TAKİP ET

Güvenden çok umut

Geride bırakmaya hazırlandığımız bu yılın başında bir anket yapılsa ve önümüzdeki 12 ay içinde en önemli konu hangisi olacak diye sorulsa eminim çok az kişi mülteciler derdi. 

Esasen durum daha o zamandan belliydi. Ne var ki, demokrasilerde politikacılar dört yıllık süreçler içinde hareket ediyorlar. Sonra yine seçim yapılıyor. Önemli reformlar bir yasa döneminin ilk iki yılında hayata geçirilmek zorunda, zira iki yılın bitiminde yine seçim kampanyaları başlıyor.

Aslına bakarsanız Almanya’da eyalet seçimleri dolayısıyla, kısa aralıklarla sürekli seçim kampanyaları yapılıyor. Bir eyalette bir sonraki yıl seçim yapılacağını bilenler, o eyaletteki siyasete seçim kampanyalarının hakim olduğunu bilir. Bu arada 2017 yılının eylül ayında ülkede genel seçim var.

Şaşırtıcı ama Federal Başbakan’ın popülaritesi geçtiğimiz günlerde hafif de olsa yine yükseldi ancak bunun halkın mülteci temasına ısınmasıyla alakası yoktu. Bu Noel Bayramı’yla alakalıydı. Almanca dillerin konuşulduğu bölgede ilk Noel Ağacı Strassburg’taki katedrale konuldu. Noel zamanında Almanların günlük yaşamı durulur, aile bireyleri buluşur, Noel’de insanlar yalnız kalmak istemezler.

Birçok Alman bence çok yalnız. Berlin’de yayınlanan yerel bir gazetede, başkentte ikamet eden insanların üçte birinin bekar olduğu yazıldı. Yeni Almanlar arasında, Alman Türklerde ve Almanya’ya son on yılda gelenlerde durum farklı. Onlar arasında aile bağları çok güçlü. İnsanlar birbirlerine destek oluyorlar, hayatlarında bir şeyleri inşa ederken birbirlerini yalnız bırakmıyorlar. Komşuluk ve arkadaşlık ilişkilerini de gayet iyi bir şekilde yürütüyorlar.

Almanya’ya bu yıl bir milyondan fazla insanın geldiği dikkate alınınca Almanlardan beklenen şey muazzam bir dayanışma gücüdür. Dayanışma şu sıralar sadece bir azınlık tarafından gösteriliyor. Bunlar arasında polisler, aşırı mesai yapan idari personel, aylardan bu yana sınırlarda zora göğüs geren gönüllüler bulunuyor. Bu böyle daha ne kadar sürecek? Korkarım ki, uzun sürmeyecek.

Angela Merkel Brüksel’de gelecek ilkbahara kadar teselli edildi ama mülteciler yine gelmeye devam edecekler. Yeni yılda da gelecekler, suyu bu mevsimde çok soğuk olan Akdeniz üzerinden de gelecekler.

Ben çevremde birçok insanın büyük bir endişe içinde olduğunu hissediyorum. Biraz daha dikkatlice formüle etmek gerekirse, çevremdeki insanların çoğu Federal Başbakan’ın mülteciler politikası konusunda dehşete düşüyor. Bazıları da mülteciler konusunu konuşmaktan kaçınıyor. Bunu yaparken de Almanya gibi büyük bir ülkenin başka problemleri olduğunu, o problemlere çözüm bulmak gerektiğini gerekçe olarak gösteriyor.

Bu bağlamda toplumda görmezden gelinemeyecek bölünmeler gündeme geliyor, bazıları mültecilere sınırsız bir biçimde yardımcı olunması gerektiğini anlatıyor, bazıları da tamamen reddedici bir tavır içine giriyor. Toplumsal birlik henüz bozulmamış durumda ama böyle kalacağına kimse garanti veremez.

Göç tartışmaları yeni yıl ile birlikte hızlanacak. Gelecek mart ayında üç eyalette yapılacak seçim kampanyalarında, korkarım ki mülteciler polemik konusu yapılacak. Komşumuz Hollanda’da, orta büyüklükte bir yerleşim biriminde mültecilere konan yasak hepimizi düşündürmeli. Bu olay aslında, Almanların mültecilere verdiği bu dünyayı şaşırtan desteğin ülkenin geçmişiyle alakalı olduğunu gösteriyor. İnsanlar refah içinde yaşıyorlar ama geçmişi de tamir etme ihtiyacı içindeler. İnsanlar anne-babaları ile dedeleriyle ninelerinin yapmadıklarını yapıyorlar.

Başkaları için var olmak, yardım etmek elbette şu süreçte önemli. Bunu yapmak Almanların kapıldığı korkuları aşabilmeleri için de önemli. Bu bağlamda dolup taşan Noel Pazarları Almanya’nın sadece dışarıya yansıyan yüzünü gösterdi.

Federal Başbakan Merkel, ki bunu çok sayıda yeni Alman vatandaşı hissediyor, aynı şekilde çok sayıda idealist insan da hissediyor, doğru yolda ilerliyor. O yolun sadece gerçeklerle uyumlu hale getirilmesi gerekiyor. Gerçekler denildiğinde buna Avrupa’daki fikir birliği giriyor ki şu an için fikir uyumundan söz etmek mümkün değil.

Bu bakımdan yeni yıla her şeyin iyi olabileceğine dair güven eksikliğiyle ancak büyük bir umutla giriyoruz. Aynı durum Türkiye için de geçerli.

29.12.2015 12:17