TAKİP ET
İsmail Kul

İsmail Kul

Hidayet Karaca’nın mektubu

Frankurter Allgemeine Zeitung (FAZ) gazetesi Hidayet Karaca’nın mektubunu yayınladı.

Hidayet Karaca Samanyolu Yayın Grubu’nun Başkanı. 14 Aralık 2014’ten beri tutuklu. Örgüt kurmakla suçlanıyor. Ama örgüt nerede, silahlar nerede bilmiyor.

Onu içeri tıkanlar da bilmiyor. Ama arıyorlar, bulurlarsa rahatlayacaklar. Yaptıkları dünya hukuk kriterlerine uygun olmasa da Nasreddin Hoca fıkrası kriterlerine uygun.

Hani Hoca oğlunu testisi ile su almaya yollarken bir tokat atmış, neden böyle yaptığını soranlara da, testi kırıldıktan sonra tokadın faydası yok demiş ya, o misal. Örgütü bulamadan içeri atacaksın ki bir faydası olsun.

***

Bu yazıda üç soruya cevap arayalım:

Bir: Hidayet Karaca’nın mektubunun yayınlanması ne anlama geliyor?

İki: Hidayet Karaca’nın tutuklu olması ne anlama geliyor?

Üç: Yaşanan süreç ne anlama geliyor?

Birden başlayalım:

Hidayet Karaca’nın daha önce Avrupa’nın diğer ülkelerinin gazetelerinde de mektupları yayınlanmıştı. Avrupalılar gerçeği daha net görmeye başladı. Önceleri kendilerine uzak iki kesim arasında bir kavga olarak meseleye bakmışlardı. “Ama siz de zamanında AKP’yi desteklediniz“ diyorlardı.

Şimdi gördüler ki, mesele sadece Hizmet Hareketi ile AKP arasında bir mesele değil. Türkiye’de demokrasi yok ediliyor, tek adama dayalı bir baskı rejimi kuruluyor. Bunu görüyorlar.

Hidayet Karaca’nın tutuklu olmasının ne anlama geldiği sorusuna gelince:

Hapishaneler suç işleyenlerin konduğu, cezalandırıldığı, özgürlüğünün alındığı yerlerdir. Ama sadece bu değil. Hapishaneler bugüne kadar iktidar sahiplerini rahatsız edenlerin tıkıldığı yerler de olmuş.

Antik Yunan filozofu Sokrat soruları ile gençleri yoldan çıkardığı gerekçesi ile yargılanmıştı. Hz. İsa da Hıristiyan kaynaklarına göre Roma valisinin önüne çıkarılmış, vali halka Hz. İsa’yı mı yoksa bir suçlu olan Barabbas’ı mı serbest bırakayım diye sormuştu. Galeyana gelen halk Barabbas demişti.

Yakın zamanlarda Bediüzzaman’ı da hapse atmışlardı. Gandi hayatının yaklaşık altı yılını, Mandela 27 yılını hapishanede geçirdi.

Bu arada belirteyim:

Hidayet Karaca özgürlüğünden yoksun mu, ondan da pek emin değilim. Sizce kendisi kalabilmiş, başkaları karşısında eğilmemiş Hidayet Karaca mı özgürlüğünden yoksun yoksa başkalarının gözünün içine bakan, düşüncelerini baktığı gözden esen rüzgâra göre değiştirenler mi?

Ölçü ve Yoldaki Işıklarda bakın hürriyet ile ilgili ne deniyor:

“Hürriyet, ruhun yüksek duygu ve yüksek düşüncelerden başka herhangi bir kayıt kabul etmemesi, hayır ve faziletten başka hiçbir prensibin esiri olmaması demektir.

Nice kimseler vardır ki, bukağı ve zincirler içinde olmalarına rağmen, hep vicdanlarının hür semalarında uçar dururlar ve bir lahza olsun esaret ve mahkumiyet hissetmezler. Ve nice kimseler de vardır ki, saray ve kaşanelerin baş döndüren, bakış bulandıran ihtişam ve debdebesine rağmen, gerçek hürriyeti kendi derinliklerinde bir türlü duyup tadamazlar..”

Neredeyse 30 sene önce yazılmış bu satırlar; ama sanki bugünkü Saray ve Silivri’nin durumunu anlatmıyor mu?

Bu süreç ne anlama geliyor sorusuna gelince.. Türk halkı demokrasiyi mücadele ederek tırnakları ile kazanmamıştı. Tabiri caizse bugüne kadar taklidi bir demokrasi vardı. Hatta bu tüm İslam dünyası için geçerli.

Şimdi ise bu taklidi durum bitiyor. Demokrasi artık gerçekten hak edilerek gelecek. Taklidi demokrasiden tahkiki demokrasiye geçilecek.

***

Hidayet Karaca mektubunda her şeye rağmen demokrasi ve özgürlüğe olan inancını kaybetmediğini, Türkiye’de demokrasi mücadelesinden vazgeçmeyecek insanların olduğunu söylüyor.

09.04.2015 20:30