TAKİP ET

Türkiye’nin PKK ile IŞİD’i bir tutması ikna edici değil

Türkiye, terörle mücadeleye dair iyi niyetleriyle ilgili olarak dünyanın geri kalanını ikna etmek üzere, çok katmanlı bir diplomatik taarruz başlattı.

Amaç, hükümetin şu iki tartışmalı eylemini izah etmek ve savunmak: Birincisi; Türk devletinin, ülkenin güneydoğusunda PKK destekli silahlı isyana karşı gerçekleştirdiği ve Türkiye’de ve Türkiye dışında gaddarlığı nedeniyle şiddetle eleştirilmiş olan operasyonları. İkincisi, Türkiye’nin Suriye Kürt Demokratik Birlik Partisi’ni (PYD) ve onun silahlı kolu olan Halk Koruma Birlikleri’ni (YPG), Cenevre’de yapılması planlanan barış görüşmelerinde Suriyeli muhalefet heyetinin bir parçası olarak kabul etmeyi reddetmesi ve görüşmelerin de bu nedenle ertelenmiş olması.

İki hafta önce, Büyükelçiler Konferansı’nın açılışında şüpheci bir dinleyici topluluğuna konuşan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Türkiye’nin mevcut pozisyonunu izah girişiminin temellerini şöyle ifade etti : “Bizim için ‘iyi’ ya da ‘kötü’ terörist yok. PYD/YPG ve DAİŞ (IŞİD) , PKK ile,  Halkın Kurtuluş Ordusu/Cephesi ile, El Kaide ve El Nusra ile aynı.”

O zamandan beri, Türk hükümetinin tüm temsilcileri, aynı mesajı yaymak üzere, bilhassa Amerikalı ve Avrupalı yetkililerle olan temaslarında, son derece aktif durumdalar. Geçen hafta Davos’taki Dünya Ekonomik Forum’unda, Başbakan Ahmet Davutoğlu, Türkiye’nin yukarıda bahsi geçen terör örgütleri arasında hiçbir fark görmediğinin altını çizdi ve uluslararası topluma, Türkiye’nin PKK’ya karşı savaşında, IŞİD’le olan savaşta gösterdiği aynı dayanışmayı sergilemesi çağrısında bulundu. Pazartesi günü, Türkiye ile AB arasındaki Siyasi Diyalog Toplantısı sonrasında Çavuşoğlu, diğer ülkelerin YPG’yi, Suriye’nin bir bölümünü kontrol ettiği için Cenevre konferansında görmek istiyorlar ise, IŞİD’i ve El Nusra’yı da davet etmeleri gerektiğini, zira bu örgütlerin de Suriye’nin geniş kesimlerini kontrol ettiklerini söyledi.

Ancak bu kampanya iki bariz nedenden ötürü işlemiyor: Güneydoğuda gerçekleştirilen halihazırdaki operasyonlara yönelik eleştiri ile PKK’ya sempatiyi bir tutuyor ve dünyanın geri kalanı için IŞİD’i yok etmenin bir numaralı öncelik olduğunu kabul etmeyi reddediyor.

Türkiye’nin mevzuyu nasıl anlayamadığına dair bir örnek vereyim. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü ve iktidar partisinin ideolojik liderlerinden biri olan İbrahim Kalın, Daily Sabah’taki son yazısında, Ankara’nın PKK’ya karşı operasyonlarına dair neden hiçbir eleştiri kabul etmediğini açıklamaya çalışıyor. Kalın, Batı medyasını ve aydınları, PKK propagandasına aldanmakla suçlayarak başlıyor, zira Kalın’a göre, Batı medyası ve aydınlar, PKK’yı tamamen iyi niyetlere sahip bir “barış güvercini” gibi görüyorlar. Kalın’ın hangi gazetecilerden bahsettiğini bilmiyorum, ama çizdiği bu kandırılmış ve saf yabancılar portresi, absürt. Bildiğim hiçbir Avrupalı ya da Amerikalı gazeteci, PKK’nın sempatik, barışsever bir grup olduğunu düşünmüyor.

ABD ve Avrupa’daki donanımlı analizcilerin ve politikacıların büyük çoğunluğu, PKK’ya sempati duymuyor. Ancak, Türk hükümetinin, provokatif özerklik ilanlarına tepki veriş şekline ve tanık olduğumuz kent savaşı taktiklerine dair sorunları var. Amerikalıların ve Avrupalıların eleştirdiği şey, haftalarca süren sokağa çıkma yasakları, savaş alanı benzeri yıkımlar, sivil ölümler ve seçilmiş Kürt siyasetçilerle bir diyalog içine girilmesinin reddi. Çarpıtılmış bir terörist seven eleştirmenler tablosu çizmek yerine, Türk hükümeti, orantısız şiddete ve ayrım gözetmeden hedef almalara dair bu somut örneklere bir cevap vermeli.

Ancak böylesi dürüst ve özeleştiri yapan bir değerlendirme, Türkiye aleyhtarlarını, Ankara’nın mevcut terör tehdidine ve bunun altında yatan nedenlere dair kalıcı bir çözüm arayışında doğru yolda ilerlediğine ikna edecektir.

Benzer bir saiklerin yanlış okunması durumu Türkiye’nin Suriye konusunda da yalnız kalmasına yol açtı.  PYD/YPG’yi Suriye barış görüşmelerinin dışında tutmaya çalışmak, Türkiye’ye hiçbir şey kazandırmayacak bir strateji. Diğer tüm esas aktörler, hakim Suriyeli Kürt temsilcileri masada tutmak istiyor, zira sahadaki IŞİD karşıtı faaliyetlerini takdir ediyorlar ve Kürtleri dahil etmeksizin Cenevre’de etkili bir anlaşmaya varılamayacağının farkındalar.

Türkiye’nin, gerçekliği kabul etmesinin ve istenilen etkiyi yaratmayacak olan mukayeselerle ortaya çıkmaya son vermesinin zamanı geldi. Zira hedef kitle, ayrı telden çalıyor.

27.01.2016 15:41