TAKİP ET

Kürt özerk bölgeleri oluşturmaya son verin

Son iki haftada, Kürtlerin çoğunluk olduğu birkaç bölge, Güneydoğu’daki şehir ve ilçe, özerkliklerini ilan etti.

Bu, 10 Ağustos’ta Şırnak’ın Silopi ve Cizre ilçelerinde başladı, daha sonra Diyarbakır’ın Silvan ilçesinde ve Tunceli’de (Kürtçe Dersim) ve Batman’da devam etti. Bu özerklik ilanlarından kimin sorumlu olduğu her zaman açık değil. Şırnak’taki özerklik ilanı, Halkların Demokratik Partisi’ne (HDP) yakın olan ve yasa dışı Kürdistan İşçi Partisi’ne (PKK) sempati duyan Demokratik Bölgeler Partisi’ne (DBP) bağlı Halk Meclisi’nden geldi. Tunceli’de PKK ilan etti, diğer yerlerde ise yine inisiyatif DBP’deydi.

Bu kendi kendine özerklik ilanının tam olarak ne anlama geldiği de açık değil. İnternette silahlı Kürt savaşçıların trafik kontrolleri yaptığını ve bu bölgelere giriş çıkışları kontrol ettiklerini gösteren fotoğraflar görmek mümkün. Şırnak Halk Meclisi tarafından yapılan açıklamada şehirdeki tüm devlet kurumlarının meşruiyetlerini yitirdikleri ve bu yüzden halkın özyönetim prensibiyle hareket edeceği belirtildi. Kafa karıştırıcı bir şekilde, aynı deklarasyon meclisin “devleti tamamen yok saymadığını” da söylüyor.

Bu Şırnak halkının atanmış valiyle ve Türk devletinin yerel temsilcileriyle daha fazla çalışmak istemedikleri, fakat genel olarak Türk devletinin bütünlüğünü ve bir noktada Ankara’nın müdahale hakkı bulunduğunu kabul ettikleri anlamına mı geliyor?

Bununla birlikte beni rahatsız eden sadece bu kafa karışıklığı ve muğlaklık değil. Aynı zamanda bu deklarasyonların zamanlaması ve HDP’nin seçimdeki şansı üzerindeki olası etkileri de rahatsız ediyor. Yerel ve bölgesel özerklik kavramı, Kürt hareketi ile Türk devletinin merkezi yetkilileri arasındaki ihtilafın epeydir en kritik noktalarından biri olageldi. Sadece Ankara’da değil, çok sayıda Türk, ya bu türden herhangi bir deklarasyona tümden karşı ya da bunun nihayetinde neye yol açabileceğinden korkuyor.

Şahsen ben bu türden yönetimsel devirlerin uygulanmasını, halihazırda son derece yoğun bir şekilde Ankara’daki merkezi yetkililerde toplanmış olan yetkilerin bazılarının daha alt bir seviyeye transferini her zaman desteklemişimdir. Mardin ve Hakkari’deki, ama aynı zamanda Samsun ve Edirne’deki seçilmiş siyasiler, yol planlaması, kültürel planlama ve evet, yerel okullarda Türkçe dışında diğer dillerin de öğretilmesi gibi konularda karar vermek açısından daha iyi konumdalar. Aynı zamanda, bu tartışmanın ne kadar hassas olduğunun da farkındayım ve sadece Türk devlet sisteminde herhangi bir değişikliğe gidilmesine tutuculukla direnenlerin işine yarayacak olan provokatif hareketlerde bulunulmasına da her zaman karşı çıktım.

İşte bu yüzden de korkarım ki mevcut özerklik ilanı dalgası son derece yararsız ve hatta zarar verici. PKK’nın yeni bir saldırı furyasına başladığı ve sonuç olarak Türk milliyetçilerinin ateşinin iyice yükseldiği bir zamanda, bu tür ilanlarla ortaya çıkmak kesinlikle yanlış bir strateji. Eğer hedefiniz hâlâ Türklerin çoğunluğunu özerkliğin o kadar da korkunç bir şey olmadığına ve Türk devletinin bütünlüğünü ortadan kaldırmayacağına ikna etmekse, bu yanlış bir strateji. Bu iknayı gerçekleştirmek mecliste yer alan HDP’nin temel hedeflerinden biri.

Ama şimdi ne oluyor? HDP’li belediye başkanları ve siyasiler, şu veya bu şekilde, özerklik ilanlarıyla bağlantılı oldukları gerekçesiyle tutuklanıyorlar. Başka bir ifadeyle şöyle: Görünüşe göre, sertlik yanlısı Kürtlerin düğmeye basmaları, 7 Haziran’da HDP’ye oy vermiş olan Türk liberalleri ve solcuları uzaklaştırmaktan ve yeni HDP oylarının en büyük grubunu oluşturan muhafazakâr Kürtleri istedikleri şeyin ne olduğu konusunda yeniden düşünmeye sevk etmekten başka bir şeye yaramayacak. Bu kampanyayı başlatmış olmalarının ceremesini ise siyasi arenada hakları için mücadeleyi tercih etmiş ılımlı Kürtler çekiyor.

Eminim AKP sertlik yanlısı Kürtlerin bu pervasız davranışından çok mutludur. Polisleri ve askerleri öldürerek iktidar partisinin çözüm sürecini tamamen terk etmesini meşrulaştırmasını kolaylaştırıyorlar. Bu sorumsuzca özerklik ilanları, Türk devletinin olası parçalanmasına dair korku yayarak, dişli Türk milliyetçilerinin ekmeğine yağ sürüyor ve HDP’nin seçimdeki şansını ciddi bir şekilde tehlikeye sokuyor. Buna son verin.

26.08.2015 16:25