TAKİP ET

Türkiye’nin misafirperverliği sınırları

Suriyeli mültecilerin Türkiye’den Yunanistan’a doğru akışının ne zaman duracağı bilinmezken ve bu tehlikeli göç biçimi kaçınılmaz trajedilere yol açarken Türkiye’nin artık şu rahatsız edici soruya yanıt vermesinin vakti gelmiş demektir:

Neden tüm bu Suriyeliler Türkiye’den ayrılmak ve devasa risklere rağmen Avrupa Birliği’ne ulaşmak istiyorlar? Türk politikacı ve analistlere bakacak olursa Türkiye, ülkelerindeki dehşetten kaçan 2 milyondan fazla Suriyeliye kapılarını açarak büyük bir iş yapmıştır. Türkiye, dünyada en fazla mülteci barındıran ülke ve görünüşe göre tam da bu nedenden dolayı kimsenin Türkiye’nin mülteci politikasından kuşkulanmaya ya da bu politikayı eleştirmeye hakkı yok. Asıl suçlu olanlar bencil, ırkçı ve/veya İslamofobik oldukları için yükü paylaşmayı reddeden Avrupalılardır. Ama binlerce Suriyeli mültecinin niçin Türkiye cennetini terk edip Avrupa cehennemine gitmeyi tercih ettiği sorusu yanıtlanmayı bekliyor. Aslında yanıt basit: Suriyeli mülteciler için Türkiye cennet, Avrupa’da cehennem değil.

Burada beni yanlış anlamayın: Suriye’de iç savaşın başladığı 2011 tarihinden bu yana Türkiye, son derece cömert davranmış, her Suriyeli mülteciye Türkiye’de sınırsız kalma hakkı vermiştir. Sınır boyunca modern kamplar kurulmuş ve bu kampların dışındaki Suriyelilere Türk sağlık sistemine erişim gibi yollarla yardımcı olunmuştur. Eminim ki Suriyelilerin hepsi geleneksel Türk misafirperverliğinin bu modern versiyonu için minnettardır ve minnettar kalacaklardır. Ama her zaman belli sınırlar da olmuştur ve bu sınırlar her geçen gün daha belirgin hale gelmektedir. The Disorder of Things adlı internet sitesinde yakın dönemde yayınlanan son derece ufuk açıcı makalesinde Ankara Bilkent Üniversitesi’nde yardımcı doçent olan Can Mutlu, bu yapısal sorunların neler olduğunu açıklıyor.

Öncelikle Suriyeli mülteciler Türkiye’den sığınma talep edemiyorlar, ama Suriyeli misafirlerin en kısa zamanda evlerine döneceği umuduyla geçici bir koruma rejimi altında yaşıyorlar. Bu statü onlara çalışma hakkı vermiyor; bu da pratikte Suriyelilerin birçoğunun işi olmadığı ya da inanılmaz derecede düşük ücretler karşılığında ve kötü sağlık ve güvenlik şartları altında çalışmak zorunda kaldığı anlamına gelmektedir. Bazı Suriyelilerin, Türkiye’de kendilerine yeni bir hayat kurabildikleri doğrudur, ancak çoğunluk için bu geçerli değildir.

Evet, Türkiye gerçekten büyük bir geçici çözüm sunmuştur, ama mültecilerin artık yakın bir zamanda eve dönmesinin mümkün olmadığı ortaya çıktığına göre acilen uzun vadeli bir çözüme ihtiyaç duymaktadır. Topluma entegre edilmeyen çok sayıda mültecinin toplumsal kabulünün giderek azalması diğer birçok ülkenin de yüz yüze kaldığı ortak bir sorundur. Buradaki sıkıntı, Ankara’nın bu tatsız gerçeği kabul etmeye ve buna göre harekete geçmeye isteksiz görünmesidir.

Bunu yapmanın bir yolu, Türkiye’nin mülteci politikasındaki kilit bir unsur olan şu kötü ün yapmış “coğrafi sınırlama” kavramının yeniden ele alınması olacaktır. Bu kavrama göre temel olarak tarihsel nedenlerden dolayı sadece Avrupalılar Türkiye’ye iltica başvurusunda bulunabilirler. Geriye kalanlar ise burada herhangi bir statüye sahip olmadan kalmak, BM Mülteciler Yüksek Komiserliği tarafından gelecek onayı yıllarca beklemek (günümüzde bu bekleme süresi yaklaşık 10 yıldır) ya da Suriyeli mültecilere mülteci olarak tanınma ve yeni bir hayata başlama şansı veren bir ülkeye gitmek zorundadır. Birçok Suriyeli mültecinin de dile getirdiği üzere Türkiye’deki en önemli sorunları burada sadece hayata tutunabilmeleri, ama yaşayıp refahlarını geliştirememeleri. Türkiye en azından bazı Suriyelilere daimi statü vererek toplumun ayrılmaz bir parçası haline gelebilmelerinin yolunu açarsa bu, Suriyelileri Türkiye’de kalmaya ve hayatlarını uydurup lastik botlarda riske atmamaya ikna edebilir.

Şu anda Türkiye’nin Suriyelilerin yasal ve normal yollardan Türkiye’yi terk edip Avrupa’ya girmemelerine izin vermemek için bir başka nedeni de Türkiye ile AB arasındaki bir dizi anlaşmadır. Bu anlaşmalara göre, AB üyesi devletlerin, AB topraklarına Türkiye’den giren göçmenlerin iltica başvurularının reddedilmesi halinde geri gönderme hakkı vardır. Niçin geçici bir süreliğine de olsa bir geri kabul anlaşmasını daha esnek biçimde yorumlayıp Türkiye’nin Suriyeli mültecilere AB’ye daha güvenli bir şekilde ulaşma konusunda yardımcı olmasına izin vermeyelim? Nitekim bu mültecilerin hemen hemen hepsinin Avrupa’ya varınca mülteci olarak kabul edileceği garantidir. Bu hafta Türkiye’yi ziyaret edecek olan Avrupa Konseyi Başkanı Donald Tusk ile bu seçeneği değerlendirmemek için hiçbir neden yok.

Öyle ya da böyle, Türkiye artık geçmişin görkemli politikalarının arkasına saklanamaz. Günümüzün ve geleceğin acil sorunlarına çözümler geliştirmek zorundadır.

09.09.2015 15:40