TAKİP ET

Demokrasilerin çatışması

Salı sabahı bu yazıyı yazdığım anlarda, bu akşamki Yunanistan konulu AB zirvesinin sonucunu kestirmek güç. Pazar günkü referandumda son AB/IMF önerilerine verilen net bir “Hayır” cevabının ardından, Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras, üçüncü bir kurtarma paketi için AB’nin kalanıyla yeni bir müzakere turunun zeminini hazırlamak hususunda vakit kaybetmedi.

Çipras’ın Yunan mali sisteminin durma noktasına ve Yunanistan’ın Euro Bölgesi’ni terk etmek zorunda kalma durumuna gelmesini önlemek üzere çok geçmeden bir anlaşmaya varması ya da en azından AB’den, bilhassa da Avrupa Merkez Bankası’ndan (ECB) kısa vadeli yardım alması gerekiyor. Çipras geçici bir anlaşma sağlama yönündeki şansını artırmak için, tartışmalı Maliye Bakanı Yanis Valufakis’i istifaya zorladı.

Valufakis ile masaya oturulduğunda her iki taraf için de herhangi bir taviz verip anlaşmaya varmanın mümkün olmayacağı aşikârdı. Çok fazla dikkat çekmeyen, ama uzun vadede daha mühim olan, Çipras’ın Yunanistan’ın Euro Bölgesi’nde kalmasını sağlayacak bir çözüm için ılımlı bir çağrıyla merkez partilerden oluşan geniş bir koalisyonu bir araya getirme yönündeki adımıydı.

Bu adım, şüpheci AB politikacılarını Yunan siyaset sınıfı içinde (elbette yeni bir paket üzerine anlaşma söz konusu olursa ve olduğunda) ne yapılması gerektiğine dair bir konsensüse varılacağı konusunda ikna etmeli. Çipras’ın yenilenmiş stratejisinin son ayağı, kabul etmeye gönüllü olduğu reformlardan oluşan bir liste. Bu öneri, halihazırda içeriği bilinmemekle birlikte, AB liderlerini Yunanistan’ın Euro Bölgesi üyeliğinin fişini çekmeden evvel bu ülkeye bir şans daha vermek konusunda ikna etmeli. Dürüst olmak gerekirse, manzara pek ümit verici görünmüyor.

AB en çetrefilli sorunlara son dakika çözümleri bulmakta nam sahibidir. Bu gece de böyle bir durum olabilir. Ama sonuç, AB’nin geri döndürülemez biçimde yakınlaşmış birlik tarihinde bir kırılma noktası da olabilir. Böylesi sarsıcı bir kırılmanın temel nedeni, artık Avrupa düzeyinde daha fazla uzlaşma sağlayamayan ulusal demokrasilerin çatışması olacaktır.  Son birkaç yılda, akademisyenler ve AB gözlemcileri, ulusal düzeyde tam gelişmiş demokrasileri, çoğunluk oylaması dahil olmak üzere giderek genişleyen bir demokratik kurumlar ve kurallar sistemiyle Avrupa düzeyinde birleştirmeye dönük sihirli AB numaralarının sınırları olduğu yönünde uyarıda bulundular.

Konu ettiğimiz meselede sorular şu: AB üye devletlerinin ve onların nüfuslarının çoğunluğu, Yunanistan’ın net çoğunluğunun kararını kabul etmeye mecbur mu? Ya da başka bir yol mu bulunmalı? Bu çoğunluklardan biri hükümsüz kılınırsa ne olacak?  Yunan referandumu sırasında ve sonrasında çok sayıda Avrupalıyı rahatsız eden, bu sert Avrupa kemer sıkma planlarına yönelik demokratik anlamda verilen meşru ret ve Yunan taleplerine razı olma yönündeki çağrıydı. Sanki AB’nin geri kalanı bir çoğunluğun farklı görüşe sahip olduğu demokrasilerden oluşmuyormuş gibi. Bu rahatsızlık, şu an için, Yunanistan’a yeni tavizler vermeyi reddedenlerin yalnızca Almanya ve Hollanda gibi olağan şüphelilerden (ve büyük kreditörlerden) ibaret olmadığını açıklıyor.

İrlanda ve Baltık ülkeleri de geçmişte kendilerinin uymak zorunda kaldıkları kurallar konusunda Yunanistan’ın ayrıcalık istediği hissiyatındalar. Nihayetinde onların ülkelerini kurtarmış olan reformların aynısını uygulamayı reddeden bir ülkeye neden daha fazla para versinler?

Bu gece Brüksel’de aşılması gereken en büyük zorluk, Yunanistan’da sürdürülemez borçların en nihayetinde ciddi bir süre için ertelenmesi ihtimalini içeren köklü reformları bir araya getiren yeni bir pakete yönelik iradeyi formüle etmek olmayacak. Bu kadar hüsran ve ayak diremeden sonra bu zor olabilir ama imkânsız da değil. Bununla birlikte kritik önemde olan, Çipras’ın meslektaşlarını ve seçmenlerini, nihayetinde Yunanlıların Avrupalıların çoğunluğunun görüşlerine saygı duyacağına ve sözlerini yerine getireceğine ikna etme becerisi olacak. Diğer başbakanlar da ülkelerine dönüp seçmenlerine şunu izah edecek kadar cesur olmalıdırlar: Yunanistan’ın Euro Bölgesi’nden çıkmasının tetikleyeceği pek çok belirsizlik sebebiyle, Yunanlıların çoğunluğunun meşru isteklerine kulak vermek, Avrupalıların çoğunluğunun da çıkarınadır.

08.07.2015 18:30