TAKİP ET

Suriyeli mülteciler artık Türkiye’de istenmiyor mu?

“Türkiye, Suriyeli mültecilere neredeyse tüm sınır kapılarını kapattı ve sınırı geçmeye çalışan Suriyelileri engelliyor.

Suriyeliler, Türk sınır görevlilerinin sınırda ya da sınır yakınında kendilerini durdurduklarını, bazı durumlarda dövdüklerini ve kendilerini ve başka onlarca mülteciyi Suriye’ye geri gitmeye zorladıklarını veya gözaltına alıp daha sonra yüzlerce başka mülteciyle birlikte sınırdışı ettiklerini belirtiyor.” Bunlar pazartesi günü İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) tarafından yayınlanan ve ülkeye ancak kaçakçılar yoluyla girebilmiş olan Türkiye’deki Suriyelilerle yapılmış onlarca röportaja dayanan raporun vardığı sonuçlar.

Eğer HRW’nin raporu doğruysa, bu, birkaç soruyu gündeme getiren son derece endişe verici bir haber. Uluslararası insan hakları hukuku uyarınca, Türkiye’nin hiç kimseyi zulüm ya da şiddet tehlikesiyle karşı karşıya kalacağı bir yere geri göndermesine izin yok. Sınırlardaki sığınmacıların geri çevrilmesi kesinlikle yasak. Bu durumda, Suriye’den kaçan insanların, bunu, hükümet güçleri, Beşşar Esed rejimini destekleyen Rus jetleri ya da DAİŞ barbarları tarafından öldürülme tehlikesinden dolayı yaptıklarına şüphe yok.

Kamuoyu açıklamalarında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, Avrupalı liderleri sık sık savaşla altüst olmuş ülkelerindeki dehşetten kaçan Suriyelilere yardım etmek için yeterince bir şeyler yapmamakla eleştirdiler ve bu başarısızlığı Türkiye’nin kucak açma politikasıyla mukayese ettiler. Bu nutuk, geçmişte kesinlikle meşruydu. Ancak, görünüşe göre, Türkiye’nin Avrupalılara karşı takındığı bu üstten tutum, artık gerçekliği yansıtmıyor. Türkiye, ne zaman ve neden açık sınır politikasını değiştirdi?

İlgili ikinci soru, Türkiye’nin sınırlarını kapatmasında Avrupa’ya Suriyeli mülteci akışını durdurmak üzere AB ile yapılan görüşmelerin doğrudan etkisi olup olmadığı. Türkiye, politikasını AB, Ankara’yı 3 milyar Euro ve bazı başka ödüller karşılığında böyle yapması yönünde uyardığı için mi değiştirdi?

HRW’nin raporu, kapatılan sınırlarla ilgili ilk haber değil. Mart 2015’te birkaç medya kuruluşu,  Öncüpınar ve Cilvegözü sınır kapılarının bir terör saldırısı istihbaratı alınmış olması nedeniyle 9 Mart’ta kapatıldığına dair detaylara yer vermişti. O zamandan beri, çoğu Suriyeli Türkiye’ye girmek için bu geçişleri kullandı. Daha mart ayında Suriyeli mültecilere tek seçenek kaldığı konuşuluyordu: Türkiye’ye insan kaçakçılarının yardımıyla yasa dışı yollardan girmek. Her iki sınır kapısı da hala yeniden açılmış değil.

Haziranda sınır şehri Tel Abyad’daki çatışmalardan kaçan binlerce Suriyeli Akçakale sınırındaki telleri aşabildi. Ancak bilhassa temmuzda Suruç’ta gerçekleşen intihar saldırısının ardından, Türk sınır görevlilerinin giderek daha fazla Suriyelinin ülkeye girişine engel olduğu ve mültecileri kovaladıkları ve sözgelimi Antakya’nın güneydoğusundaki gibi gayriresmi geçiş noktalarına ulaşmaya çalışanları tutukladıkları yönünde haberler geliyordu.

Bütün bu bilgilere dayanarak, Türk yetkililerin, tepeden bakan söylemlerine son verip, vatandaşlarına ve dünyanın geri kalanına Türkiye-Suriye sınırındaki gerçek durumun ne olduğunu ve neden kucak açan yaklaşımlarının yerini AB’ye fırça atma nedeni olarak pek sevdikleri bu türden bir sert yaklaşımın almış olduğunu izah etmelerinin zamanıdır. Türkiye-Suriye sınırının bu yılın mart ayından beri zaten mültecilere hemen hemen kapalı olduğu gerçeği, bunun süregiden ve bu pazar Brüksel’de özel bir Türkiye-AB zirvesinde tamamlanacak olan AB görüşmeleriyle hızlıca ilişkilendirilmesine karşı uyarı niteliğinde olmalı.

Mart ayında, AB ve Türkiye, olası işbirliğine dair görüşmelere henüz başlamamıştı bile ve Türkiye’nin bu adımı başka nedenlerden dolayı attığı açık. Yine de, sınırların kapalı tutuluyor olmasının halihazırdaki görüşmelerde gündeme gelmediğini düşünmek saflık olur. Belli ki yeni mülteci dalgasının Türkiye’ye ve potansiyel olarak Avrupa’ya girişini engellemek yalnızca Türkiye’nin çıkarına değil.

Daha önce de açıkladığım üzere, AB ile Türkiye arasında, Avrupa’daki yüksek sayıdaki Suriyeli mültecinin yeniden iskanını içerecek bir anlaşmaya karşı değilim. Ancak AB, “nihai planın Türk yetkililerin Suriyelilerin Türkiye’ye sığınma başvurusunda bulunmasına izin vermesi vaadini de içermesini” garanti etmeli.

25.11.2015 15:52