TAKİP ET

İslamofobi

İngilizce yayın yapan AKP yandaşı Daily Sabah gazetesinin Twitter’da, kullanıcılara takipçilerine iki şıklı bir soru sorma imkanı veren yeni anket seçeneğini kullanması ilk bakışta masumane bir teşebbüs gibi görünüyordu.

Bu, birinin kendi özel kamuoyu yoklamasını organize etmesinin basit bir yolu. Geçen perşembe Daily Sabah takipçilerine “AB’de İslamofobi’yi en çok ne tetikliyor?” sorusunu sorup şu iki şıkkı sundu: A-AB siyasetçilerinin sorumsuz açıklamaları; B-IŞİD’i İslam ile bir tutan medya.

Sunulan bu cevapların taraflı niteliği üzerine bir süre düşündükten sonra kendimi tutamadım ve retweetime şu yorumu ekledim: “Peki ya C seçeneği: Cihatçı terör saldırıları.”

Daily Sabah’ın tek taraflı sorusu ve benim buna verdiğim kızgın tepki, Avrupa’da İslamofobi gibi karmaşık bir fenomenin en iyi nasıl analiz edileceği meselesini bir çırpıda özetler nitelikte. Gazetenin iddia ettiği gibi bu, tarihsel kökleri olan önyargılara ve yanlış yorumlara dayalı, Müslümanların hiçbir somut eylemiyle alakalı olmayan, tümüyle bir Batı kurgusu mu? Yoksa benim düşünmeye meylettiğim üzere, İslamofobik fikirlerin ve siyasetçilerin mevcut popülerliği ile İslam adına hareket ettiğini öne süren insanların düzenlediği canice saldırılar arasında bir bağlantı var mı?

13 Ekim Paris sadırılarını müteakip, bu korkunç terör eylemlerine nasıl tepki verilmesi gerektiğine dair cereyan eden tartışmada sahneyi genellikle her iki tarafın aşırıları işgal ediyor. IŞİD’in kıyametsi ideolojisinin kilit unsurlarından biri şu inanca dayanıyor: Batı kökünden Müslüman karşıtıdır (ve her daim öyle olmuştur) ve gerçek müminlerin halihazırda kafirlere karşı verilen nihai savaşa katılmaktan başka hiçbir seçeneği yoktur. Avrupa’daki popülist siyasetçilerin bu çarpıtılmış dünya görüşüne verdiği tepki, aynadaki aksi gibi. Onlar da ağız birliği ederek, İslamiyet ile Batılı değerlerin temelinden uyuşamaz olduğunu, bu yüzden IŞİD’in yok edilmesiyle kalınmayıp Avrupa’nın sınırlarının Müslümanlara kapatılması ve lüzum halinde mevcut göçmenlerin de kovulması gerektiğini söylüyorlar.

Her iki aşırılıkçı bakış da epey ilgi görüyor, halbuki ikisi de dengeli bir tepkinin formüle edilmesine hiçbir şekilde yardımcı olmuyor. Birinci mesele, İslamofobi’nin Batı kültürünün silinemez, ortadan kaldırılamaz bir parçası olduğu düşüncesi. Son birkaç asır zarfında İslamiyet’e karşı derin güvensizlik duyan Avrupalıların her zaman var olduğu ve kısa süreli de olsa, bu fikirlerin daha geniş kitleler nezdinde popülerlik kazandığı dönemlere tanıklık edildiği kuşkusuz ki doğru. Aynı zamanda, İslamofobi’nin birçok Avrupa ülkesinde seçmenlerin hatırı sayılır bir kısmını cezbetmek için kullanılması da son dönemde başvurulan bir strateji. Bunun mazisi 11 Eylül’ün ve 2004 ile 2005 yıllarında Madrid ve Londra’daki El Kaide saldırılarının sonrasındaki döneme uzanıyor. O zamandan bu yana popülist radikal sağcı siyasetçiler İslam korkusunu politikalarının merkezi bir parçası haline getirdiler. Aynısı, ana akım medyanın, Avrupa medeniyetini çökertmeye çalışan tehlikeli Müslümanlar hikâyesinin üzerine balıklama atlayan kısmı için de söylenebilir. Pek çok ülkede seçmenlerin yaklaşık yüzde 15’i söz konusu popülist partilere oy verme eğiliminde. İslamofobi bu tavrın sebeplerinden biri, fakat kesinlikle tek sebebi değil.

Ne var ki İslamofobik görüşler bu azınlığın dışına, ancak şiddet eylemleri popülistlerin önyargılarını doğrular göründükten sonra yayılabiliyor. Terör saldırıları Marine Le Pen’in Fransa’daki Ulusal Cephe’si ve Geert Wilders’in Hollanda’daki Özgürlük Partisi gibi partilerin anketlerde beklenmedik oy oranları yakalamasının başlıca itici gücü.

Bu eğilime karşı koymak söz konusu olduğunda, pek çok barışçı Müslüman’ın ve bazı Avrupalı liberallerin yaptığı gibi, IŞİD’in İslam’la ilgisi olmadığını söylemek pek de fazla işe yaramıyor. Rahatsız edici gerçek şu ki, teröristler güttükleri politikalar itibarıyla İslam’ı kullanıyor. Bunu görmezden gelmek, İslamofobiklerin değirmenine su taşımaktan başka bir işe yaramıyor ve İslam’ın gücünün bazı Müslümanları kendilerini ve başkalarını öldürmeye sürüklemek yönünde kullanılmasına dair daha derin ve kapsamlı bir açıklama bekleyen çoğu Avrupalıyı ikna etmiyor.

Avrupa’daki mevcut, inkar edilemez İslamofobi, Ankara, Beyrut ve Paris’teki en son terör saldırısı dalgasıyla doğrudan bağlantılı. Daily Sabah’ın Twitter anketinde yaptığı gibi, bu bağlantıyı reddedip sadece bütün Avrupalıların kötü ve cahil olduğu iddiasına odaklanmak, en hafif tabiriyle, kimseye hayır getirmez.

22.11.2015 07:09