TAKİP ET

Ölümcül etkiler

Türkiye’de insanların devlet şiddetinin sonucu olarak ölmeleri makul görülüyor ve bu istismarlar seçilmiş yetkilileri hâlâ eleştirel bir şekilde takip edebilen ve buna gönüllü olan medyada hak ettikleri yeri alabiliyorlar sadece.

Çoğu ana akım medyada yer almayan bu trajik olayların gölgesinde, Türkiye’nin birkaç bölgesinde aynı şekilde vurgulanmayı hak eden bir başka şiddet içermeyen ve biraz daha az çarpıcı bir mücadele gerçekleşiyor. Yaşam kaliteleri üzerinde çok olumsuz bir etki yaratacak ve bazı durumlarda erken ölümlere yol açacak olan planlara ve projelere karşı yerel halk arasında direniş büyüyor.

Artvin Cerattepe’de yaşayanlar yeni bir madenin açılması planlarına karşı ayaklandı. Cerattepeliler Karadeniz’in doğusundaki bu özel ekosistemi korumak, ileride gerçekleşecek heyelanları önlemek ve su kaynaklarının kalitesini muhafaza etmek istiyorlar. Şu an için, yoğun güvenlik gücü varlığına rağmen, direnişleri başarılı oldu ve inşa faaliyeti durdu. Yerel aktivistler, ancak projeden tamamıyla vazgeçilmesi ve hükümetin Artvin’in doğasının ve coğrafyasının özel değerini kabul ederek ileride herhangi bir inşayı yasaklaması halinde direnişlerine son vereceklerini bildirdiler.

İki hafta önce Hatay’da potansiyel olarak yıkıcı etkileri olacak bir diğer planlı projenin tehlikeleri konusunda uyarıda bulunmak üzere bir toplantı gerçekleştirildi. Söz konusu proje, İskenderun Körfezi bölgesine 16 yeni termik santralin inşa edilmesi. Hatay’daki toplantı, Avrupa’nın kâr amacı gütmeyen önde gelen kuruluşlarından olan ve çevrenin sağlık üzerinde nasıl etkilere yol açtığı konusunda çalışmalar yapan Sağlık ve Çevre Birliği (HEAL) ile birlikte birkaç yerel çevre örgütü ve tabip odaları tarafından gerçekleştirildi.

Türkiye, dünyada kömür enerjisine en büyük yatırım planlarına sahip ülkeler arasında. Hükümet, kömür santrali kapasitesini gelecek dört yılda iki katına çıkarmayı planlıyor. İskenderun bölgesi açısından, bu, hâlihazırda mevcut olan 4 termik santralin dışında 16 kömür termik santralinin daha inşa edilecek olması anlamına geliyor. Çevreciler ve tıp uzmanları, bu planların sağlık üzerindeki son derece olumsuz etkileri konusunda insanları alarma geçirmek üzere birlik olmuş durumdalar.

16 yeni santral yapılmadan bile bölgedeki durum son derece endişe verici. Bölgede hava kalitesini gözlemleyen sekiz resmi istasyonun altısının ölçümleri, değerlerin hem ulusal hem de Dünya Sağlık Örgütü standartlarının çok üzerinde olduğunu gösteriyor. Bu, basit bir şekilde ifade etmek gerekirse, bu bölgede yaşayan altı milyon insanın düzenli olarak sağlığa zararlı hava soluduğu anlamına geliyor. 16 ilave santralin yapılması daha fazla soruna yol açmaktan başka bir işe yaramayacaktır.

Hatay’daki toplantıya katılan doktorlar ve kamu sağlığı uzmanları, Mersin’de ve çevresinde yeni termik santrallerin kurulmasını önleme eylemini, tıbbi bir görev olarak gördükleri konusunda anlaştılar. Adana Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Neslihan Önenli Mungan durumu şöyle ifade etti: “Bu kömür santrallerinin yol açacağı ağır metal kirliliği ve asit yağmurları nedeniyle, artan sayıda solunum sistemi alerjileri, kronik akciğer rahatsızlıkları, kalp ve damar hastalıkları, farklı türde kanserlerin yanı sıra anomalilerle ve gelişmemiş beyinlerle doğan çocuklarla karşılaşmak zorunda kalacağız.”

Toplantıda HEAL, Türkiye’nin dört bir yanındaki endişeli vatandaşların yeni kömür santrallerine karşı eyleme geçmelerine yardımcı olmak üzere kanunlar konusunda bilgi veren ve çevresel etkinin sağlık üzerinde nasıl etkileri olabildiğini gösteren bir iletişim kiti hazırladı.

Umalım ki, diğer Türk vatandaşları da bu olumlu girişimlerden ilham alsın ve mevcut hükümet politikalarının şimdiki ve gelecekteki ölümcül etkileri konusunda daha düzgün bilgilendirilme talep etsinler.

27.02.2016 23:34