TAKİP ET

Erdoğan kaybettiğinde ne yapacak?

Yarınki seçimlere dair analiz ve yorumlarda vurgu giderek seçim sonrası senaryolara doğru kayıyor. 8 Haziran’da ne olacak, hangi farklı sonuçlar beklenebilir ve bunlar Türkiye’nin geleceğini nasıl etkileyecek? İktidar partisinin hem destekçilerinin hem karşıtlarının bu seçimin sonuçlarını ülke için tarihi bir dönüm noktası olarak algıladığını görmek oldukça ilginç.

Bir tarafta AKP seçimden birinci çıktığında/çıkarsa, Erdoğan’ın ‘Yeni Türkiyesi’ni artık hiçbir şeyin durduramayacağına ikna olmuş, böyle bir sonucu bu ülkedeki muhafazakar dindar çoğunluğun görüşlerinin ve hissiyatının ifadesi olduğu için memnuniyet verici bir gelişme addeden birbiriyle nispeten uyumlu bir kitle var. Siyasi yelpazenin diğer ucunda ise laiklerin, Kürtlerin, Alevilerin, liberal demokratların ve AKP’ye inancını yitirmiş muhafazakarların oluşturduğu renkli, fakat nispeten gevşek bir koalisyon var; bu grup AKP’nin kazanması halinde konumlarının daha da zayıflayacağından ve Türkiye’nin otoriterlik ve ılımlı-İslamlaştırmanın damgasını vurduğu karanlık bir çağa gireceğinden korkuyor.

Bütün bu senaryolar seçimin galibinin ne yapacağı sorusuna dayanıyor. Fakat demokrasilerde en az bunun kadar önemli olan, mağlubun sonuca nasıl tepki vereceğidir. Türkiye’de yenilgiyi mağrur ve makul bir şekilde kabul etmek gibi bir alışkanlık var mı? Türkiye’deki siyasi liderler, bu özel seçim yarışındaki yenilgiyi, gelecekte devranı döndürecek başka fırsatlar çıkacağı düşüncesine dayanarak kabul edebilecekler mi? Yoksa bu kez işler, her iki tarafın da bir sonraki seçimde aynı koşullar altında yarışmayacağından emin olduğu kritik bir noktaya mı vardı?

Kamuoyu yoklamalarından görüldüğü kadarıyla, bu seçimin başlıca iki aktörü var: Bir tarafta Cumhurbaşkanı Erdoğan, diğer tarafta HDP lideri Demirtaş. Bu iki isme odaklanmak ve AKP kılpayı çoğunluk sağlarsa veya hatta bir koalisyon hükümeti kurma mecburiyetinde kalırsa Erdoğan’ın nasıl reaksiyon vereceği üzerine tahmin yürütmek isterim.

Erdoğan böyle bir sonuçtan gerçekten de Türkiye vatandaşlarının çoğunluğunun onun tek adam yönetimini istemediği sonucunu mu çıkarır? Cevap evet ise geri adım atmalı ve özellikle ekonomik yavaşlamanın giderilmesine ağırlık verecek mümkün olan en istikrarlı hükümetin kurulmasını kolaylaştırmak için elinden geleni yapmalıdır.

Gözlemcilerin çoğu böyle bir tarafsızlığın Erdoğan’ın genlerinde olmadığı, tam tersine iktidardaki mevcut konumunu hızlı bir intikam almak ve yeni seçimlere gitmek için kullanacağında hemfikir. Bunun AKP’nin yararına bir senaryo olup olmadığı konusunda ise farklı fikirler söz konusu. Şahsen Türk seçmenlerin çoğunluğunun iradesine yönelik böyle aleni bir saygısızlığın sonraki seçimde ciddi şekilde AKP aleyhine işleyeceği kanaatindeyim. Fakat mesele bu değil.

Erdoğan’ın siyasi içgüdülerini takip edip, kişisel hırslarını partisinin uzun vadeli çıkarlarının önüne koyup koymayacağı, en nihayetinde, Erdoğan’ın partiye el koymasından memnuniyetsizlik duyan bütün o (eski) AKP’li siyasetçilerin planlarına ve kararlarına bağlı olacak. Yüzlerce AKP kurucusunun, eski AKP bakanlarının ve AKP’nin ilk nesil kadrolarının son birkaç yıldır kenara itildiğini biliyoruz. Erdoğan’ın yarın alacağı bir yenilgiyi parti içindeki hesapları görmek ya da gerekirse, yeni bir parti kurma tehdidini masaya sürmek için kullanmaya gönüllü ve muktedir olacaklar mı?

Karamsarlar Erdoğan’ın çaresiz ve sözgelimi, yolsuzluk iddiaları doğru düzgün soruşturulduğu takdirde kaybedecek çok fazla şeyi olduğunu düşünüyor. Bu yüzden kişisel çöküşünü ertelemek için elinden gelen her şeyi yapacağından korkuyorlar. Aynı zamanda parti içindeki muhaliflerinin Erdoğan ile bir çatışmayı göze alacak güçten veya cesaretten yoksun olduğuna inanıyorlar.

İyimserler ise (ki buna ben de dahilim) yarın bir AKP gerilemesinin Türkiye’deki muhafazakar siyasetin saflarında, partileri  ve ülkeleri için, AK Saray’daki tek adamın mengenesinin dışında bir gelecek inşa etmeyi isteyenlerin başını çektiği yeni bir harmanlanma sürecini başlatabileceğini umuyor.

07.06.2015 10:30