TAKİP ET
İsmail Kul

İsmail Kul

Richard von Weizsäcker

Richard von Weizsäcker öldü.

94 yaşında idi.

1984 ile 1994 yılları arasında cumhurbaşkanlığı görevinde bulundu. İki Almanya’nın birleşmesi onun dönemine rastlar. Ama onun adı iki Almanya’nın birleşmesi ile anılmaz. Birleşme ile anılan Helmut Kohl.

Richard von Weizsäcker’in adı daha çok 8 Mayıs 1985 yılında yaptığı konuşma ile anılır.

***

Almanya’da cumhurbaşkanı devletin bir numarası.

Ama süper yetkileri yok. Daha çok temsili görevleri var. Bu makamdakiler gücünü daha çok inandırıcılığından ve sözün gücünden alıyor. Çoğu da sözün bu gücünü kullanmasını bildi. Hatta bazıları zaman ve zemine o kadar uygun konuşmalar yaptılar ki, yıllar sonra da bu konuşmaları ile hatırlanıyorlar.

Mesela..

Ruck-Rede denince akla Roman Herzog geliyor. Herzog 1997 yılındaki konuşmasında ülkede reform çağrısı yaparken bunu “Ruck” sözcüğü ile ifade etmişti.

“Ohne Angst und Träumerei“ ifadesi ise akla Johannes Rau ismini getiriyor. Rau 2000 yılında yaptığı bir konuşmasında göç alan bir toplum olan Almanya’da bir arada yaşamayı bu sözlerle anlatıyordu: Korkmadan ve hayallere kapılmadan, gerçekçi.

İslam Almanya’ya aittir sözü ise Almanya tarihinde hep Christian Wulff ismi ile anılacak.

Bugün bunu ırkçı ve sağ popülistler dışında herkes kullanıyor. Bugün bu ifadeyi kullanmak artık 1800’lü yıllarda dünya yuvarlak demek gibi sıradan bir şey. Ama Christian Wulff’un bu ifadeyi kullanması Galilei döneminde dünya yuvarlaktır demek gibi bir şeydi.

***

Konuyu dağıtır gibi olduk, toparlayalım..

Richard von Weizsäcker 8 Mayıs 1985’te, yani İkinci Dünya Savaşı’nın bitişinin 40. yıldönümünde bir konuşma yaptı. Dönemin başkenti Bonn’daki Meclis’te 8 Mayıs’in anlamı üzerine konuşurken “8 Mayıs biz Almanlar için kutlama yapılacak bir gün değildir“ diyor ve şu eklemeyi yapıyordu:

“8 Mayıs bir kurtuluş günüdür. 8 Mayıs bizi nasyonal sosyalistlerin insanı hakir gören şiddet rejiminden kurtarmıştır.“

Richard von Weizsäcker bu yorumu ile 8 Mayıs’ı Almanlar için sadece bir yenilgi günü olmaktan çıkarıp aynı zamanda bir kurtuluş gününe dönüştürüyordu.

Sanıyorum konuşmanın sonuna doğru kullandığı şu sözlerin de zamanüstü bir geçerliliği söz konusu:

“Kendi tarihimizden insanın neler yapabileceğini öğreniyoruz. Onun için değiştik ve insan olarak daha iyi insanlar haline geldik yanılgısına kapılmamalıyız. Hiç bir kimse ve hiç bir ülke için nihai olarak kazanılmış ahlaki bir mükemmellik durumu diye bir şey yoktur. İnsanlar olarak yoldan sapma riski ile her zaman karşı karşıya olduğumuzu öğrenmiş durumdayız. Ancak tehlikeleri her zaman ve tekrardan yenme gücüne de sahibiz.“

Şöyle devam ediyordu:

“Hitler her zaman önyargı, düşmanlık ve kin yaymak suretiyle hareket etmiştir. Gençlerden benim ricam şudur: Rus veya Amerikalı, Yahudi veya Türk, alternatifçiler veya muhafazakarlar, siyahi veya beyaz.. Kime karşı olursa olsun; birilerinin sizi düşmanlaştırmasına izin vermeyin! Karşı karşıya değil, bir arada yaşamayı öğrenin..“

***

Çok bir şey ifade eder mi bilmiyorum:

Bugüne kadarki 11 cumhurbaşkanı için Türkiye’yi ziyaret eden sadece ilk cumhurbaşkanı Theodor Heuss ve Christian Wulff olmuş. İkisi de Türkiye’yi birer defa ziyaret etti. Richard von Weizsäcker’in ise Türkiye’ye dört ziyareti var.

01.02.2015 20:30