TAKİP ET

Savaştan bahsetmeyin!

Avrupa Birliği, bir kez daha, “Grexit”ten, yani Euro Bölgesi’nden mecburi bir Yunan çıkışı ihtimali hakkında spekülasyon yapmaya başladı.

Bir ay önce, anlı şanlı başbakan Alexis Çipras hükümetinin yakında modifiye edilmiş bir reformlar paketi sunması şartıyla, Yunanistan’ı kurtarma programının hazirana kadar uzatılmasına dair bir anlaşmaya varıldığında, sorun çözülmüş görünüyordu.

Maalesef, o zamandan beri pek bir şey olmadı; Yunanistan’ın Avrupa kreditörleri Atina’nın vaatler konusunda işi ağırdan almasından ve her türden ilgisiz tehditler ve ithamlar ortaya atarak AB’nin geri kalanıyla olan ilişkileri bozmasından bezdiler. Çipras ile AB tarafında yer alan, Almanya Başbakanı Angela Merkel’in de dahil olduğu esas aktörler arasında üç saat süren ve cuma sabahı erken saatlerde sona eren görüşmelerin ardından, her iki taraf da Yunanistan’ın içeride kalabileceğine ve kalması gerektiğine hâlâ inandıklarını vurguladılar.

Çipras, bu pazartesi bir kez daha Berlin’e, Merkel ile görüşmeye gidecek. İyimserler bu görüşmeyle belli bir ilerleme sağlanabileceğini umuyor. Kötümserler Atina’da yeni gelen tecrübesizlerin yapmak istedikleriyle güç durumdaki Euro Bölgesi’nin geri kalanının Yunanistan’dan yapmasını istedikleri arasındaki uçurumun çok ama çok büyük olmasından korkuyorlar. Bu ‘her an her şey olabilir’ durumu, Brüksel’deki bazı gözlemcilerin yeni bir kavram ortaya koymasına yol açtı: “Grexident”, yani Yunanistan’ın çıkış kapısına vardığı anda kaza yapıp tökezlemesi ihtimali.

Böylesi kasıtsız bir krizi tetikleyebilecek engellerden biri, son derece hassas ve tartışmalı bir konu olan savaş tazminatları meselesi. Bir süredir, Çipras ve birkaç bakanı, Almanya’yı Nazilerin II. Dünya Savaşı sırasında işlediği suçlar nedeniyle Yunanistan’a tazminat ödemeye çağırdı. Çipras’a açık konuşmak gerekirse: Bu, dikkati Yunanistan’ın kendi finansal yükümlülüklerinden başka yöne çekmek amacıyla onun tarafından icat edilmiş yeni bir şey değil. Geçmişte, Çipras’ın kimi selefleri de aynı şekilde bunun sözünü ettiler ve 2013’te Atina’da Maliye Bakanlığı’nın emriyle derlenen çok gizli bir rapor, Almanya’nın II. Dünya Savaşı tazminatı olarak Yunanistan’a milyarlar borçlu olduğu sonucuna vardı. EU Observer gazetesinin geçen hafta açıkladığı üzere, Yunanistan üç kalemde tazminat talep ediyor: genel savaş tazminatları, 1944’te bir Yunan köyünde gerçekleşen katliam dan kaynaklı tazminat talebi ve Nazilerin 1943’te Yunan merkez bankasından zorla aldığı bir kredi. Almanya’ya göre ise, ilk iki mesele, 1990’daki Alman yeniden birleşme anlaşması ve 1960’ta Nazi suçlarından dolayı Yunan kurbanlara 60 milyon Euro ödenmesi gibi çeşitli uluslararası anlaşmalarla geçmişte çözüldü. Bu doğru olabilir, fakat bu çoğu Yunanlıda oyuna getirilmiş oldukları hissiyatı bıraktı. Yine de, bazı devam eden hukuki uyuşmazlıklara rağmen, Yunanistan’ın bu iki noktada başarıya ulaşması muhtemel görünmüyor.

Bununla birlikte, Yunanistan’ın öne sürdüğü üçüncü anlaşmazlık meselesi, bambaşka bir konu. Yunanistan’ın tahminlerine göre, merkez bankasından zorla alınan kredi miktarı bugün 11 milyar Euro değerinde. Almanların geçmişte bu borcu geri ödeme yönündeki sözleri ise hiçbir zaman tutulmadı. Uzmanlara göre, Almanya’da çok sayıda kesim bu hatanın şimdi düzeltilmesine açık. Geçen hafta Alman muhalefet partileri ve hatta iktidardaki Sosyal Demokratların bazı önde gelen üyeleri bile Almanya’nın bu istisnai noktada sorumluluk almayı ciddi şekilde düşünmesi gerektiğini kabul ettiler. Öte yandan The Economist, Çipras’a, derginin ifadesiyle “Yunanlıların gayet gelişkin mağduriyet hissiyatına” oynayan bu tehlikeli duyguları dürtüklemeyi bırakması çağrısında bulundu. Yunanlıların Euro Bölgesi’nde kalmaya en fazla ihtiyaç duyduğu bir dönemde bu ülkeye daha fazla ıstırap vermekten başka işe yaramayacak. Bu bana Britanya’da yayınlanan popüler televizyon dizisi Fawlty Towers’ı hatırlattı. Monty Python’ın emektar oyuncusu John Cleese’in canlandırdığı sakar ve beceriksiz otel sahibi Basil Fawlty, Alman müşteriler geldiğinde elemanlarını, “Savaştan bahis açmayın” diye ikaz eder. Kendisi de o kadar gerilir ki, Almanlarla her karşılaşmasında neşeyle savaştan söz açar. Her ne kadar haklı olduğu taraflar olsa da Çipras’a artık savaştan bu kadar sık bahis açmaması ve bu talihsiz mirasla iştigal etmeyi Almanlara bırakması konularında yeterince tavsiyede bulunuldu. Çipras bunun yerine The Wall Street Journal’da yazan şeye odaklanmalı. Mevcut tartışmayla ilgili en gerçekçi sonucu saygın ekonomi gazetesi şöyle ifade ediyor: “Yunanistan’ın borçları uzun vadelere yayılabilir ve ödeme şartları aşama aşama ve sessiz sedasız hafifletilebilir; sonunda öyle bir noktaya gelinir ki, tam da Almanya’nın savaştan kalan borçları gibi silinip giderler.”

21.03.2015 11:30