TAKİP ET

Neden her şeyi yanlış anladık?

Dürüst olmak gerekirse, bir hafta önceki şaşırtıcı AKP zaferinin ardından hala tam olarak kendime gelebilmiş değilim.

Sadece ardından gelen tutum yüzünden değil: daha önce de gördüğümüz aynı kinciliğin daha fazlasına tanık olduk. Seçim gecesi Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından yapılan uzlaştırıcı balkon konuşmasına rağmen, görünen o ki, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve medyadaki sadık destekçileri, Erdoğan’la aynı düşüncede olmayan herkese yönelik tehdide ve tacize devam etmeye kararlılar.

Hâlâ kafamı kurcalamaya devam eden soru; hepimizin –köşe yazarları, analizciler, anketçiler – nasıl bu denli yanıldığı. Neyi gözden kaçırdık?

En azından bir anlığına, büyük bir hilenin ya da manipülasyonun olmadığını varsayalım. Takdir gören sivil toplum girişimi Oy ve Ötesi, resmi sonuçların kendi sonuçlarıyla sadece küçük tutarsızlıklar gösterdiğini açıkladı. Yine de bazı soru işaretleri hâlâ yerinde duruyor. Sözgelimi, şimdiye kadar, Haziran (54,8 milyon) ile Kasım (56,9 milyon) ayları arasında kayıtlı seçmen sayısının nasıl olup da 2 milyondan fazla arttığına dair ikna edici bir açıklama görmedim. Bu, önceki dört yılda seçmen kütüklerine eklenen yeni seçmen sayısıyla aynı sayı! Yine de biz bugün neden hiçbirimizin AKP’nin ezici zaferinin gelişini görmediğimiz sorusuna odaklanalım.

Doğru, seçimlerden önceki son haftalarda MHP’nin, parti liderinin engelleyici politikaları yüzünden kan ağladığına dair net işaretler vardı. Bazılarımız, Güneydoğu’da çatışmaların yeniden başlamasının ve PKK’nın özerk bölgeler ilan etme yönündeki abes stratejisinin sonucu olarak, belli sayıda muhafazakâr Kürt oylarının AKP’ye döneceğini tahmin etmişti. Ancak hiç kimse AKP’nin 4,5 milyon fazladan oy alacağını aklından dahi geçirmemişti.

Birkaç AKP yanlısı uzman ve bazı tarafsız gözlemciler, bu başarısızlığı izaha çalışırken, gerçeklikle tamamen bağını yitiren ve sayıları giderek artan uzmanlar ordusunu suçladı. Onların görüşüne göre, Türk liberal yorumcuların hepsi Cihangir’de yaşıyor ve bu yüzden İstanbul’un varoşlarında ya da Konya’da yaşayan sıradan Türklerin motivasyonlarına dair en ufak bir fikirleri yok. Daha kötüsü, yabancı muhabirler sadece bu liberallerle konuşuyor ve o yüzden onların çarpık gerçeklik algısını yeniden üretiyorlar. Bu kulağa hoş geliyor ve bazı yanlış yorumlamaları izah edebilir, ama aynı zamanda epey basit bir yaklaşım. Bir gazetecinin, Türkiye’nin her köşesini dolaşsa ve hayatın her kesiminden vatandaşlarla konuşsa bile, ideal olarak, tek bir bireyin kendi başına saptayamayacağı çoklu fikirleri yansıtan anket sonuçlarına güvenmesi icab eder. Tüm Türkiye gözlemcileri de bunu yaptı. Hep bir ağızdan hazirandakine benzer bir sonucun çıkacağı tahmininde bulunan anketçilere güvendiler.

O halde neden bütün Türk anket şirketleri haziran seçimlerinin sonuçlarını doğru bir şekilde tahmin etmelerinden sonra bu kez bu denli kötü çuvalladılar? Al Monitor’dan Pınar Tremblay, sonuçlardan dolayı afallamış olan birkaç anketçiyle konuştu ve anlamlı birkaç açıklama ortaya koydu: 1. Hesaplamaların aksine, kararsız seçmenlerin büyük çoğunluğu AKP’yi tercih etti; 2. Görünüşe göre, bu şüpheci seçmenlerin çoğu son dakikada karar verdi. Bu da anketlerde görünmeyen ani bir oy yükselişine neden oldu, zira seçimlerden önceki 10 günde bu seçmenlerin yönelimi anketlere yansımamıştı; 3. AKP’ye fazladan yaklaşık 1 milyon oy kazandıran, AKP ile daha küçük iki sağ parti (Saadet Partisi ve Huda-Par) arasında gerçekleşen son dakika ittifaklarının etkisi, hesaba katılmadı.

Ayrıca, anketçiler ve analizciler tarafından hafife alınan bu değişimlerin boyutuydu. Bir diğer kritik hata da Mustafa Akyol tarafından iyi bir şekilde açıklanmış. Herkes terör olaylarındaki artışın ve durgunlaşan ekonominin bir etkisi olacağını biliyordu ve çok sayıda AKP muhalifi bu büyüyen istikrarsızlıktan dolayı iktidar partisinin suçlanmasını bekliyordu. Bunun yerine, çok sayıda vatandaş bu sorunların 7 Haziran’dan beri güçlü bir AKP hükümetinin olmayışından kaynaklandığını düşündü.

Günün birinde yeni bir araştırmanın, 1 Kasım’a doğru giderken gerçekten ne olup bittiğini ve bu ezici zaferin neden hepimiz için sürpriz olduğunu açıklamasını içtenlikle umut ediyorum. O zamana kadar, şok dalgaları ancak yavaş yavaş azalacak.

08.11.2015 06:22