TAKİP ET

IŞİD konusunda Türkiye’ye güvenebilir miyiz?

Türkiye hükümeti, Irak Şam İslam Devleti’yle (IŞİD) mücadele çabalarını artıracağını açıkladığından beri pek çok insan Ankara’nın bu gecikmiş taahhüdünde ne kadar samimi olduğunu soruyor.

Ülke liderlerinin bu konuda söylediklerinin tek bir kelimesine dahi inanmayanlardan söz etmiyorum. Onlar IŞİD karşıtı söylemlerin tamamını ya Türkiye ve Suriye’deki Kürtlere yönelik bir ön cephe saldırısının maskesi ya da Türkiye’nin ABD’ye verdiği ve ancak kendi, daha dar çıkarlarına hizmet ettiği sürece riayet edeceği mecburi bir taviz olarak görüyor.

Türkiye’nin IŞİD meselesindeki U dönüşünden kuşkulanmak için gerçekten de haklı gerekçeler var. Yine de bu kararın özünde, Ankara’nın ilk baştaki hesaplarının aksine, cihatçıların Türkiye için de aleni ve yakın bir tehlike haline geldiğine dair net bir kanaat bulunduğuna inanmak istiyorum. Bunun Suriye dahilindeki sebebi, sınırın diğer tarafında IŞİD’e karşı verdikleri mücadelenin Suriyeli Kürtleri güçlendirmiş olması –bu, Ankara’da hâlâ egemen olan Kürdofobik stratejik çerçeveye uymayan bir gelişme. Ülke içindeki sebebi ise IŞİD’in Türkiye topraklarında geliştirmesine göz yumulan yaygın destek ağı– ki söz konusu ağ silahlarını belli bir noktada, bu Truva atını uzun müddet görmezden gelen devlete karşı çevirebilir.

Diğer bir deyişle, arka planındaki ilkelere dair şüphelerim olsa da, hükümetin IŞİD’le ilgili söylediklerine ve yaptıklarına inanmak istiyorum. Askeri düzeyde, Türk Hava Kuvvetleri’nin Suriye çapında IŞİD hedeflerine yönelik ortak koalisyon saldırılarında tam olarak ne gibi bir rol alacağını kısa süre içinde değerlendirebilir hale geleceğiz. Fakat IŞİD’i sadece askeri güçle yenmek mümkün olmayacak. Ekonomi ve dış politika alanlarındaki diğer cihatçı karşıtı hamlelerin ötesinde, bütün uzmanlar şu konuda hemfikir: IŞİD’in dünyanın dört bir köşesindeki binlerce genç militanın gözündeki cazibesini zayıflatmak için, örgütün ideolojik temeline meydan okumak gerekiyor. Bunu da tercihen bizzat Müslümanların yapması ve yüzlerce cihatçı internet sitesinde son derece akıllıca reklamı yapılan çarpıtılmış İslam yorumuna karşı seslerini yüksetmesi gerekiyor.

Bu yüzden Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, IŞİD’in dini hassasiyeti çarpıtıp istismar ederek İslamiyet’e ve Müslümanlara büyük zarar verdiğini vurgulayan kapsamlı bir rapor hazırladığını öğrenince mutlu oldum. Rapor IŞİD’in sloganlarını ve faaliyetlerini ayrıntılı şekilde ele alarak bunların İslami ilkelere nasıl aykırı olduğunu gösteriyor. Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez şu sözlerle, araştırma raporunun bulgularını açık bir şekilde özetliyor: “Bütün bu terörist faaliyetlerin İslam’ın yorumlanmasından kaynaklandığını iddia etmek, İslamiyet’in kendisine büyük bir hakarettir.” Diyanet Türkiye hükümetinin dini konulardaki sesi addedildiği için, şu andan itibaren IŞİD’in bazı Türkler arasında var olan bir tür yönünü şaşırmış Sünni sempatisinden artık faydalanamayacağı sonucuna varılabilir. Diyanet IŞİD karşıtı mesajını ülke çapındaki camilerde ve dini kurumlarda aktif bir şekilde yaymayı planlıyor.

Diyanet’in raporu memnuniyetle karşılanmalı. Umut edilir ki Müslüman dünyanın geri kalanındaki dini kurumlar da aynı sonuçlara varsın. Bununla birlikte raporun etkisinin azamiye çıkarılması adına, üç öneride bulunmak isterim:

– Mesajı yaymak için camilerdeki hutbelerden faydalanmak yeterli değil. Cihatçı karşıtı stratejinin bir parçası da, IŞİD’in cezbedici çağrısına açık olabilecek birçok gence ulaşabilecek kapsamlı ve çekici dijital platformlar tesis etmek  olmalı.

– Eski cihatçılarla yapılan söyleşiler IŞİD bayrağı altında gerçekten de son derece dindar bazı insanların savaştığını gösteriyor. Fakat birçok genç IŞİD’e başka sebeplerle katılıyor: heyecan ve macera, mali ihtiyaçlar veya daha ılımlı Esed karşıtı güçlerin başarısızlığından duyulan hayal kırıklığı. Bu örgüte sırtlarını dönmeye, ancak başka araçlar kullanılarak ikna edilebilirler ve Türkiye bu araçlara da yatırım yapmalı.

– Dış dünyayı Türkiye’nin IŞİD’le mücadelesinde ciddi olduğuna ikna etmek için adli merciler, gözaltına alınan IŞİD militanlarının kısa süre serbest bırakıldığına veya neticede yargılanmadıklarına dair iddialara derhal ve güçlü bir şekilde karşılık geliştirmelidir. Yerel makamların ve ulusal güvenlik kurumlarının Türkiye-Suriye sınırı geçen IŞİD savaşçılarını hala görmezden geldiğine dair iddialar için de aynısı geçerli. Bu iddialara dair son örneklerden biri, CHP’nin Adıyaman bölgesindeki bu tür uygulamalara dair yayınladığı ayrıntılı rapor.

Türkiye içinde ve dışındaki birçok insan, haklı nedenlerle, AKP’nin IŞİD’e yönelik söylediklerine ancak sahadaki gidişatın gerçekten değiştiğini gördüklerinde inanacak. O zamana kadar şüphe galebe çalacak.

12.08.2015 16:56