TAKİP ET

Türkiye ve Suudi mıknatısı

2015’in Türk-Rus ihtilafıyla bitmesinin ardından, yeni yıl, S.Arabistan ile İran arasındaki diplomatik kavgayla başladı.

Geleneksel hasımlar arasındaki her iki anlaşmazlığın da Suriye’deki savaşın ve bir bütün olarak Ortadoğu’nun yakın geleceği üzerinde muazzam etkileri olabilir. Bilhassa Riyad-Tahran hattındaki ağız dalaşının bölgedeki birkaç ülkede Sünniler ve Şiiler arasında mezhep savaşlarına yol açma potansiyeli var. Ankara, taraf tutmak konusunda baskı altında kalacaktır ve çoğu gözlemci tarafından da Suudilere yakın görülüyor.

S.Arabistan-İran ilişkileri hızla kötüleşti. Tüm diplomatik temaslar kesildi ve birkaç Sünni ülke de bunu takip etti. Türkiye’de yorumcuların çoğu Davutoğlu hükümetini bu kavgaya girmemesi yönünde uyardı. Pazartesi günü yapılan Bakanlar Kurulu toplantısının ardından Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, hem iki ülke hem de bütün bölge devam eden düşmanlıktan zarar göreceği için Riyad ve Tahran’a gerilimi yatıştırma çağrısında bulunduğunda, bu uzak durma yaklaşımında hemfikir görünüyordu. Kurtulmuş ayrıca idam cezasına karşı olduğunu da açıkça ifade etti. Böyle yaparak, Türkiye, her ikisi de hem Şii din adamının idam edilmesini hem de İranlı yetkililerin Suudi elçiliğine yönelik saldırıyı durdurmadaki gönülsüzlüğünü kınayan ABD’nin ve AB’nin yanında yer almış oldu.

Buraya kadar her şey yolunda görünüyor. Ama Türkiye bu çizgisinde ısrar etmeyi başarabilecek mi? Şüpheci olmak için, her biri Türkiye’nin Riyad’ın tarafını tutacağını işaret eden üç sebep var.

Birincisi yakın zaman önce kurulan Suudi Arabistan öncülüğündeki “Teröre Karşı İslam İttifakı”. Katar, Ürdün ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi, Türkiye de bu ittifaka katıldı, fakat şaşırtıcı olmayan şekilde Irak, Suriye ve İran katılmadı. İttifakın bölgedeki Şii yayılmasına karşı bir Sünni girişimi olduğu açık. Bu, yeni Suudi Kralı Salman’ın geçmişte açıkça savunduğu bir hedef.

Hüriyet Daily News Genel Yayın Yönetmeni Murat Yetkin’in işaret ettiği üzere, Türkiye’nin ittifaktaki iştiraki açıkça belirtilmedi. Ankara’daki bazı görüşlere göre, Türkiye sadece politik ve ideolojik katkı sunacak. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun da aralarında yer aldığı diğer isimler ise, Türkiye’nin askeri boyut da dahil olmak üzere ittifakın her eyleminde yer alacağını belirtiyor. Aralık sonunda Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Suudi Arabistan ziyareti sırasında Ankara ve Riyad, önemli konuları tartışmak üzere bir Üst Düzey Stratejik Konsey kurma konusunda da anlaşmaya vardı. Verilen bu sözlere bağlı kalıp aynı zamanda dünyanın geri kalanı tarafından, gönülsüz de olsa, Suudi müttefiki olarak algılanmamak, Türkiye açısından epey yaratıcılık gerektirecek ve belirsizliğe yol açacak.

Türkiye’nin müstakbel tarafına dair şüphe duymanın ikinci nedeni ise Suriye’deki savaş ve Esad karşıtı isyancıları desteklemek konusunda Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki yakın işbirliği. Riyad-Tahran ihtilafının patlak vermesinden hemen sonra Suriye İslam Konseyi ve (bazıları Türkiye tarafından desteklenen) 26 isyancı grup Suudi Arabistan’a desteğini açıkladı. Türkiye’deki Suriye Ulusal Konseyi de Riyad’ın hamlesini desteklediğini duyurdu. Birleşmiş Milletler liderliğindeki Suriye barış görüşmeleri yaklaşırken, Türkiye, yıllardır desteklediği isyancılarla arasına gerçekten mesafe koyabilecek mi? Ya da Ankara, Suudi Arabistan’ın ve Suriye’deki anamuhalefet gruplarının Esad rejiminin patronları olan İran ve Rusya’ya yönelik çok daha eleştirel bir duruş almasını kabul ederken, kenarda durmayı sürdürecek mi?

Son olarak, Türkiye, resmî olarak Suudi Arabistan ile belli konularda daha yakın işbirliği teklifinde bulunmuşken, Suudi-İran ihtilafında tarafsız kalmayı nasıl başaracak? Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, birkaç gün önce Riyad’dayken, yerlerinden edilmiş Suriyeli mülteci çocukların eğitimi konusunda Suudi Arabistan ile birlikte çalışma ihtiyacını vurguladı. Köktenci görüşleri yayan din okullarını destekleyen Suudi politikasının dünya genelinde terörist şiddetin temel kaynaklarından biri olarak görüldüğünü unutmayın. Türk-Suudi ortak okullarında okutulacak müfredata kim karar verecek?

06.01.2016 16:41