TAKİP ET

Kararsız seçmenler ne istiyor?

Türkiye’deki ve ülke dışındaki çoğu bilinçli gözlemci, hem ülkenin halihazırdaki dahili gündeminin hem de dış politikasının, büyük ölçüde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın şahsi kaygılarıyla şekillendiği konusunda hemfikir. Erdoğan, ülke içinde bir koalisyon hükümetinin oluşumunu engelliyor ve AKP’nin son seferkinden daha iyi sonuç alması beklentisiyle erken seçimler için bastırıyor.

Erken seçimde alınacak iyi bir sonuç, partinin bir kez daha cumhurbaşkanının isteklerini yerine getirebilecek ve getirmeye gönüllü bir AKP hükümeti kurmasına imkân verecek. Polise ve askerlere yönelik bir dizi pervasız saldırının ardından, Türk ordusu, sınırın ötesinde PKK mevzilerini bombalıyor. Erdoğan, bu yeni savaş raundunun zor zamanlardaki güçlü ulusal lider olarak konumunu güçlendirmesini ve HDP’nin seçim beklentilerine ciddi zarar vermesini umut ediyor gibi görünüyor.

Eğer HDP, erken seçimde, çok sayıda yeni seçmen, partinin PKK saldırıları karşısındaki muğlak tutumundan memnun olmadığı için yüzde 10 seçim barajını aşamazsa, AKP neredeyse otomatik olarak Meclis’teki çoğunluğunu yeniden kazanacak.

Her ne kadar istemeyerek de olsa, birçok uzman da Erdoğan’ın hesaplarının kuvvetle muhtemel mantıklı olduğu ve planlarının başarıya ulaşacağı konusunda hemfikir görünüyor.

Peki bu, doğru bir değerlendirme mi? Ve hangi seçmenler Erdoğan’ın stratejik ana planından en fazla etkilenecek: AKP’nin çekirdek seçmenleri mi yoksa, daha önemlisi, 7 Haziran’da partiyi terk etmiş olan AKP’nin kararsız seçmenleri mi?

Pazartesi günü Gezici Araştırma ve Anket Şirketi, bir hafta önce ülke çapında yapılan görüşmelere dayanan yeni bir anket açıkladı. Anketin temel bulguları, Erdoğan’ın planının o kadar da tıkırında gitmediğini işaret ediyor olabilir. 4 bin 860 katılımcının yüzde 70’i (son seçimde AKP’ye oy verenlerin de yüzde 66’sı) bir koalisyon hükümetinden yana tercihlerini ifade ediyor.

Çoğunluk AKP liderlerinin daha fazla çaba göstermesini istiyor ve Erdoğan’ı arzu edilen türde bir koalisyonun oluşmasının önündeki en büyük engel olarak görüyor. Bu anlamda, katılımcıların çoğu, bu hafta sonu Erdoğan’ı, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun destek vermeye gönüllü olacağını öne sürdüğü bir AKP-CHP koalisyonunu engellemekle suçlayan CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun şikâyetine hak veriyor.

Gezici anketindeki net çoğunluklar, aynı zamanda, mevcut AKP geçici hükümetinin olası erken seçimlerde milliyetçi oyları geri kazanabilmek adına kaotik bir atmosfer yarattığını düşünüyor ve yeni hükümetin kararlar alırken cumhurbaşkanından daha bağımsız olmasını istiyorlar. Diğer bir ifadeyle: Çoğu Türk, Erdoğan’ın ve AKP’nin neyin peşinde olduğunu anlamış ve bundan hiç de hoşlanmamış görünüyor.

AKP’li bilirkişiler derhal Gezici’nin bulgularını zararsız gösterme gayretine giriştiler. Şirketin sadık bir AKP karşıtı olduğunu iddia ederek bu yüzden güvenilmemesi gerektiğinden dem vurdular. Bu ya da Türkiye’deki diğer anket şirketlerinin güvenilirliği konusuna girmek istemiyorum. Bildiğim, Gezici’nin, 7 Haziran’da AKP’nin başarısızlığı ve HDP’nin yükselişi konusunda doğru tahminde bulunan ilk şirketlerden biri olduğu.

Eğer Gezici’nin tahminleri yine doğruysa, bu, erken seçimin kaçınılmaz olması halinde hangi dinamiğin daha güçlü olacağı sorusunu ortaya çıkarıyor. Bilhassa AKP stratejistlerinin hedeflediği o kritik seçmenler arasında: MHP’ye oy vermek üzere partiyi terk etmiş olan milliyetçiler ve HDP lideri Demirtaş’a Erdoğan ve Davutoğlu’ndan daha fazla güvenmiş olan muhafazakâr Kürtler.

Erdoğan ve AKP, PKK ile savaşa tutuştuğu için ödüllendirilecek mi? Yoksa Erdoğan bir koalisyon hükümetini imkânsız kılması ve 7 Haziran sonuçlarını ilk fırsatta silme yönündeki bariz girişimi yüzünden cezalandırılacak mı?

Eğer MHP bir koalisyon hükümetinde yer almayı reddetmeyi sürdürürse ve PKK Türk vatandaşlarını öldürmeye devam ederse, AKP, MHP lideri Bahçeli’yi sorumsuz bir politikacı ve Erdoğan’ı ulusal çıkarları savunabilecek tek güçlü adam olarak resmetmekte başarılı olabilir. Bu durumda MHP’ye kayan milliyetçi oylar muhtemelen AKP’ye dönecektir. Ama bu muhafazakâr Kürtleri de aynı şekilde gemiye atlamaya ikna edecek mi? Ben o kadar emin değilim.

Muhafazakâr Kürtlerin çoğu PKK’dan nefret ediyor ve yeni terör saldırılarından derin bir şekilde memnuniyetsizler. Aynı şey, 7 Haziran’da barajı geçmesine yardım etmek için HDP’ye oy vermiş olan çok sayıda demokrat ve liberal için de geçerli. Aynı zamanda, her iki grup da Erdoğan’ın oyunlarına gelmek istemiyor gibi görünüyor. PKK eylemlerine bir ölçüde net mesafe koyacak dengeli bir HDP yaklaşımı, aynı zamanda Demirtaş’ın şüphecilerin çoğunu gemide tutmasına yardımcı olacaktır. Gelecek haftalarda birkaç başka karışık senaryonun gerçekleşmesi de muhtemel.

Benim vardığım sonuç şu: Şu anda Erdoğan’ın planının işe yarayıp yaramayacağından emin olamayacağımız kadar çok bilinmeyen var. Onca spekülasyonun ve şüphenin ortasında, bu rahatlatıcı bir düşünce.

06.08.2015 18:51