TAKİP ET

‘Brexit’ Türkiye için çok önemli

Ankara’daki terör saldırısının ardından, ülke Güneydoğu’da kanlı bir çatışmaya batmışken ve güney sınırlarında patlayıcı bir durumla karşı karşıya iken, Türklerin, Avrupa Birliği içinde Britanya’nın üyeliğine dair süren tartışmanın kendilerini ilgilendirmeyen bir durum olduğunu düşünmeleri mazur görülebilir. Fakat yine de AB içi bir gelişmenin yanlış okunması, Türkiye için kısa ve uzun vadede çok ciddi sonuçlara yol açabilir.

Bu yazının yazıldığı sıralarda, Brüksel’de toplanan AB liderleri, AB içinde İngiltere için özel bir pozisyon yaratacak olan bir dizi talep üzerinde Britanya Başbakanı David Cameron ile hâlâ anlaşmaya varabilmiş değildi. Cameron, böyle bir anlaşmayı garantilemek istiyor, zira bu, Cameron’un haziranda Britanya’nın AB üyeliği konusunda yapılacak referandumunda “evet” oyunu savunmasına imkân verecek.

Cameron’un bazı istekleri büyük sorunlara yol açacak nitelikte değil, fakat bazıları epey tartışmalı. Son derece sembolik olan isteklerden biri, mevcut anlaşmaların değiştirilmesine ve Britanya’nın AB’nin “daha yakın bir birlik” kurmak yönündeki kuruluş amacının dışında kalabilmesine izin veriyor. Britanyalılar, daha ileri entegrasyon için atılan yeni adımlardan muaf kalabilme özgürlüğü istiyor. Bu, birkaç alanda daha bağlayıcı işbirliğini sürdürmek isteyen ve gelecekte başka AB üyelerinin de Britanya örneğini takip edebilecek olmasından korkan AB üyesi ülkeler açısından yenilir yutulur bir şey değil.

Aynı sirayet korkusu, en tartışmalı İngiliz talebinin görüşülmesinde de önemli bir rol oynuyor: Diğer AB vatandaşlarının İngiltere’de sosyal yardım almasına sınırlamalar getirilmesi. Bilhassa, çok sayıda vatandaşı İngiltere’de çalışmakta olan Doğu Avrupa ülkeleri bu türden sınırlamalara karşı çıkarak, İngiltere’nin böyle tahditler getirebilmesinin zorlaştırılmasını istiyorlar ve diğer ülkelerin İngiltere istisnasını taklit etmesini önlemeye hevesliler.

Tahminim, eninde sonunda bir anlaşmaya varılacağı yönünde. Şimdi değilse bile, mart ortasındaki bir başka zirvede. Neticede, hiçbir ülke Britanya’nın AB’den çıkmasını (Brexit) tetiklemiş olmakla itham edilmek istemiyor. Cameron, anlaşmasını alacak ve yurttaşlarını Britanya’nın AB’de kalması gerektiğine ikna etmeye çalışacak.

Bu olumlu senaryo. Ama ya anlaşma olmazsa veya haziranda Britanyalıların çoğu AB’ye dair derinlere kök salmış şüpheciliklerine teslim olmaya karar verir ve “Brexit” lehine oy kullanırlarsa? Böyle bir durumda Türkiye de vahim sonuçlardan nasibini alacaktır.

Kısa vadede, bir “Brexit”, emsalsiz ve bu yüzden de tamamen öngörülemez bir krize yol açar. Dahili olarak, diğerlerinin de Britanya’yı takip edeceği korkusu, AB’yi felç eder. Dış dünya için, böylesi önemli bir ekonominin ve Avrupa güvenlik mimarisinin en önemli parçasının kaybı, AB’nin küresel bir aktör olarak itibarına zarar verir. Sonuç, AB’nin yeni yükümlülükler altına girmesini neredeyse imkânsız kılacak olan uzun ve çileli bir iç değerlendirme süreci olacaktır.

Türkiye, bu felcin en büyük kurbanlarından biri olur, zira bu yıl Ankara, Türkler için vizesiz seyahat konusunda ve Türkiye’nin tarım sektörüne ve hizmet sanayisine büyük fayda sağlayacak olan yeni bir gümlük birliği üzerinde anlaşmaya varmayı umuyor. Çok sayıda AB üyesi ülke için tartışmalı ve hassas olan her iki proje de, Britanyalıların ayrılmaya karar vermesi durumunda askıya alınır. Kısaca böyle bir durumda AB’nin kafası bundan daha acil meselelerle meşgul olacaktır.

Uzun vadede “Brexit”, üyelerin farklı seviyelerde entegrasyon tercihinde bulunabildiği bir AB fikrini berhava eder. Almanya ve Fransa gibi ülkeler, pek çok konuda (Euro gibi) daha fazla işbirliğini sürdürmeyi tercih ederken, diğerlerinin (Britanya ve belki Danimarka, İsveç ya da tereddütlü Orta Avrupa ülkelerinden biri) kendi para birimlerini sürdürmelerine ve temel olarak üyeliklerini iç pazarın parçası olmakla sınırlamalarına izin verilir. Bu, günün birinde, Türkiye için AB’ye katılmayı çok daha kolay hale getirecek bir model.

Bütün bu nedenlerden dolayı, Cameron’ın çok geçmeden istediğini elde etmesi ve haziranda yurttaşlarının çoğunluğunu ikna etmeyi başarması, Türkiye’nin hayrına olacaktır.

20.02.2016 22:40