TAKİP ET
İsmail Kul

İsmail Kul

Sevgili Ahmet abi

Mektubuma başlarken selam ederim. Nasılsınız, iyi misiniz? Burada havalar serin, biraz da yağışlı. Memlekette havalar nasıl? Bilal’ın İtalya’ya gittiğini duymuştum. Hiç haberini aldınız mı? Doktorası nasıl gidiyormuş?

Göndermiş olduğunuz mektubu okudum. Çok teşekkür ediyorum. Bu kadar işinizin arasında gurbetteki bizleri düşünmeniz hakikaten sevindirdi. Biraz da gururlandırdı. Koca Türkiye Cumhuriyeti Başbakanının bu kadar işi arasında bizi düşünmesi.. Hafife alınacak şey değil.

Ahmet abi..

Mektubunda iktidarınızın bizler için yaptığı ve yapacağı işlerden bahsediyor, oyumuzu AKP’ye vermemizi istiyorsunuz.

Vaadleriniz de – Allah inandırsın – kulağa hoş geliyor.

Mesela şu askerlik bedelini tek başına 1000 Euro’ya indirme vaadi bile önemli.

Ama Ahmet abi, kusura bakmayın ama, benden bu seçimde size oy gelmeyecek.

Normal zamanlarda bu vaadler belki dikkate alınırdı. Ama gemi batırılmaya çalışılırken bu şekilde oy istemeniz olmuyor.

Ahmet abi, istersen size niçin oy vermeyeceğimi de birkaç cümleyle anlatiim..

Abi memleketin tadı kaçtı. Size uymayan neredeyse herkesi hain, terörist, düşman ilan ettiniz. Bu mu sizin ’bizim medeniyet’ diye tutturduğunuz şey?

Medyayı kontrol altına almaya çalışıyorsunuz, aykırı sesleri kısmaya, size uymayan gazetelerin sesini kesmeye çalışıyorsunuz. Medya bir halkın yöneticilerine karşı gözü kulağıdır. Bağımsız medya olmazsa eksik gedikler nasıl ortaya çıkacak, yanlışlar nasıl düzeltilecek? Basını kim susturmaya çalışır? Saklayacak, savunamayacak şeyi olan, hesap vermek istemeyenler, değil mi?..

Partinizin tek lideri herkese ayar vermeye çalışırken, akademisyenlere güruh, din adamlarına sahte peygamber derken hakaretler yağdırıyor, kendisine yönelik her eleştiriyi de hakaret diye mahkemeye taşıyor. Daha geçen gün 15 yaşında bir çocuğu tutuklamışlar Cumhurbaşkanına hakaretten. Şimdiye kadar mahkemelik olanların haddi hesabı yok. Ahmet abi, kendisi sırça sarayda oturanın başkasının evine taş atmaması gerekmiyor mu? Ama onunki sırça saray değil, kale gibi korunaklı bir saray derseniz o başka tabii..

Ahmet abi, dış politikada da işler iyi gitmiyor. Sıfır sorun diye başladınız, dış politikayı sırf sorun haline getirdiniz. Neredeyse herkesle kavga var. PKK terörü vardı, şimdi İŞİD terörü eklendi. Türkiye’yi büyük felaketlerin etrafında dolaştırıyorsunuz. Ettiğiniz laflarınızla Türkiye’yi tıpkı Ortadoğu’nun ülkeleri gibi büyük laflar eden, ama arkasında bir şey olmayan bir ülke haline getirdiniz. Saddam zamanında Amerikalılara kafa tutarken ne demişti hatırlıyorsunuz değil mi? ’Savaşların anası’ demişti. Sonunda delikten çıktı. Tutamayacaksan niye büyük laf ediyorsun arkadaş, değil mi?

Bu, işin itibarla ilgili, belki en önemsiz kısmı. Suriye’de bugüne kadar 10 bin çocuk olmuş. Bir çocuğun ölmesi bile yüreğinizi dağlamıyor mu? Komşudaki yangına tırlarınız benzin yerine su taşımalı değil miydi?

Ahmet abi..

Bu ve başka nedenlerle benden size oy yok. Hukukun bağımsızlığını ve üstünlüğünü sağlayın, bütün vatandaşları kucaklayın, komşu ülkelere giden tırlarınız silah değil ticaret malı ve yardım malzemesi götürsün.. İnsanları sevin, farklılıkları normal kabul edin. Ama bu konuda da artık ümit vermiyorsunuz.

Yine de bize çok şey öğrettiniz. Bize iki senede o kadar şey öğrettiniz ki, 20, yok 200 sene kitap okusak öğrenemeyeceğimiz şeyleri öğrendik. Toplum olarak bundan ders çıkaracağız, Türkiye daha ileri bir yere taşınacak.

Ahmet abi..

Daha anlatacak çok şey var ama, siz önemli bir insansınız, vaktinizi almayayım. Mektubumu bitirirken tekrar selamlarımı sunarım.

23.10.2015 17:43