TAKİP ET
İsmail Kul

İsmail Kul

İnat başa geçerse

Bu hafta İkinci Dünya Savaşı’nı konuşacağız.

70 sene önce İkinci Dünya Savaşı sona ermişti.

Bu savaş, 1939-1945 yılları arasında devam etmişti. Almanya merkezli olarak çıkmıştı. 6 yıl boyunca doğrudan savaşın etkisi ile 55 milyon civarında insan hayatını kaybetmişti. Dolaylı ölümler de hesaba katıldığında tahminler 80 milyonu buluyor. Almanya’dan 6 milyon 350 bin insan hayatını kaybetmişti. En büyük kayıp ise Rusya’da idi. Dönemin Sovyetler Birliği’nde toplam 27 milyon insan ölmüştü.

İşte bu savaş 8 Mayıs 1945 günü Hitler Almanya’sının kayıtsız şartsız teslim olması ile son bulmuştu. Daha öncesinde 2 Mayıs günü ise başkent Berlin teslim bayrağını çekmişti.

***

İkinci Dünya Savaşı’nın üzerinden 70 sene geçmiş.

Üzerinde durulması gereken bir savaş bu. Birinci Dünya Savaşı gibi değil. Birinci Dünya Savaşı’nı (1914-1918) da Almanya başlatmıştı. Ancak İkinci  Dünya Savaşı’nın daha farklı olduğunu söylemek lazım. Birinci Dünya Savaşı öncesinde tarafların bir savaşa hazırlandığı, savaşın çıkmasını istediği söylenir. Almanya başlatmasa idi başka bir devletin başlatma ihtimalinden söz edilir.

Ancak İkinci Dünya Savaşı öyle değil. Bu savaş Almanya’nın istemesi ile başlamıştır. Almanya’nın istemesinde ise tek bir kişinin, Adolf Hitler’in kişiliği büyük rol oynar. Belki Hitler olmasaydı bugün coğrafyada haritalar çok farklı olacaktı.

Hitler gibi birinin Almanya gibi bir ülkenin başına gelmesi ve milyonları peşinden sürüklemesi ise tarihin inanılması güç olaylarından biri. Doğru dürüst mesleği yok, ama bir şekilde Almanya gibi bir ülkenin başına geçmeyi başarmış. Fanatik bir yapısı var; hitabeti ile milli duyguları okşuyor, kitleleri peşinden sürükleyebiliyor.

İkinci Dünya Savaşı’nın bir başka özelliği de şüphesiz medeniyet çıtasının ne kadar zayıf olduğunu, insanların ne kadar kolay vahşileşebileceğini göstermiş olması. Bu savaşta 6 milyon Yahudi yakılıyor. Almanya içinde de 250 bin civarında engelli yaşama hakkı yok diye öldürülüyor.

***

İkinci Dünya Savaşı’nın sorumlusu Almanya dedik. Almanya’yı bu savaşa sürükleyen kişi olarak da Hitler’e işaret ettik.

Peki nasıl biriydi Hitler?

Bu konuda fikir sahibi olmak isteyenler Sebastian Haffner’in kitabına başvurabilir. ’Anmerkungen zu Hitler’ isimli eseri okuması kolay ve doyurucu geldi bana.

Ancak biz şimdilik şu kadarını söyleyelim:

Hitler’in en baskın özelliği olarak öne çıkan fanatizmi ve inatçılığı. Pragmatik biri olsaydı muhtemelen bu kadar insan  acı çekmez, sonu çıkmaz sokak olan yoldan yakınken dönülürdü.

Ama o fanatik ve inatçı biri. Herşey bitmişken bile inadından vazgeçmiyor. Ancak Sovyet topları Berlin’deki Wilhelmstrasse üzerinde bulunan komutanlık binasından duyulmaya başlanınca ölmeye karar veriyor.

Denemek için önce köpeğini zehirliyor (29 Nisan), ertesi gün de zehiri hayat arkadaşı Eva Braun’a veriyor. Kendisi yine de tabancası ile intiharı tercih ediyor (30 Nisan). Daha sonra kendisinin ve Eva Braun’un cesedi Rusların eline geçmesin diye benzin dökülüp yakılıyor.

Ancak yine de geçiyor. 8 kez yeri değiştirilen cesedi en son Magdeburg yakınlarında bir Rus kışlasında gömülüyor, 1970 yılında ise tamamen yakılıp külleri Elbe ırmağına dökülüyor.

***

Amerikalı gazeteci ve tarihçi Barbara Tuchman galiba haklı.

Tuchman 1984 yılında yayınlanan kitabında (Torheit der Regierenden) insanoğlunun aya çıktığını, ancak yönetme sanatında yüzyıllardır aynı hataların yapıldığını anlatır ve bu hataların başında kendini yüceltme ve inatçılığı, hatasından dönememeyi gösterir.

Popülist yaklaşımlarla vatanseverlik duygularını istismar, fanatizm, inat.. Bunlar hayra alamet değil.

03.05.2015 20:30