TAKİP ET

Türkiye ile AB mülteciler konusunda acilen anlaşmalı

Bugün AB liderleri, kontrol edilemez görünen mülteciler ve göç kriziyle ilgili acil bir toplantı çerçevesinde bir araya gelecek.

Toplantıda sayılar, kriterler ve “istisnai şartlar” denen meselelerde, üye ülkelerin yeniden iskan sisteminde yer almamasına imkan verecek bir yığın pazarlık yapılacak. Birlik dahilinde, zorunlu kotalarla ve daha genelde, bir yandan Almanya, Fransa ve İtalya, diğer yandan Romanya, Çek Cumhuriyeti ve Slovakya gibi ülkeler arasındaki arzu edilen müstakbel AB göç politikasıyla ilgili derin bir ayrım olduğunu herkes biliyor.

Türkiye’nin perspektifinden bakıldığında, AB içindeki bu kavganın sonucu büyük bir önem arz ediyor. Bunun tek sebebi her bir ülkenin tam olarak kaç mülteci almayı kabul edip etmeyeceği değil. Zirvede AB devlet ve hükümet başkanları göçün derinlerindeki sebeplerle nasıl mücadele edileceğini, gelecekteki olası krizleri önlemenin en uygun yollarını ve bu çerçevede Türkiye’nin oynayacağı kilit rolü de tartışacak.

Politico dergisinde yer alan habere göre geçen hafta boyu Berlin, Paris ve Roma Ankara ile bir anlaşmaya varmak için gayret gösterdi. Almanya Dışişleri Bakanı Walter Steinmeier, cuma günü Türkiye’ye planda olmayan bir ziyarette bulundu ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile seçenekleri masaya yatırdı. Görünüşe göre AB, daha fazla mültecinin Türkiye’de kalmasını sağlamak için Ankara’ya mali yardımı artırmayı planlıyor. Fakat ufukta Suriye’deki krizin sonunun görünmediği, mültecilerin kısa süre içinde dönme ihtimalinin olmadığı ve Türkiye ekonomisinin zor günler yaşadığı bir ortamda, Ankara 1 milyar Euro’nun üzerinde yardım istiyor. Merak edilen hususlardan biri, toplantıda bu mesele hakkında nasıl bir sonuç çıkacağı.

Ancak böyle bir çözüm (yani AB’nin Suriyeli mültecilerin Avrupa’ya sığınmaya çalışmasını önlemek için Türkiye’ye para vermesiyle) çok büyük ihtimalle işe yaramayacak. Suriyeli mültecilerin Türkiye’den ayrılmaya karar vermelerinin ve Avrupa’ya doğru tehlikeli bir yolculuğu göze almalarının ardında bazı yapısal sebepler var: Türkiye’de iltica ve buna bağlı hakkı elde etmenin imkansız olması ve giderek durgunlaşan bir ekonomide Türkiyelilerle Suriyeliler arasında iş, barınma ve hizmet konularında rekabetin artması. Brüksel’den daha fazla para gelmesi, bu sorunları çözmeyecek. Türkiye’nin sırtındaki mali yükü hafifletecek ve belki bazı Suriyelileri Türkiye’de kalmaya ikna edecek, fakat mevcut etki-tepki faktörleri köklü olarak değişmeyecek.

İşte bu yüzden daha köklü çözümler de dikkate alınmak zorunda. Bunun örneklerinden biri, AB ile Türkiye-Balkanlar arasındaki ilişkiler konusunda uzmanlaşmış bir düşünce kuruluşu Avrupa İstikrar İnisiyatifi’nin (ESI) geçen hafta sunduğu öneriler. ESI’ye göre yüz binlerce mülteci adayı ve göçmenin AB’ye kontrolsüz akınını durduracak anahtar Türkiye’nin elinde. İhtiyaç duyulan şey, gerek AB gerek Türkiye’nin yükü paylaşma ve dayanışma konusunda ciddi bir kararlılık göstermesi. Bunun sebebini ESI gayet açık bir şekilde formüle ediyor: “Türkiye’nin Suriyelilerin gidişini önlemek için ağır güvenlik önlemlerini devreye sokmasını ve Avrupa hiçbir şey yapmadan seyrederken Yunanistan’a ulaşanları geri almasını beklemek, tümüyle gerçekdışıdır.”

Velhasıl ESI bu sebeplerden dolayı Almanya’ya odaklı, fakat AB’nin geri kalanına da uygulanması gereken iki uçlu bir strateji öneriyor: “İlk olarak: Almanya gelecek 12 ay zarfında, iltica başvuruları Türkiye’den başlayarak düzenli bir şekilde yapılacak 500 bin Suriyeliyi almayı taahhüt etmeli (bugünlerde Berlin’de tartışılan sayı 500 bin; AB için bu sayı toplamda 1 milyon olabilir)… AB ülkeleri, bu insanların onca tehlike altında denizden ve karadan yolculuk yapmasını beklemek yerine, başvuruları Türkiye’de değerlendirmeye almalı ve başvurusu kabul edilenleri Almanya’ya hava yoluyla getirmeli. İkinci olarak: Yeni iltica başvuru sürecinin ilan edildiği tarihten başlayarak, Midilli, Sisam, İstanköy veya diğer Yunan adalarına ulaşmış bütün mülteciler, yeni bir Türkiye-AB anlaşması temelinde, Türkiye’ye geri döndürülmeli.”

Diğer bir deyişle: Suriyeli mülteciler AB’ye iltica taleplerini Türkiye’de, yüksek kabul edilme şansı üzerinden yapmaya zorlanacak. Pek çok Suriyelinin hukuki ve düzenli bir yoldan ayrılmasıyla beraber, Türkiye’nin omuzlarındaki mali ve toplumsal yük büyük oranda azalacak. Bu resmi yoldan, sözgelimi insan kaçakçıları aracılığıyla kaçmaya çalışanlar için güçlü bir caydırıcılık söz konusu olacak, zira Türkiye’ye geri döndürülecekler. Bu da yeraltındaki suç çetelerinin ve insan kaçakçılarının işini bozacak.

Bütün köklü çözümlerin elbette ki eksik tarafları ve tartışılması gereken ayrıntıları vardır. Fakat öngörülebilir gelecekte bizimle beraber olacak bir sorunla ilgili gerçek ilerleme sağlamak için bu “ezber bozucu” fikirlere ihtiyacımız var.

23.09.2015 16:11