TAKİP ET

Rusya, Türkiye’nin Suriye’deki planlarını yerle bir etti

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin yeni Suriye politikasını devreye sokmak konusunda hiç vakit kaybetmedi.

Son haftalarda yapılan askeri yığınak ve BM’deki diplomatik atağın ardından Rus savaş uçakları çarşamba ve perşembe günleri Suriye’deki hedefleri bombalamaya başladı. Rus yetkililer saldırıların hedefinin IŞİD güçleri olduğunu iddia etse de, bağımsız gözlemciler Rusya’nın bugüne kadar vurduğu hedeflerin geçmişte ABD, Körfez devletleri ve Türkiye’den destek alan isyancıları da içerdiğinde hemfikir.

Guardian’da yazan gazeteci ve Suriye uzmanı Martin Chulov’a göre, Rus saldırılarının ilk dalgası, CIA’den eğitim ve silah alan ve Türkiye’nin gözde muhalif ittifakı konumundaki Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) bayrağı altında savaşan en az iki grubu vurdu. İkinci dalga saldırılar, Ahrar’uş Şam ve El-Nusra Cephesi gibi daha sert İslamcı grupları hedef aldı. Chulov ve diğer analistlerin çoğu, Türkiye’nin Müslüman Kardeşler’le yakın ilişkileri olan El-Şam’ın daima sıkı bir destekçisi olduğu kanaatinde. Bugüne kadar Ankara, El-Kaide ile bağlantılı olduğu bilinmesine rağmen, El Nusra’ya da destek verdi.

The Daily Beast internet sitesi Rusya’nın Suriye savaşına dahil olmasını “cüretli, sarsıcı ve casus filmlerini andıran” bir hamle ve Obama’nın IŞİD’e karşı savaşını elinden çekip alma gayreti olarak niteledi. Reuters ise şu sonuca varıyordu: “Görünüşe göre Rusya, New York’ta önerdiği IŞİD’e karşı ortak harekatı, Washington ve müttefiklerinin desteklediği gruplara saldırmak için bir gerekçe ve Moskova’nın Soğuk Savaş’tan bu yana ittifak halinde olduğu Şam hükümetini savunmanın bir yolu olarak kullanıyor… Putin, Esed’in imdanına koşan bu belirleyici adımla attığı zarın, siyasi bir çözüm için müstakbel müzakerelerde Rusya’nın konumunu güçlendireceğini, Tartus deniz üssündeki kontrolünü koruyacağını ve NATO üyesi Türkiye gibi bölgesel rakiplerin etkisini sınırlayacağını umut ediyor. Bu ayrıca Putin’in küresel rakiplere, en başta da ABD’ye meydan okumaya niyetli güçlü bir lider olarak ülke içindeki imajını da güçlendirebilir.”

Eminim ki önümüzdeki günlerde Rusya’nın Suriye’deki askeri müdahalesine, bunun Rusya-ABD ilişkileri ve IŞİD ile Esed rejiminin ömrü üzerindeki etkilerine dair daha bir sürü izahat göreceğiz. Ancak bir husus oldukça net görünüyor: Moskova’nın hamlesinin Türkiye’nin Suriye’deki üç kilit hedefi (ılımlı Suriyeli isyancıları güçlendirmek, Suriye’nin kuzeyinde bir güvenli bölge oluşturmak ve Esed’i iktidardan düşürmek) üzerinde yıkıcı bir etkisi söz konusu.

Eğer bu ilk saldırı dalgası Rusya’nın Suriye’deki müstakbel planlarına dair bir işaretse, Türkiye’nin son yıllarda desteklediği isyancı grupların büyük çoğunluğunun ciddi şekilde zayıflaması kaçınılmaz gibi görünüyor. Putin’in güç oyununun bir diğer kurbanı, Türkiye’nin çok uzun süredir savunuculuğunu yaptığı IŞİD’den arındırılmış serbest bölge önerisi. ABD’yi Türkiye-Suriye sınırı boyunca uzanan şeritte gerçekten güvenli bir alan oluşturmak için uçuşa yasak bölge güvencesi sağlamaya ikna etmek, imkansız olmasa da, zaten her daim çok zor bir işti. Rus jetlerinin Suriye üzerinde uçtuğu bir ortamda, Ankara güvenli bölge oluşturmak konusunda ABD’nin esaslı şekilde müdahil olmasını artık unutabilir. Zira Washington, Ruslarla bir kavgaya tutuşmasına sebep olacak her tür riskten uzak durmak istiyor. Son olarak, Putin’in Esed’i korumak için müdahale ettiği şartlarda, Türkiye’nin Batılı müttefiklerini Suriye diktatörünü de içeren geçiş senaryolarına direnmeyi sürdürmeye ikna edebilme ihtimali yok denecek kadar az görünüyor.

Daha önce de yazdığım üzere, Türkiye 2011’den bu yana Suriye politikasında pek çok hata yaptı. Fakat ılımlı isyancıları destek anlamlı, uçuşa yasak bölge belli koşullarda işe yarayabilir ve Esed hakikaten de bir an önce devrilmesi gereken kanlı bir diktatör. Geçen hafta Rusya, Türkiye’nin son birkaç yıldır muazzam zaman ve enerji harcadığı üç hedefin üçünü de yerle yeksan etmeye karar verdi. Erdoğan ve Davutoğlu, Putin’in bölge için yaptığı planların Türkiye’nin uzun vadeli stratejik çıkarlarıyla taban tabana zıt olduğu sonucunu şimdi değilse ne zaman çıkaracak? Yoksa Ankara en büyük enerji tedarikçisiyle arayı bozmamak için bir kez daha sessiz kalıp, Batı’ya yönelik ucuz azarlarını sürdürmeyi mi tercih edecek?

04.10.2015 10:39