AB’nin düzenleyici standartlarını benimsemeye ‘cesaretlendirmek’ ve AB iç pazarına ayrıcalıklı erişim sunmakla Gümrük Birliği Türk mamul mallarının rekabet gücünü artırdı.” Türkiye ile AB arasındaki karşılıklı ticaret 1995’te 28 milyar dolarken, 2014’te yaklaşık 158 milyar dolara ulaşarak altı kat arttı. AB ülkeleri, Türkiye’nin açık ara en büyük ihracat pazarı olmasının ötesinde, 2007-2013 yılları arasında Türkiye’deki doğrudan yabancı yatırımların yüzde 70’ine sahip. Aynı dönemde Türkiye’nin yurtdışındaki yatırımlarının da yüzde 60’ı AB dahilinde gerçekleşti.

Gümrük Birliği’nin Türkiye’ye son derece fayda sağladığına kuşku yok. Ancak mevcut anlaşmayla ilgili bazı sorunlar da yok değil. Bu sorunlardan ikisi en büyük önemi haiz: Birincisi, hizmetleri ve tarımsal ürünleri kapsamaması; ikincisi ise Türkiye’nin AB’nin ortak ticaret politikasına (sözgelimi Meksika ve Güney Afrika gibi ülkelerle yaptığı önemli ticaret anlaşmalarına), müzakerelere katılmaksızın uymak mecburiyetinde oluşu. AB ile ABD arasında yeni ve potansiyel olarak devasa bir ticaret anlaşmasının ufukta görünmesiyle beraber, Türkiye, makul ve mantıklı sebeplerden dolayı, bu anlaşmanın ABD ile ticareti üzerinde muhtemel olumsuz etkiler yapacağından endişe duyuyor.

Türkiye anlaşmayı kendisi için muazzam bir zafer olarak sunmak için elinden geleni yapıyor ve AB’nin halihazırda Türkiye’nin bütün isteklerini kabul ettiğini öne sürüyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın iktisadi ve mali danışmanı Cemil Ertem, Daily Sabah’taki köşesinde AB’nin Türkiye’nin taleplerine olur verdiğini yazdı. Ertem ilginç bir şekilde, bir adım daha ileri gidiyor. Ona bakılırsa, yeni Gümrük Birliği, “Türkiye’nin tam AB üyeliğini kaçınılmaz kılan tarihi bir adım.”

Uzun yıllardır Türkiye’nin AB üyeliğini destekleyen biri olarak, Ertem’in, iktidar partisi içinde AB ile ilgili mevcut olumlu havayı yansıttığı aşikar olan iyimserliğini paylaşabilmeyi dilerdim. Fakat mümkün değil. Ertem’in iddiası gerçeği yansıtmıyor.

Evet, hem Türkiye hem AB’nin Gümrük Birliği’ni yenilemek istemesi iyi bir işaret. Fakat geçen hafta üzerinde uzlaşmaya vardıkları şey, müzakerelerin gündemi. Asıl görüşmeler ancak her iki taraf müzakere konularını formüle ettikten sonra başlayacak, ki bu AB açısından birkaç aylık ilave bir süre alabilir. Türkiye endişe konularının hepsinin gündeme alınmış olmasından dolayı memnuniyet duyabilir, fakat geçen haftaki uzlaşma, bu meselelerin nihai noktada nasıl ele alınacağına dair hiçbir şey söylemiyor.

Neden dereyi görmeden paçaları sıvamamamız gerektiğine dair iki örnek vermek isterim. Müstakbel müzakere çerçevesinin sunumunda AB Ticaret Komiseri Cecilia Malmström şunu vurguladı: Yeni bir Gümrük Birliği anlaşmasına varılmadığı sürece, Türkiye AB ile ABD arasında, yeni bir transatlantik ticaret anlaşmasına yönelik görüşmelere katılamayacak. Türkiye sadece AB tarafından kat edilen ilerlemeye dair bilgilendirilecek.

İkinci örnek, güncellenmiş Gümrük Birliği’ne hizmetlerin de dahil edilmesiyle ilgili. Bu son derece hayırlı olacak, fakat o noktaya varmak için Türkiye’nin kamu ihaleleriyle ilgili yasalarını köklü şekilde değiştirmesi ve Avrupa standartlarıyla uyumlu hale getirmesi gerekecek. Bu da sözgelimi, büyük devlet ihalelerinin şartnamelerinin artık son dakikada değiştirilememesi anlamına gelecek; hatırlanacağı gibi üçüncü havalimanı ihalesinde böyle yapılmış ve iktidar partisine yakın konsorsiyumun ziyadesiyle lehinde bir karar verilmişti.

Öngörülebilir gelecekte Türkiye ile AB’nin, ikisini ekonomik olarak birbirlerine bağlayan bir dizi yeni bağı formüle etmeye çalışacak olmasından dolayı mutluluk duyduğumu tekrarlamak isterim. Fakat sonuçla ilgili yanılsamalar yaratmanın kimseye bir faydası olmayacaktır.

17.05.2015 10:30