TAKİP ET

Aranıyor: Bir Türk ve bir Kürt Houdini

Türkiye’nin Kürt yoğunluklu güneydoğusundan gelen haberleri okuyunca sıkıntıya ve moral bozukluğuna kapılmamak mümkün değil.

Kasabalarda ve kent merkezlerinde günlerce sokağa çıkma yasakları uygulanıyor ve güvenlik güçleri ile PKK’ya bağlı Yurtsever Devrimci Gençlik Hareketi (YDG-H) arasındaki şiddetli çatışmalar sürüyor. Uluslararası Kriz Grubu’nun (ICG) geçenlerde yayınladığı ve Temmuz ile 15 Aralık arası dönemi kapsayan raporuna göre şiddet 194 güvenlik görevlisinin, en az 221 PKK’lı militanın ve 151 sivilin yaşamına mal oldu. Cizre, Silopi, Nusaybin ve Diyarbakır’ın Sur ilçesi gibi yerlerde süregiden kent savaşının sonucunda yaklaşık 200 bin kişi evlerini terk etmek zorunda bırakıldı. Yüz binlerce Kürt’ün bölgeyi yakıp yıkan harekatın bir parçası mahiyetinde köylerinden sürüldüğü meşum 1990’lardan bu yana en büyük ikinci göç dalgasıyla karşı karşıyayız.

Haliyle birçok Kürt bölgenin Türk-Kürt çatışmasının geçmişteki en kötü günlerine dönmesinden; bölge insanının gözünü korkutup ezmeyi amaçlayan paramiliter grupların, karanlık güvenlik ekiplerinin ve derin devletle bağlantılı başka unsurların yeniden ortaya çıkmasından korkuyor. İyi bir zamanlamayla yayınlanan, “Türkiye-PKK Barış Müzakerelerine Geri Dönmek… Sisifusyen Bir Çaba mı?” başlıklı ICG raporunda şu ifadeler yer alıyor: “Otuz yıl aralıklarla süren ölümcül ihtilafın ardından her iki taraf da askeri bir çatışmanın zafer getirmeyeceğini anlamış durumda, fakat kendilerinin kazanımlarını azamiye çıkarmak açısından güçlenmiş bir konumda olduklarına inanıyorlar. Karşı tarafı mümkün olduğunca zayıflatmaya odaklanırlarken, bir yandan da ateşkese ve barış görüşmelerine dönmeyi gündemlerine almadan önce Suriye’deki iç savaşın sonuca ulaşmasını bekliyorlar.”

Halihazırda bu alıntı birinci aşamanın artık eskisi gibi olmadığına işaret ediyor. Şu an için Suriye iç savaşı hem (Suriyeli Kürtlerin ABD öncülüğündeki IŞİD karşıtı koalisyonun yeri doldurulamaz müttefikleri gibi göründüğü bir ortamda) Kürtleri, hem (aynı mücadelede kendisini Amerikalıların hayati önemde ortağı olarak gören) Türkiye’yi cesaretlendirmiş gibi görünüyor. PKK’daki sertlik yanlıları ve Ankara’daki stratejistler müzakerelere dönmenin kaçınılmaz olduğu inancını paylaşıyor, fakat şimdi değil. Her iki taraf aynı zamanda, 2012 ile 2015 baharı arasında yapılan önceki girişimlerin başarısızlığından ve bu başarısızlığın yeni görüşmeleri etkili kılmak için gereken temel güven zeminini yerle bir etmesinden dolayı büyük bir hüsran içinde.

Peki bu durum barış görüşmelerinin sürdürülmesini, ICG raporunun başlığında öne sürüldüğü gibi, nafile bir çaba haline mi getiriyor? Başlıkta atıfta bulunulan Sisifus, çoğumuzun bildiği gibi, bir Yunan kralıydı. Sahtekarlık yapınca, devasa bir kayayı bir tepeye iterek çıkarmakla cezalandırılmış ve kayanın her defasında gerisin geri aşağı yuvarlandığı, sonsuza dek tekrarlanan nafile bir çabaya mahkum olmuştu. Bugünlerde Kürt sorununa asla bir çözüm bulunamayacağını ve her iki tarafın hatalarını tekrar tekrar yinelemeye mahkum olduğunu düşünmek işten değil.

ICG raporu bu karanlık günlerde ateşi diri tutmaya çalışıyor. Öneriler son derece mantıklı, fakat iki tarafın şu an bir ateşkes ilan etmesi ve altı ay önce kalınan yerden devam etmesi konusunda niye inisiyatif alması gerektiğine dair açık bir gerekçe sunmuyor. Evet, AKP hükümeti, anadilde eğitim ve bir çeşit adem-i merkeziyetçiliğe dair başlıca Kürt taleplerini ele almak için HDP ve CHP ile Meclis’te temas kurmalı ve bunu, PKK ile silahsızlanma ve genel af gibi konularda, yeniden başlamanın zaman alacağı muhakkak olan doğrudan müzakerelerden bağımsız olarak yapmalı. Ve PKK-Türkiye görüşmelerini gözlemleyecek bağımsız bir üçüncü tarafın dahil olmasının, süreci iki tarafın manipülasyonlarına karşı daha az kırılgan hale getireceği de doğru.

ICG’nin esasen çağrı yaptığı şey, bir Türk ve bir Kürt Houdini bulmak. Öyle kişiler olmalı ki bunlar, Macaristan kökenli Amerikalı muazzam bir sihirbaz olan ve bilhassa heyecanlı kaçış oyunlarıyla ünlenen Harry Houdini’nin akıllara sığmaz numaralarını yapabilmeli. ICG’nin bu yöndeki çabasını kıymetli buluyorum ve Kürt tarafında buna dair muhatabı da açıkça görebiliyorum: Selahattin Demirtaş. Peki onun Türk muhatabı nerede?

19.12.2015 21:11