TAKİP ET

Avrupa’nın aczi ve Yunanistan’ın engeli

Hayır, Avrupa Birliği ile Yunanistan arasında, bu ülkenin iflasını ve Euro’nun önündeki belirsiz geleceği engellemek amacıyla yürütülen çetin pazarlıklarla ilgili bir yazı değil bu. Konumuz geçen hafta sonu, şaibeli bir çatışmada sekiz polis ile on dört silahlı şahsın öldüğü Makedonya. Pek çok insan hâlâ yaşananlara mantıklı bir açıklama arıyor.

Makedonya hükümeti bunun polis ile “Balkanlar’daki en tehlikeli terörist gruplardan biri” arasında yaşanan bir çatışma olduğunu iddia ediyor; bu açıklamaya göre Arnavut radikal ayrılıkçılarından ve/veya İslamcılardan söz edildiğini düşünmeliyiz. Arnavut gerillaların hükümet güçleriyle çatışmaya başlamasının ardından ülkenin topyekûn bir iç savaşın eşiğine geldiği 2001’deki manzaranın açıkça hatırlatılması söz konusu. O dönemde NATO ve AB, nüfusun yüzde 30’unu teşkil eden Arnavut azınlığı belli düzeyde özerkliğe kavuşturan bir anlaşmaya aracılık etmişti.

Üsküp’teki muhalefet ise 2001’le herhangi bir koşutluk kurulmasını ve şiddetin yeniden patlak vermesinin arkasında etnik gerilimler olduğu iddiasını reddediyor. Başbakan Nikola Gruevski hükümetini, dikkatleri ülkede iktidara yönelik artan öfke ve rahatsızlıktan başka yöne çekmek için çatışmaları tezgahlamakla alenen suçluyor. Ekonomi iyiye gitmiyor (işsizlik yüksek, yolsuzluk çok yaygın) ve muhalefetin hükümetin usulsüz işlerinin akıl almaz boyutlara ulaştığını gösteren konuşma kayıtlarını ifşa etmesinden bu yana akut bir siyasi kriz boyutlanıyor. Kaydedilen telefon konuşmaları iktidar partisinin mali ve seçimle ilgili usulsüzlüklere doğrudan karıştığını, siyasi muhaliflere yönelik yaygın gizli elektronik takip ve suça bulaştırma politikaları yürüttüğünü kanıtlıyor gibi görünüyor. O zamandan beri protesto gösterileri düzenleniyor ve 17 Mayıs’ta kitlesel bir yürüyüş planlanıyor. Birçok yabancı gözlemcinin de çatışmanın zamanlamasını “kuşkulu” olarak nitelemesinin arka planında böyle bir manzara var. Dünyanın bu böylesinde son derece revaçta olan komplo teorilerine başvurmak konusunda herkes temkinli davransa da, pek çok gözlemci şu soruyu soruyor: etnik olduğu iddia edilen bu yeni şiddet dalgasından en çok yarar sağlayacak olan kim? Cevap açık: Gruevski hükümeti.

Makedonya bu içinden çıkılamayan siyasi krize nasıl sürüklendi ve bir çıkış yolu var mı? Her iki hususta da AB ve komşu Yunanistan önemli bir rol oynuyor. Makedonya on yıldır hem NATO’ya hem AB’ye tam üye olmak için bekliyor. Bütün bu süreçte Yunanistan Makedonya’nın daha fazla güvenliğe ve refaha giden yolunu tıkadı, zira Atina’nın ülkenin ismiyle ilgili derdi var. Yunanistan’a göre Makedonya isminin kullanılması, kuzeydeki aynı ismi taşıyan bölgenin toprakları üzerinde hak iddiasını ima ediyor. AB üyesi bir ülkenin yeni bir üyeyi engellemek için veto yetkisini kullanmasının oldukça kaba bir örneği bu ve Avrupa’da pek çokları Yunanistan’ın gerekçelerini aşırı milliyetçi, hatta paranoyakça buluyor. Sonuç olarak Makedonya on yıldır geleceği belirsiz bir iklimde yaşıyor. Açık ve olumlu bir ihtimalin olmadığı bu koşullar zaten sorunlu olan ülke içi durumu daha da ağırlaştırıyor ve çürümüş siyasetçilerin önemli reformlara direnmeye devam etmesine imkan tanıyor.

AB’nin Yunanlılara Makedonya’nın ilerlemesine taş koymasına izin vermekten vazgeçmesinin tam zamanı. Umalım ki mevcut çatışmalar sonucunda hem Brüksel hem Atina, Makedonya’da ve Balkanlar’ın geri kalanında patlak verebilecek yeni bir kargaşa ve istikrarsızlık ortamının kendi menfaatlerine hizmet etmediğini idrak etmeye başlasın.

Washington’daki John Hopkins İleri Uluslararası Çalışmalar Okulu’ndan Edward P. Joseph, Foreign Affairs’ın internet sitesinde yayınlanan makalesinde Makedonya ihtilafını daha geniş bir perspektife oturtuyor. Joseph’e göre ABD ve AB’nin aldırışsızlığı yüzünden Bosna ve Kosova’da da durum hiç iç açıcı değil. Bununla birlikte kötümser bir sonuca varmıyor Joseph, zira iyileşme potansiyelinin var olduğunun da farkında: “Tehlikeler gani, fakat Balkanlar’da durum hiçbir şekilde umutsuz değil. Bugün Makedonya, Bosna ve Kosova’da yaşanan krizlerin ironisi şu: Bazı liderler milliyetçilik kartını masaya sürdükçe, önceleri hiç olmadığı kadar çok sıradan vatandaş mazideki etnik farklılıkları bir kenara bırakma isteği duyuyor.”

Son bir not: Makedonya ve Türkiye’deki mevcut durum arasında bazı korkutucu benzerlikler bulan sadece ben miyim acaba? Yolsuzlukları açığa vuran konuşma kayıtları, Batı’nın parmağının olduğu komploları sorumlu tutan bir hükümet ve eskinin etnik gerilimlerini ateşleyerek dikkatleri gerçek sorunlardan başka yöne çevirme gayretleri.

12.05.2015 22:30