TAKİP ET
İsmail Kul

İsmail Kul

İşçi çağırdık, Müslüman geldi

Coğrafi yönlerin de kendine göre çağrışımları var.

Kuzey deyince akla kar geliyor, soğuk geliyor. Güney deyince güneş, kum..

Doğu deyince komünizm, totalitarizm, azgelişmişlik. Batı deyince de liberalizm, kalkınma, eskilere gidince sanayileşme, emperyalizm.

Bunların karışımı da var.

Güneydoğu deyince Türkiye’de insanların aklına azgelişmişlik, terör gelebilir.

İlginçtir, Almanya’da da haftalardır Pegida yürüyüşleri yapılıyor, bunların ana merkezi Dresden şehri. Orası da Almanya’nın güneydoğusu.

Hatta bu eyaletin başbakanı öyle bir laf etti ki, tam da oraya uydu dedirtecek cinsten. Pegida ve İslam tartışmaları ile ilgili olarak bu eyaletin Başbakanı Stanislaw Tillich şöyle konuşmuş:

“Müslümanları istiyoruz, ama bu İslam’ın Sachsen eyaletine ait olduğu anlamına gelmez.”

***

Bu söz aslında İsviçreli yazar Max Frisch’in bir sözünü hatırlatıyor. Almanya’ya misafir işçilerin gelmesi ile ilgili bu yazar şöyle demişti:

“Biz işgücü çağırdık, insan geldi.”

Bunu 1961 yılında söylüyor.

2015 yılında Stanislaw Tillich ne söylüyor?

Müslümanlar gelsin, ama İslam gelmesin.. Veya: Müslümanlar gelsin, ruhları kalsın.. Müslümanlar gelsin, iç dünyaları kalsın..

Belki şaşırtıcı gelecek ama burada kendimi Stanislaw Tillich’i savunma mecburiyetinde hissediyorum. Neden?

Eğer Almanya’da azınlıkları savunma gibi bir durum varsa bizim Tillich’i savunmamız gerekiyor. Zira partisi CDU içinde bile “İslam Almanya’ya ait değildir“ sözünü savunan üst düzey biri kalmadı.

Christian Wulff bunu söyledi, Thomas Schäuble söyledi, Thomas de Maziere söyledi. En son Başbakan Angela Merkel de söyledi.

Aslına bakılırsa aklın yolu bir: Almanya İslam’ı kabul etmekle akıllılık ediyor. İki nedenle..

Bir: İslam’ı bir şekilde kabul etmeden buradaki Müslümanların gerçek anlamda entegrasyonunu sağlamak mümkün değil. Nasıl ki bundan yarım asır önce insansız iş güç çağırmak mümkün olmadı ise bugün de bedenini kabul ediyorum, ama ruhunu dışarıda bırak tutumu mümkün olmayacaktır.

Zaten bu yönde atılmış adımlar da var. Burada üniversitelerde İslam bölümlerinin açılması, Müslüman öğrencilere burslar verilmesi vs. bunların bazıları. Bu adımların sonunda Müslümanlar kendilerini buraya ait hissedecek. Kalben de bağlanacak.

İki: Aslında İslam Almanya’ya ait mi değil mi derken sembolik bir tartışma yürütülüyor. Birileri Almanya bugüne kadar Hıristiyanlık-Yahudilik-Aydınlanma temeli üzerinde yükseldi, şimdi minare de nerden çıktı diyor. İnsanların sembolik anlamda yeni şeyleri kabul etmesi zor olabiliyor.

Bunu anlamak güç değil. Yüzde 99’u Müslüman, Osmanlı İslam’ın öncü gücüydü vs. denen bir ülkede siz gidin Hıristiyanlık da Türkiye’ye aittir deyin bakalım ne oluyor? Ne hainliğiniz kalır, ne Batı uşaklığınız. Hatta haberi çıkmıştı. Kayseri’de film için haçlı bayrakları aşılıyor, millet burası Müslüman memleketi diye ayaklanıyor.

Halbuki Hıristiyanlığın tarihi olarak ilk şekillendiği yerlerden biri Türkiye.

Dolayısıyla.. Meseleye çok pratik de bakılabilir.

***

Bugün Almanya İslam’ın belli görünümlerini tartışıyor. Müslümanları entegre etmek ve bu konuda şekillendirici aktör olmak için İslam’ı fiili olarak kabul etmek durumunda. Aklın yolu bir.

Stanislaw Tillich aslında eyaletindeki bir kesim ile seçmen ve siyasetçi bağını korumak istiyor. Ama onun da Merkel’den çok farklı düşündüğünü veya er geç o noktaya geleceğini tahmin edebiliriz.

26.01.2015 21:30