TAKİP ET

Sakin ol ve oy ver!

Pazar günü AKP’ye o vermemeyi planlayalar, bugünlerde tuhaf bir ruh hali içerisindeler.

Nihayetinde, hangi partiyi desteklediklerinin bir öneminin olmayacağından, zira Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın seçim sonuçlarına saygı göstermeyip ne isterse onu yapacağından korkuyorlar. Eğer, tahmin edildiği üzere, sonuçlar 7 Haziran’dakiyle aşağı yukarı aynı olursa (AKP tek parti hükümeti kuramayacak olursa ve HDP yüzde 10 seçim barajını geçerse), Erdoğan’ın yine bir koalisyon hükümetini reddedeceği ve baharda yeni seçim yapılması için bastıracağı yönünde yaygın bir korku var. Kimileri, bu stratejinin işe yaramaması halinde,  Erdoğan’ın mevcut iktidarını sürdürmek için her türden kirli, yasa dışı yönteme başvuracağına kani.

Bu tehlikeli bir düşünce biçimi, zira, esas itibarıyla, Türkiye’de parlamenter demokrasinin artık işlevini kaybettiği ve seçim sonuçlarının seçilmiş bir cumhurbaşkanı tarafından reddedilebileceği fikrine dayanıyor. Eğer bu doğruysa, neden pazar günü oy verilsin? Yıllardır büyüyen ve geçen hafta Koza-İpek Grubu’na el konulması ve eleştirel gazetelerinin bir gecede propaganda broşürlerine dönüştürülmesi gibi çirkin sahnelerle sonuçlanan, Erdoğan tahakkümü ve zalimliğinin ardından, bu hissiyatı anlayabiliyorum. Yine de hâlâ Erdoğan’ın seçim sonuçlarını tamamen yok sayması ihtimalini engelleyecek sınırlar olduğunu düşünüyorum.

Türkiye’nin, var olan demokratik mekanizmalarını enkaza çeviren askerî darbelerle malul sorunlu bir geçmişe sahip olduğu doğru. Bu travmatik geçmiş, kimilerinin, benzer bir sivil saray devriminin de başarılı olabileceğine inanmasına yol açıyor. Ancak, bugünün Türkiye’si, 1980 Türkiye’si ile aynı ülke değil. O zamanlar, ülke izoleydi ve küresel ekonomiyle bağlantılı değildi. Vatandaşların çoğu, daha sonra AKP iktidarının ilk on yılı süresince elde edecekleri, daha fazla özgürlük, demokrasi ve refahın tadını almamıştı. Eski tehdit ve baskı mekanizmalarını kullanarak geçmişe dönmeye çalışmak kimileri için bazen etkili olabilir ama uzun vadede işe yaramayacaktır zira çok sayıda Türk’ün, zaten sahip oldukları haklar ve özgürlüklerden vazgeçmeye niyeti yok.

Mevcudiyeti ve daha fazla büyümesi, dış pazarlara sınırlama olmaksızın erişime bağlı olan Türk iş dünyasının, Türkiye’de, ülkeyi, Avrupalı ve Amerikalı yatırımcılar siyasi ve ekonomik istikrarsızlıktan kaçacağından ve Körfez’den gelen para bu büyük kaybı telafiye yetmeyeceğinden mevcut orta-gelir tuzağında sıkışıp kalmış halde, ekonomik açıdan bir paryaya dönüştürecek olan böylesi bir antidemokratik iktidar gaspını kabul edebileceğini düşünebiliyor musunuz?

Bir çıkıp dolaşır ve dikkatlice dinlerseniz görürsünüz ki, Anadolu Kaplanları denilen, iktidar partisinin omurgasını oluşturan muhafazakâr iş dünyası mensuplarının çoğunun, Erdoğan’ın kutuplaştırıcı tarzından ve otoriter yöntemlerinden son derece memnuniyetsiz olduğu artık aşikâr. Basitçe, bu gidişat, iş dünyası için iyi değil. İş dünyasının muhafazakâr mensupları, iş dünyasının eski cumhuriyetçi seçkinlerinden olan meslektaşlarıyla birlikte, Erdoğan’ın, kendilerinin hayati çıkarlarına zarar verecek ve 2023’te güçlü bir Türkiye hedefini boş bir hayale döndürecek bir yolda ilerlemesini durdurması gerektiğini anlaması için gerekeni yapmakta tereddüt etmeyeceklerdir.

Abdullah Gül’ün ya da AKP içi diğer muhaliflerin, mirasları yok edilirken evde oturup hiçbir şey yapmayacaklarını düşünebiliyor musunuz? Evet, şimdiye dek fazla ihtiyatlı davranmış olabilirler, ama Erdoğan’ın bir kez daha yeni seçime gitmeye çalışması ve/veya istediğini elde etmek için hukuki olmayan yöntemlere başvurması halinde bir tür AKP içi isyanın gerçekleşeceğinden oldukça eminim. Ülkenin doğusunda ve batısında güçlü bağlantılara sahip olan HDP ve CHP’nin, Erdoğan’ın, gerçek bir diktatör gibi davranmaya başlaması halinde sessiz kalacaklarını düşünebiliyor musunuz? Çok iyi bir şekilde etkileşim halindeki sosyal medya kullanıcılarından oluşan yeni jenerasyonun, haklarının ve özgürlüklerinin daha fazla kısıtlanmasını sorgusuz sualsiz kabul edeceklerine gerçekten inanıyor musunuz?

Çağrım, bu yazıyı okuyan ve yarın sandığa gitmenin anlamlı olduğundan şüphe duyanlara: Bu her şeye gücü yeten bir cumhurbaşkanı laflarını yutmayın. Seçim sonuçları önemlidir. Sakin olun ve oy verin!

01.11.2015 06:33