TAKİP ET

Suriye’de ateşkes: Dönüm noktası mı, boş umutlar mı?

Cuma sabahı Münih’teki Uluslararası Suriye Destek Grubu toplantısından, Suriye’nin her tarafında gelecek hafta sonundan itibaren “çatışmaların durdurulması” ve birkaç gün içinde kuşatma altındaki Suriye kentlerine acilen ihtiyaç duyulan yardımların ulaştırılması konusunda anlaşma çıktı. Eğer anlaşma işlerse, BM öncülüğündeki Cenevre barış görüşmeleri kısa süre sonra tekrar başlayabilir.

Kuşkucu olmak için pek çok sebep olduğu doğru. ABD ve Rusya hangi isyancı grupların terörist sayılması gerektiği konusunda anlaşabilmiş değil. Bu hayati önemde bir mesele, zira hangi grupların hava saldırılarının meşru hedefi olmaya devam edeceği buna bağlı. Bu da çatışmanın sürebileceği anlamına geliyor. Dahası Rusya Devlet Başkanı Putin başından beri Suriye’de ikiyüzlü bir oyun oynuyor. Rus uçakları DAEŞ’e saldırmak yerine ana akım isyancıları bombaladı ve ABD ile Cenevre’de masaya oturulduğu sırada düzenlenen son Rus saldırıları görüşmelerin başarısız olmasının temel sebebiydi.

Öte yandan Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed ve onun Rus efendileri, son dönemde özellikle Halep’te elde ettikleri askeri kazanımları, resmi bir ateşkeste anlaşarak avantaja çevirme vaktinin geldiği sonucuna varabilirler. Masanın diğer tarafında, son saldırılar karşısında ayakta kalmaya çalışan Suriyeli isyancılar ve onların, ellerinde pek az başka seçenek kalan başlıca yabancı destekçileri (Türkiye, Suudi Arabistan ve ABD) oturuyor. Gerek Ankara gerek Riyad Suriye’nin kuzeyine kara harekâtı seçeneğini açık tutuyor, fakat Suudi Arabistan’ın aynı anda iki cephede birden savaşabileceğine (halihazırda Yemen bataklığına saplanmış durumda) ve Türkiye’nin NATO yeşil ışık yakmadan müdahale edeceğine (son derece düşük bir ihtimal) kimse inanmıyor.

Geriye ABD’nin ne yapacağı sorusu kalıyor. Bugüne kadar Obama yönetimi Suriye’deki bütün kartlarını diplomatik bir çözümden yana oynadı ve kimyasal silahlarla ilgili meşhur kırmızı çizgisi Suriye rejimi tarafından ihlal edildikten sonra bile doğrudan askeri müdahale seçeneğini düşünmedi.

Ancak bu tutum giderek tepki topluyor. Suriye politikasına karşı çıkanlar, ABD’yi Rusya’nın diplomatik oyunlarına geldiği ve sahada askeri açıdan köşeye sıkıştığı için eleştiriliyor.  Eğer Washington askeri seçenekleri gözden geçirmeye niyetli değilse, ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, Rus mevkidaşı Sergey Lavrov’un ortaya koyduğu her şeyi kabul etmekten başka ne yapabilir?

Halep’e yönelik acımasız Suriye/Rusya saldırısı, bir kez daha şiddetli serzenişlere yol açmış durumda. Geçen hafta Washington Post’ta yayınladıkları ateşli başyazıda Michael Ignatieff ve Leon Wieseltier, Halep’i “yeni Saraybosna” ve “yeni Srebrenica” diye nitelediler. Amerika’nın Suriye politikasının “ahlaken iflas ettiğini” iddia ederlerken, Washington’a mezalimi önlemek için daha fazla kararsız kalmadan hemen müdahale etmesi çağrısında bulundular. İlginç bir şekilde Türkiye’nin bakış açısından hareketle, Halep’ten Türkiye sınırına kadar bir uçuşa yasak bölge oluşturulmasını savunan Ignatieff ve Wieseltier, ABD yönetimini de “siviller ve mültecilerin, Ruslar da dâhil, herhangi bir tarafça bombalanmasını engelleyeceğini açıkça dile getirmeye” davet ettiler.

Elbette soru, bu tür çağrıların Washington’ın tavrı üzerinde herhangi bir etki yapıp yapmadığı. Brookings’in Suriye uzmanlarından olan ve uzun bir süredir ABD’yi daha etkin hareket etmeye çağıran Şadi Hamid’in bu konuda kuşkuları var. Geçenlerde ABD’nin Suriye politikasına dair yayınladığı analizinde, söz konusu politikayı ziyadesiyle ideolojik ve yenilenmeye kapalı olarak tanımlayan Hamid, şu ifadeleri kullandı:

“Obama’nın “savunmacı minimalizm”i veya “hesaplı hareket”i tesadüfi değil. Ne kadar yanlış ve tehlikeli olsa da, bir mantığı var. Bu, Suriye’de Amerikan gücünün kullanılmasının işleri daha da kötü hale getirmekten başka işe yaramayacağına dair sıkı sıkıya bağlı olunan inancın ürünü.”

Korkarım ki Hamid tümüyle haklı. Yani ABD’nin Suriye politikasında köklü bir değişiklik olmaksızın, Suriye’de yaşanan drama yönelik herhangi bir çözümün hızı ve yönü Rusya’nın hesaplı sinizmi tarafından belirlenecek.

13.02.2016 16:18