TAKİP ET
İsmail Kul

İsmail Kul

İzmir köfte de yasaklansın

Haberi okuyunca kararsız kaldım. Şaşırmalı mıydım, yoksa artık normal mi kabul etmeliydim?

Paralele cadı avı Meclis lokantasına sıçramış. Mönüde “Samanyolu kebap“ adı altında bir yemek türü varmış.

Şükür, bu AKP Sinop Milletvekili Mehmet Ersoy’un dikkatinden kaçmamış, ilgili birimi uyarmış. Paralel yapıyla mücadele edilen bir dönemde meclis lokantasında böyle bir yemeğe yer verilmesinin farklı anlamlara çekilebileceğini vurgulamış.

İlgili birim ise ortada bir kasıt olmadığını söylemeye çalışsa da Sayın milletvekilinin hassasiyetinin yerden göğe kadar haklı olduğunu görüp yemeği listeden çıkarmış.

Sayın milletvekili haklı mı?

Kesinlikle!

İnsan ne yediğine dikkat etmeli. Nitekim doktorlar da demiyor mu, insanın başına ne bela gelirse boğazından geçenden gelir diye.

Ben kendi doktorumdan da biliyorum.. Antibiyotik verdiğinde, “Şikayetler gidene kadar değil, haplar bitene kadar kullan. Yoksa tedaviyi yarıda bırakmış olur, eskisinden daha kötü olursun..” derdi.

Ancak buradan ben de uyarıda bulunmak istiyorum:

Bu mücadele burada bırakılmamalı. Almanların bir sözü vardır, “Wer A sagt, muss auch B sagen” diye. Madem bu mücadele başladı, devamı gelmelidir.

Peki ne yapılabilir?

Önce şunun altını çizelim: Sadece Samanyolu ismi problem değil. Zaman da var, hizmet de var, hatta cemaat ve camia da var. Paralel var. Yetmedi; başka ihanet odaklarını işaret eden isimler var.

İlk etapta yapılması gerekenler konusunda benim aklıma gelenler şöyle:

Öncelikle Türk Dil Kurumu içinde zaman kelimesi geçen deyim ve atasözlerini gözden geçirmeli. Mümkünse yeni kelime uydurulmalı, olmazsa farklı bir tanımla gözden düşürülmesini sağlamalı.

Mesela:

Zaman her yarayı sarar.. Çok tehlikeli bir söz, buradan halkın kafasında farklı çağrışımlar olabilir. Acilen el atılmalı.

Zaman sana uymazsa sen zamana uy.. Silin gitsin.

Zaman zaman.. Hem içinde fazla zaman geçiyor, hem de – şöyle karşıdan gözleri hafif kısıp biraz dikkatli bakınca görüyorsunuz – ikisi birbirine paralel duruyor.

Hizmet kelimesi.. İnsan nereden başlayacağını şaşırıyor. İçinde hizmet geçen deyim çok, hepsini silmek zaman alacaktır. Şimdilik devlet araçlarında „Resmi Hizmete Mahsustur“ ifadesine el atılmalı. Paralel yapının devletteki bu son kalıntısı da sökülüp atılmalı.

Ancak meselenin bu kadarıyla sınırlı olduğunu sanıyorsanız yanılıyorsunuz.

Samanyolu kebap problemli de İzmir köfte sorunsuz mu? Adamlar yıllardır hıyanet içinde, yıllardır CHP’yi seçiyorlar. Acilen Yalancı Şafak.. Pardon, çok çok özür diliyor, istemeden ağzımdan çıkan hatayı düzeltiyorum.. Yeni Şafak gazetesi araştırmacı bulmacı uydurmacı gazeteciliğini konuşturmalı, İzmir köftenin içinde domuz eti olduğunu, helal olmadığını gösteren tarihi vesikaları yayınlamalıdır. İzmirliye ihanetin karşılıksız kalmayacağı gösterilmelidir.

Adana kebap.. Aynı muameleyi hak ediyor.

Edirne halk oyunları folklor ekiplerinin repertuarından çıkarılmalı.

Çanakkaleliler de yanlış tercihte bulunmuşlardı belediye seçiminde. ’Çanakkale geçilmez’ diye bu kıyı şehrine hak etmediği paye verilmemeli, Çanakkaleliye gıcıklık olsun diye günde bir Yunan bayraklı savaş gemilerini geçirmeli oradan.

Mersin.. Değiştirin takımlarının adını Mersin İdmansızlar Yurdu diye, görsünler yanlış tercihin bedelini.

Problem yemeklerle sınırlı değil. Kemal ismi de bence problemli. Hem Cumhuriyetin kurucusunu çağrıştırıyor, hem de CHP liderini. Off, yapılacak o kadar iş var ki!

İçinizden bazılarının Diyarbakır karpuzuna ne olacak dediğini duyar gibiyim. Şimdilik ona dokunulmamalı. Diyarbakırlı kardeşler ileride lazım olabilir. Zaten mecliste Kandil kebap da varmış, ama o kimseyi rahatsız etmemiş.

31.03.2015 18:30