TAKİP ET

Aylan Kurdi

Fotoğrafı ilk gördüğümde gözyaşlarıma hakim olamadım. Kırmızı tişörtlü koyu renk şortlu cansız bir çocuk bedeni, Bodrum’da yaşadığım yere birkaç kilometre mesafedeki sahilde kıyıya vurmuştu.

Aylan Kurdi, erkek kardeşi Galip ve annesi Reyhan’la birlikte, onları Kos’a götürecek olan küçük şişme bot alabora olduğunda boğularak can verdi.

Hepimiz biliyoruz ki, bu, Suriyeli mültecilerin Avrupa’ya gitmeye çalışırken ilk kez canlarından oluşları değil. Şimdiye dek, 2 bin 500’den fazlası başaramadı ve suda sürüklenen cansız bedenlerini gördük. Ama Aylan’ın fotoğrafı başka. Neden böylesine muazzam bir etki yarattığından bile emin değilim.

Suriye trajedisiyle ve yol açtığı insani ızdırapla karşı karşıya kalındığında duyulan acizlik hissiyatı yüzünden mi? Bu küçük, masum çocuğun sadece duyduğumuz bütün yüzü olmayan, bilinmeyen kurbanların temsili haline gelmesinden mi? Yoksa hepimiz böylesine korkunç bir sona karşı korumak istediğimiz çocuklara ya da yeğenlere sahip olduğumuz için mi?

Çoğu kişiye göre, Aylan’ın Türkiye’deki bir sahilin kıyısına vurmuş fotoğrafı, milyonlarca kişinin algısını değiştirmiş ve politikada gerçek bir değişime yol açmış o nadir ikonik fotoğraflardan biri haline gelebilir. Tıpkı 1972 tarihli Vietnamlı ‘napalm kızı’, 1993 tarihli Güney Sudan’daki açlıktan ölmek üzere olan çocuk ya da 2004 tarihli Ebu Garip’te işkenceye maruz kalan mahkûmların şok edici fotoğrafları gibi.

Aylan’ın fotoğrafının Avrupa’daki etkileri kendini hemen gösterdi: Kamuoyunun ve tabloid basının baskısıyla İngiltere Başbakanı David Cameron, ülkesinin Suriyeli mültecilere yardım etmek için daha fazlasını yapacağını duyurdu. Çok sayıda Avrupa ülkesinde gönüllüler, yeni gelen mültecilerle ilgilenmek için çalışan STK’lara ve yerel yetkililere yardım için sıraya giriyor. Avrupa çapında Almanya’ya ya da bir başka güvenli bölgeye ulaşmaya çalışan diğer yüz binlerce Suriyeli mültecinin yaşadıklarına duyulan empati kesinlikle büyümüş durumda.

Ancak uzun vadede Avrupa’nın mülteci ve göç politikası üzerinde oluşacak gerçek etkileri değerlendirirken dikkatli olmak için müstehzi olmak gerekmiyor. Aylan’ın fotoğrafının ardından kamuoyundan yükselen tüm feryada ve hissedilen acıya rağmen, Yunanistan’a, İtalya’ya ve Macaristan’a ulaşmış olan 160 bin mültecinin tüm AB üyesi ülkelere yeniden dağıtılmaları yönündeki yeni bir plan üzerinde AB içindeki derin ayrılıklar yüzünden hâlâ bir anlaşmaya varılabilmiş değil. Şu an için, hiç kimse bu felaketin kaynağını, Esad rejimi tarafından yürütülen iç savaşı ortadan kaldırmak üzere diplomatik bir girişimde bulunmadı.

Bu arada, Türkiye’de Suriyeli mültecilerin çektiklerinin bütün suçunu Avrupa’ya yüklemek gibi acınası bir eğilim söz konusu. Şaşırtıcı olmayan bir şekilde, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Batı’ya çıkışma ve Avrupa ülkelerini Akdeniz’i bir mezarlığa çevirmekle suçlama fırsatını kaçırmadı: “O denizde boğulan sadece mülteciler değil, insanlığımız ve değerlerimizdir.” Erdoğan’ın AB’nin başarısızlıklarına ve tıpkı çok sayıda Avrupalı’nın kendi liderlerine karşı ifade ettiği gibi Batı’nın duyarsızlığına dair yaptığı konuşmada haklılık payı var.

Erdoğan’ın sözünü etmediği şey ise bu mülteci dramında Türkiye’nin oynadığı rol. Doğru, Türkiye Suriyeli mültecilere karşı son derece misafirperver oldu. Ama Türkiye, halihazırda yaşanan trajedilerin masum ve çaresiz bir seyircisi değil. Eğer Türkiye, Suriyeli mültecilerin işe yaramaz botlara binmesini engellemek isteseydi, bunu yapabilirdi. Ama yapmıyor. Evet, Türk sahil güvenliği işler ters gittiğinde onları kurtarıyor, ama neden Türk polisi, hayatlarını tehlikeye atan bu yolculuğa çıkmalarına en başından engel olmuyor?

Türkiye’den güvenli bir şekilde çıkışı bu kadar zor kılan sadece Avrupalılar değil. Aylan’ın babasının bu riski alma nedeni, Kanada’daki kız kardeşinin erkek kardeşi Muhammed’in sığınmacı olarak kabulünü sağlayamamış olması. Kanadalı yetkililer Kurdi ailesinin başvurusunu reddetmişler. Bunun nedeni, Türkiye’nin Kurdi ailesini mülteci olarak kabul etmemiş olması ve aynı zamanda onlara çıkış için vize vermek istememesi. Neden Türkiye, Suriyeli mültecilerin bir uçakla ülkeden ayrılmalarına engel olan ve onları güvensiz plastik botlara binmek zorunda bırakan bu eski, işe yaramaz politikaya saplanıp kalmış durumda?

Başka Aylan’lar olmasını engellemek, Türkiye dahil ilgili tüm ülkeler için ivedi ve ortak bir sorumluluktur. Hiç kimse Aylan’ın fotoğrafını ahlaken diğerlerinden daha iyi olduğunu göstermek için kullanmamalı.

06.09.2015 09:52