TAKİP ET
İsmail Kul

İsmail Kul

Sarayın kadar konuş Papa!

Soykırım mıydı, değil miydi?

Bu konuda görüşler ayrılıyor.

Tarihçiler büyük ölçüde soykırım olduğunu kabul ediyor. Masum sivil insanların çöllerde ölüme sürüldüğünü, bunca insanın öldürülmesinin başka türlü isimlendirilemeyeceğini söylüyor. Hatta bunun 20. Yüzyılın ilk soykırımı olduğunu söylüyorlar.

Siyasette ve ülkede siyasi sorumluluğa sahip olanlarda ise durum farklı. Ülkenin yaşananlardan dolayı özel bir sorumluluğu olduğunu kabul ediyorlar.

Bazı milletvekilleri, „Geçmişe değil bugüne bakalım, geleceğe bakalım. Hayat geleceğe doğru yaşanır“ diyor.

Bazı milletvekilleri eski olayları gündeme getirenleri iki ülke arasındaki ilişkileri bulandırmakla suçluyor.

Bazı milletvekilleri de, „İki ülke arasındaki bunca insan geliş gidişleri iyi ilişkilerin kanıtıdır, kafaları bulandırmamak lazım“ diyor.

Hükümet ise yaşanan olaylara soykırım denmesine karşı çıkarken içinden şu argüman dile getiriliyor: „Birleşmiş Milletler’in 1948 yılında kabul ettiği Soykırım Suçunun Önlenmesine Dair Sözleşme  İkinci Dünya Savaşından sonra kabul edilmiştir. Geriye doğru çalıştırılması söz konusu olamaz..“

Değerli okuyucular..

Belki Ermeni Soykırımı meslesinden bahsettiğimi sanmayın. Hayır, o konudan bahsetmiyorum. Bahsettiğim konu 1904 yılında Afrika’da, bugünkü Namibya topraklarında yaşanan olaylarla ilgili.

Namibya toprakları 1894 ile 1915  yılları  arasında Alman sömürgesiydi. Burada yaşayan Herero ve Nama kabileleri buralardaki Alman egemenliğine karşı ayaklanmıştı. Almanya ise bu ayaklanmayı kanlı bir şekilde bastırmıştı.

Bir kısmı çöle sürüldü, kurda kuşa, aslanlara yem oldu, bir kısmı kurşunla can verdi, bir kısmı kamplarda hayatını kaybetti.

100 bin kişilik Herero’ların yüzde 50 ile 70’i arasında bir bölümü, 20 binlik Namaların da yarısı yok oldu.

2012 yılında Sol Partili bazı milletvekilleri bu meselenin soykırım olarak kabul edilmesini ve tazminat konusunu gündeme getirmişti. Ancak hükümet kabul etmedi.

***

Şimdi diyeceksiniz ki:

Hayrola, bayram değil seyran değil.. Tüm Türkiye hatta dünya Ermeni Soykırımı meselesini konuşuyor, bu sefer topu oyuna Papa soktu, sen nelerden bahsediyorsun.. Biz Konya diyoruz, sen Kamerun anlıyorsun..“

Bu itirazları anlarım, ancak kabul etmem.

Hayır, bunun ben de farkındayım. Ancak bu konuda endişe duymuyorum. Ankara’daki hükümet eminim bu son Vatikan atağını başarılı bir şekilde geri püskürtecektir.

Hatta şöyle bir nutuk bile sanıyorum Papa için yeterli olabilir:

„Eyy Papa hazretleri!

Evimize geldin, yedirdik içirdik, hatta size Kutsiyetpenahları gibi Türk halkının hiç duymadığı bir sıfatla hitap ettik. İçirdiğimiz hahvenin hiç mi hatırı yok.

Yav, sen de mi paralelsin yoksa? Bak, arkadaşlarımız lideri olduğunuz minnacık devletçiğin haritada Pensilvanya´ya yakın enlem üzerinde olduğunu tespit etti zaten, tüm bildiklerimizi açıklamaya zorlama, iyi olmaz.

Lütfen, açtırma ağzımızı, bizler sizlerin de kullanılmış çamaşırlarınızı biliyoruz, ona göre. Haçlı seferlerini senin seleflerinden biri başlatmıştı bir zamanlar; adı Urban mıydı, Yorgan mıydı, unuttuk sanma.

Sarayın kadar konuş. Değerli havuz medyamızı evinde zor tutuyorum, ona göre..“

***

Not:

Bu konuda söylenmesi gereken her şey söylenmedi, ben bu konuda kendi adıma biraz farklı düşünüyorum, ancak yerimiz doldu. İleriki bir güne kalmış olsun.

15.04.2015 21:30