TAKİP ET

Nükleer anlaşma ve insan hakları

Bu köşeyi Türkiye tarihinin en büyük elektrik kesintilerinden biri devam ederken yazdığım salı sabahı, İran ve dünyanın önde gelen devletleri arasında Lozan’da yapılan nükleer müzakerelerin somut bir sonuç üretip üretmeyeceği hâlâ belirsizdi.

İran’ın nükleer programı üzerine sıkı sınırlar getirmeye çalışan müzakereler yıllardır devam ediyor. Karşılığında ise Tahran’a uygulanan yaptırımların kaldırılması vaat ediliyor. 1 Temmuz’dan önce daha kapsamlı bir anlaşmanın önünü açacak muhtemel bir siyasi anlaşmanın detaylarına dair son dakika spekülasyonlarında bir tırmanış olacağından eminim. Pek çok gözlemci, tarihi bir anlaşmanın hâlâ sağlanabilir olduğu konusunda ihtiyatlı iyimserlik sergiliyor. Konu hakkında birkaç önde gelen uzmandan biri olan Trita Parsi görüşmelerdeki havayı şu sözlerle özetliyor: “Sıkı bir pazarlık var, bir de anlaşmanın kaçınılmaz olduğuna dair bir hava, ancak aynı zamanda, paradoksal olarak, muazzam oranda da belirsizlik”

Bu hafta sonuç ne olursa olsun, müzakerelerin başından beri nükleer anlaşma ile İran’daki kasvetli insan hakları durumu arasındaki bağlantı üzerinde bir tartışma vardı. Ülke içi ve dışında pek çok insan hakları savunucusu nükleer kördüğümün çözülmesinin İran’ın insan hakları sicilini iyileştirmek için bir itme üreteceğini ümit ediyor. İnanıyorlar ki, ılımlı algılanan Cumhurbaşkanı Ruhani’nin bir uluslararası başarısı, ona hâlâ İran iç siyasetini kontrol eden tutucuları aşamalı olarak kenara itme imkânı verecek. BM’nin İran özel raportörü Ahmet Shaheed ve Genel Sekreter Ban Ki-moon’dan gelen son haberler İran’ın pek çok hayati konudaki iç siyasetinin radikal bir tamir ihtiyacı olduğunu ve demokratik reformların geciktiğini gösterdi. Bu yalnızca siyasi muhalifler ve eleştirel basına yönelik bilindik baskı ve tacizler ve kötü şöhretli Evin Hapishanesi’ndeki ürpertici durumla alakalı değil. 2014’te İran’da yaklaşık 750 kişi, çoğunluğu üstünkörü yargılamalar sonrasında idam edildi. Kadınların üçte ikisi aile içi şiddete maruz kaldı ve 50 binden fazla kız çocuğu 15 yaşına basmadan evlendirildi.

‘Pen American Center’ İcra Direktörü Suzanne Nossel, kısa süre önce Foreign Policy’de çıkan bir makalesinde, bir nükleer anlaşmaya varılması durumunda İran’ın yakasının insan hakları konusunda bırakılmaması için uyarıda bulunuyordu. Nossel, haklı sebeplerle, ABD Başkanı Obama’nın Cumhuriyetçi muhaliflerinin nükleer anlaşma taraftarlarını garip bir duruma sokacak şekilde İran’daki devasa sayıdaki insan hakları ihlallerini anlaşmayı engellemek için kullanacaklarından korkuyor. Kendisi ayrıca İran ve ABD arasında IŞİD’e karşı artan işbirliğinin Washington’un Tahran’a insan hakları konusunda uygulamaya istekli olduğu basıncı azaltacağından endişeli.

Nossel, bu negatif yansımalar karşısında üç öneride bulunuyor. ABD ve AB’den İran’ın tekrar küresel ekonomiyle bütünleşmesinden nemalanmak isteyen Amerikan ve Avrupalı şirketlere, insan haklarını muhafaza etmek için basınç uygulamasını istiyor. BM’den de İran’da ihlalleri daha iyi takip edebilecek ve yerli insan hakları aktivistlerine eğitim ve teknik yardım sağlayabilecek bir ofis açmasını talep ediyor. Son olarak da ABD ve diğer ülkelerden mahkûm salıvermeleri ve Ruhani’nin doğrudan kontrolü altında olan diğer önlemlerin alınmasını, yeni muhataplarıyla gizliden sağlamaya çalışmalarını istiyor. Amerika’nın yapabileceği en iyi eylem konusundaki sonuç cümlesi ilginç: “ABD, İran toplumuyla doğrudan teması, muhaliflere karşı merhameti ve Amerikan gücünün ‘değişim, kültürel nüfuz ve diyalog’ gibi diğer kanatlarına vurguyu da kapsayan dengeli bir yaklaşım takınmalı.”

Bu cümledeki “Amerikan” sözcüğünü “Türk” sözcüğü ile değiştirin ve işte size Türkiye’nin de kullanabileceği bir öneri. Cumhurbaşkanı Erdoğan önümüzdeki hafta İran’ı ziyaretinde elbette muhtemel bir anlaşma ve Türkiye’nin İran’la potansiyel ekonomik ortaklığı üzerine odaklanacak; ayrıca iki ülke arasında bölgedeki bazı anlaşmazlıkları da kapatmaya çalışacaktır. Peki kendisini İslam dünyasında demokrasi ve insan hakları öncüsü olarak takdim eden Erdoğan’ı İranlı ev sahipleriyle bazı yakıcı insan hakları ihlallerini de konuşmaktan ne alıkoyabilir?

01.04.2015 18:30