TAKİP ET

Türkiye, dünyanın geri kalanına karşı

Dünyanın geri kalanı, Suudi Arabistan’ın iç ve dış politikalarıyla ilgili olarak giderek mutsuz ve öfkeli hale gelmekteyken, Türkiye, Riyad’daki yöneticilerle arayı ısıtarak bu eğilimden kendisini uzak tutuyor gibi görünüyor.

ABD ve Avrupa’da Suudilerle ilgili büyüyen hüsran, aralarında önde gelen bir Şii din adamının da bulunduğu 47 kişinin idam edilmesinden evvel zaten başlamıştı. Birçok sebepten dolayı, 2015, S.Arabistan ile ABD/Avrupa arasındaki ilişkiler açısından iyi bir yıl değildi.

Şiddetli IŞİD tehdidi ve ideolojisinin dünya genelindeki çok sayıda genç Müslüman arasındaki popülaritesi, dikkatleri, Batı’da büyüyen bir hedef kitleden, Suriye/Irak’taki cihadçıların radikal İslamcılığı ile Suudi devleti tarafından desteklenen İslam’ın resmi Vahhabi yorumu arasındaki benzerliğe çevirdi. Gerçekten de IŞİD yönetimindeki okullarda okutulan ilk kitapların S.Arabistan’da yazılmış ve basılmış olması tesadüf değildi.

Öte yandan, IŞİD yandaşları, ellerindeki onlarca esiri başları kesilirken gururla kayda alırken, S.Arabistan’ın da kapalı kapılar ardında aynı insanlık dışı politikayı, 2015’te 157 idamla yeni bir rekora ulaşarak, sürdürdüğü bilgisi rahatsız ediciydi.

Çok sayıda Avrupalı politikacı açısından tüm bu tartışmalı Suudi politikalarının simgeleştiği isim, Suudi aktivist ve blog yazarı Raif Bedevi oldu. Bedevi, Cidde’deki meydanda 50 kırbaç cezasına çarptırıldı ve Suudi aktivist, İslam’a hakaret ettiği gerekçesiyle 1000 kırbaç ve 10 yıl hapis cezasına mahkum edildi. Bedevi, Ekim 2015’te Avrupa Parlamentosu’nun cesur insan hakları savunucularına verdiği prestijli Sakharov Ödülü’nü almıştı.

Batı medyasında, Suudi krallığındaki iç baskıya ve Riyad’ın en başta Suriye olmak üzere bölgedeki çatışmalardaki daha görünür hale gelen rolüne daha fazla yer verilmesiyle, İslamcılığın hoşgörüsüz ve şiddet içeren bir yorumunu aktif olarak uygulayan ve destekleyen bir ülkeyle birlikte İslamcı köktenciliğe karşı savaş vermenin ahlaken meşru ve siyaseten etkili olup olmadığı yönünde şüpheler baş gösterdi.

Onyıllardır Ortadoğu’da sürdürülen fırsatçı Batı politikalarının gerçekliğini tecrübe edinmiş siyasetçiler ve analistler, tüm bu şüphelere rağmen, ABD ve Avrupa’nın kuvvetle muhtemel Suudi yöneticilerle yakın olma politikasını değiştirmeyeceklerinin altını çizmekte vakit kaybetmeyeceklerdir. İnsan hakları açısından bakıldığında, Batı ile S.Arabistan arasındaki ilişkinin yıllardır son derece sorunlu olduğu kesinlikle doğru, fakat günün sonunda bu endişeler her daim stratejik hesaplamalara yenik düştü.

Yine de bir şeyler değişebilir. Foreign Affairs internet sitesindeki bir makalesinde, Carnegie Endowment düşünce kuruluşundan Richard Sokolsky, ABD’nin bu defa neden Suudilere karşı sert olabileceğini ve olması gerektiğini izah ediyor. Sokolsky, geçmişte S.Arabistan’ın tartışmalı politikalarının yanına kalmasının 5 nedeninden bahsediyor: Petrol, silah satışları, terörle mücadele işbirliği, İsrail-Filistin barış sürecine destek ve monarşinin radikal İslamcı fethine karşı elde kalan son kale olduğu algısı.

Ancak, 2016’da ABD, petrolünün sadece yüzde 10’unu S.Arabistan’dan aldı, barış süreci öldü ve bir ‘fetih’ olası görünmüyor. Geriye silah satışlarının kârlılığı ve teröristlerle ilgili istihbarattaki işbirliği ihtiyacı kalıyor. Sokolsky’ye göre, ABD’nin elinde hâlâ çok fazla koz var ve Suudilerin ABD’ye ihtiyacı ABD’nin Suudilere ihtiyacından daha fazla. Bu yüzden, Washington, nüfuzunu kullanmaya başlamalı ve Riyad’daki yöneticileri, İslam’ın hoşgörüsüz yorumunun öğretildiği okullara maddi olarak desteklemeye son vermeye ve Suriye’deki İslamcı radikal grupları destekleyen özel Suudi fonlarına göz açtırmamaya zorlamalı.  Başka ülkelerdeki tartışmalara bakıldığında, Sokolsky’nin savları çok sayıda Batı başkentindeki bir yaklaşım değişikliğini yansıtıyor gibi görünüyor.

Eş zamanlı olarak Türkiye ise, Suriyeli mülteci çocuklar için ortak Türk-Suudi okulları planlıyor, Türk inşaat şirketleri 200 milyar Euro’dan fazla değerdeki bu ihaleleri almaya çalışıyor ve Cumhurbaşkanı Erdoğan son Suudi idamları konusunda bunun Türkiye’nin eleştirmeyeceği bir “iç hukuki mesele” olduğunu söylüyor.

Görünüşe göre, bir kez daha, bu kez S.Arabistan’la ilgili olarak, bir başka ‘Türkiye dünyanın geri kalanına karşı’ raunduna tanık oluyoruz.

10.01.2016 08:44