TAKİP ET

Kayıp halkalar

Türkiye ile AB’nin mülteciler konusunda vardığı anlaşma bazıları tarafından memnuniyetle karşılanırken, Türkiye’de ve dışarıdaki pek çok çevre tarafından da eleştirildi. Eleştiri yöneltenler arasında esasen üç tutum öne çıkıyor.

Birincisi, Erdoğan’ın Yeni Türkiye’sine dair duydukları rahatsızlık ve öfkeyi tümüyle AB’ye ve anlaşmaya yükleyip anlaşmayı külliyen reddeden kötümserler. Bu görüşü savunanlar esasen AB (onlara göre bu ahlaki ve siyasi çöküşün eşiğindeki başarısız bir proje) ve Türkiye’deki demokrasi (onlara göre Erdoğan başta olduğu sürece demokrasi imkansız) konusunda pes etmiş durumdalar. Hiçbir alternatif ortaya koymuyorlar, karanlık senaryolara kapılmaya teşneler ve kendileriyle hemfikir olmayan herkesi saf budalalar olarak görüyorlar.

Mülteci anlaşmasını eleştirenler arasındaki ikinci grup potansiyel olumsuz etkilerine odaklanıyor. Bunlardan biri, AB liderleri arasında, Türkiye’deki durumun şimdi ve gelecekte kötüye gitmesini eleştirmekten kaçınma eğiliminin ortaya çıkması. Buna bir örnek, yıllık ilerleme raporunun ertelenmesi. Bu gerçekten de, Avrupa Komisyonu’nun güçlü ve sağlam verilere dayanan “Türkiye siyasi kriterlerin çoğunda geriye gidiyor” mesajını etkisizleştiren taktik bir hataydı. Pazar günü kimsenin Tahir Elçi’nin trajik şekilde öldürülmesini ve Can Dündar ile Erdem Gül’ün tutuklanmasını ağzına bile almaması, kaçırılmış bir fırsattı.

Anlaşmanın pek çoklarını korkutan bir başka sonucu Türk yetkililerin AB ile anlaşmayı ilerleyen süreçte Türkiye’ye giren veya Türkiye’den ayrılan bütün mültecileri durdurmak yönünde bir açık çek olarak yorumlaması. Suriye ile sınırların uluslararası hukuk hilafına kapatılmasına dair daha önce yazmıştım. Pazartesi günü Ayvacık’ta Yunanistan’a geçmeye çalışan binden fazla mültecinin kitlesel olarak gözaltına alınması, Türkiye’nin anlaşmayı şimdiden sıkı bir şekilde hayata geçirmeye başladığını AB’ye göstermeyi amaçlayan bir şov operasyonundan ibaret olabilir. Fakat AB’ye giriş yapmanın yasal bir yolu henüz ortaya konmamışken ve Türkiye’deki mültecilerin daha iyi koşullarda barındırılmasına dair önlemler alınmamışken, böyle körlemesine bir politika mültecilerin Avrupa’da sığınma başvurusu yapma haklarını ihlal edecektir.

Anlaşmaya yönelik üçüncü eleştirel tutum söz konusu girişimi memnuniyetle karşılıyor, fakat bazı temel unsurları hâlâ eksik olduğundan dolayı işlemeyeceği korkusunu dile getiriyor. Bana göre kayıp halkalara vurguda bulunan bu yaklaşım en yapıcı olanı. Pazar günkü anlaşmayı etkili hale getirmek için Ankara ve Brüksel’in bir an önce gidermesi gereken eksikliklerin en önemli olan üçüne bir bakalım. Birincisi Suriyeli mültecilere çalışma hakkı tanımak. Böyle bir düzenleme olmaksızın Suriyelileri Türkiye’de yeni bir hayat kurabileceklerine ikna etmenin imkansızlığı ayan beyan ortada. Türkiye’nin kucağındaki bir başka zorlu mesele göçmen politikasını değiştirme lüzumu; mevcut jeopolitik sınırlandırmaların adım adım ortadan kaldırılması ve Avrupalı olmayan mültecilere (Suriye’den gelenlerle başlayarak) Türkiye’de göçmen statüsü başvurusunda bulunma imkanı verilmesi gerekiyor. Bir kez daha, bu ihtimal olmaksızın, Suriyelilerin büyük çoğunluğu Türkiye’yi Avrupa yolunda geçici bir sığınak olarak kullanmayı sürdürecektir.

Son olarak ortada, AB’nin ele alması gereken bir kayıp halka daha var: mülteciler için Avrupa’ya girişin yasal bir yolunu oluşturmak zorunluluğu. Almanya, doğrudan doğruya Türkiye’den büyük sayılarda Suriyeli mülteci kabul etmeye razı olabilecek ülkelerle (Fransa, Hollanda, İsveç Avusturya ve diğerleri) bir gönüllüler koalisyonu kurmak için sıkı çaba gösteriyor. Bu planın hâlâ bir yığın kusuru var ve Brüksel ile Ankara’da herkesi bu gemiye bindirmek kolay olmayacak. Birkaç hafta içinde Avrupa Komisyonu Başkanı Juncker bir ilk taslak ortaya koyacak. Önerisi kabul edilirse söz konusu plan Suriyeli mültecilere gerçek bir perspektif sunacak, Türkiye’nin omuzlarındaki yükü hafifletecek ve mülteci akınını Avrupa ülkeleri açısından daha idare edilebilir hale getirecek.

Yazımı Tahir Elçi’nin ailesine en içten baş sağlığı dileklerimi sunarak bitirmek isterim. O, cesareti ve bakış açısı çok özlenecek olan yiğit bir insandı. Huzur içinde uyu Tahir Elçi.

02.12.2015 16:28