TAKİP ET
İsmail Kul

İsmail Kul

Tarihi bırak, bugüne bak!

Müslümanlar neden geri kaldı? Bu herkesin kafasındaki en temel sorulardan biridir:

Neden geri kaldık? Neyi yanlış yaptık? Ne yapmalıyız?

Geçen uzun zamandır vakit ayırmak istediğim bir esere nihayet vakit ayırdım. Amerikalı tarihçi Bernard Lewis’in 2001’de hazırladığı “Der Untergang des Morgenlandes” (Doğunun Çöküşü) isimli eserden söz ediyorum.

Lewis ile ilgili itirazlar olduğunu biliyorum. Ama konu ilginçti. Eseri okuyunca ’Müslümanlar neden geri kaldı?’ sorusunun cevabının aslında tarihte değil günümüzde olduğunu düşündüm.

Hayır, bu sorunun tarihte de cevabı var. Ama geçmişteki sebeplerin günümüzde de devamı ve karşılığı olduğunu görüyorsunuz. Doğrusunu söylemek gerekirse sorunun günümüze bakan cevabı daha ilginç. Zira tarihteki yanlışlardan atalarımız sorumlu, ama günümüzdeki yanlışlardan biz sorumluyuz.

Ancak bu sorunun günümüzdeki cevaplarını görmek için tarihteki cevapları da görmek gerekiyor. O nedenle kitabın tarihte verdiği cevapları bir görelim, sonra günümüzdekilere bakarız.

***

Kitap son birkaç sayfasına kadar sorunun cevabını vermiyor. Daha doğrusu, (kendine göre) yanlış teşhisleri eleye eleye doğru teşhise doğru ilerliyor, onu da son birkaç sayfaya sığdırıyor.

Özetlemek gerekirse:

Savaş meydanlarında üstünlük sağlayan Osmanlı içerde gerekli değişimi yapmıyor, Avrupa’daki değişimi de göremiyor.

17. yüzyıl sonlarında yenilgiler artık önlenemez hale geliyor. Askeri alandaki modernleşme ile meseleyi çözeriz sanıyor, olmuyor. Daha sonra askeri alandaki çare arayışlarını ekonomi ve siyaset alanındaki arayışlar takip ediyor, yine olmuyor.

Lewis kitabın sonunda doğru teşhisin özgürlük eksikliği olduğunu söylüyor. İslam dünyasında despot rejimlerin kurulduğunu ve bunların da suçluyu dışarda aradığını söylüyor. Bu şekilde bu rejimlerin hem halktaki tepki enerjisini dışarı yönlendirdiğini, hem de despotik rejimlerin devamının sağlandığını ifade ediyor.

Burada verdiği bir örnek dikkat çekici:

1577’de İstanbul’da bir rasathane veya gözlemevi kurulur. Kurucusu Taki el-Din’dir. 1571’de müneccimbaşı olmuş, III. Murad’ı rasathane konusunda ikna etmiştir. Bundan sonrasını Lewis söyle anlatıyor:

“Söz konusu rasathanenin teknik donanımı ve uzmanlaşmış personeli ile döneminin tanımış Danimarkalı çağdaşı Tycho Brahe’nin rasathanesinden aşağı kalır yanı yoktu. Ancak ikisi arasındaki benzerlik bu noktada bitiyordu. Tycho Brahe’nin rasathanesi ve orada verilen emek astronomi biliminin eşsiz gelişimi için yolu açmıştı. Taki el-Din’in rasathanesi ise müftünün tavsiyesi ve sultanın emri ile Yeniçeriler tarafından yerle bir edildi. İslam dünyasında o güne kadar böyle birçok rasathane kurulmuştu. Ama modernleşmeye kadar bunların hiç biri ayakta kalmamıştı.“

***

Özgürlük eksikliği, birinin yaptığını ötekinin bozması, kesintilerin sürekli gelişimi yarıda kesmesi.. Bunlar bugün de yok mu?

Osmanlı Avrupa’daki değişimi okuyamadı diyor. Bugün okuyabiliyor mu Türkiye? Yabancı dil neden öğretemiyor? Neden yabancı dilde Avrupa sonuncusu?.. Neden dünyaya en fazla açılmış kesimini böyle dövüyor? Dövülmesini sükutla karşılıyor?

Veya rasathanenin yerle bir edilmesi.. Bu olay bugünkü okul kapatma hevesini andırmıyor mu? Avrupalı taş üstüne taş koyarak, birinin yaptığını sonradan gelenin devam ettirmesi ile ilerlemiş. Bizde ise birinin yaptığını öteki bozma derdinde.

Bakalım millet yıkıcı güçlere ’Durmak yok, yola devam!’ mı diyecek.. Yoksa yapıdan taş eksiltmeyelim, taş üstüne taş koyalım mı diyecek. Ya bizi geri bırakan zincire bir halka daha eklenecek, ya da zincir kırılacak.

01.03.2015 20:30