TAKİP ET
İsmail Kul

İsmail Kul

Genç Türkler rahatsız

Almanya’da Türkler uyum sorunu büyük gruplar arasında gösterilir.

İlk bakışta bu akla yatıyor da. İşsizlik oranları yüksek, eğitim oranları düşük. İşsizlik Türklerde yerli Alman halkının iki, gençlerde üç katı. Eğitimde ise bunun tersi söz konusu. Almanların üçte biri liseye giderken bu oran Türklerde yüzde 15’in altında.

Peki durumu iyi olanlar ne durumda?

İşte bu masaya yatırılmış.

ELİTES isimli projede Avrupa’nın altı ülkesinde göçmen başarılı çocuklarının eğitim ve mesleki kariyerleri incelenmiş. Bu kapsamda Almanya’da da başarılı ikinci kuşak Türklere mercek tutulmuş. Toplam 70 kişiyle görüşülmüş. Söyleşiler yapılmış, değerlendirmelerde bulunulmuş.

Araştırmayı Mercator Vakfı desteklerken Osnabruck Üniversitesinden IMIS enstitüsü yapmış.

Sonuçları da önceki gün Berlin’de tanıtıldı. Adım adım gidecek olursak:

Başarıda çevre şartları da önemli, kişisel şartlar da. Bunu değişik Avrupa ülkelerindeki Türklerin eğitim tablosuna bakıca görüyorsunuz. Mesela:

Eğitim durumu düşük olanların oranı Almanya’da yüzde 33, İsveç’te yüzde 9. Üniversiteye gidenlerin oranı İsveç’te yüzde 29, Almanya’da yüzde 5. Bu insanların etnik kökeni aynı olduğu için bu tabloda eğitim politikasının payı olmalı.

Şimdi Almanya’daki duruma daha yakından bakalım:

Almanya’da çocukların ilkokuldan sonra farklı okullara gönderilmesi onların daha sonraki kariyerlerini büyük ölçüde etkiliyor. Buna oran vererek yüzde 90 oranında diyenler var. Bir anlamda kimin üniversiteye gideceğini lise değil ilkokul belirliyor.

Söyleşi yapılan ikinci kuşak 70 Türk özel olarak desteklenmemiş, hatta olumsuz şartlarla karşılaşanlar çok. Birçoğu dışlanma yaşamış. Hatta Almanya’da dışlanmanın en fazla olduğu yerin okul olduğu belirlenmiş. Ancak diskriminasyon birçok çocuğu olumsuz etkilerken bazılarını direnişe, dışlanmaya karşı kendini ispat etme tavrına yöneltmiş.

Okulda olumsuz yaklaşan öğretmenleri görenler gibi olumlu yaklaşan, destekleyen öğretmenlerle karşılaşanlar da var. Bu biraz da şans işi.

İş hayatında dışlanma ile karşılaşanlar var. Ama bu okuldaki kadar değil. Ancak farklı köken kendini belli ediyor. Üç şekilde belli ediliyor:

Bir: Espriler ile, şaka veya iğnelemeli ima yolu ile belli ediliyor.

İki: Türkler Almanlar ile aynı kabulü görmek için daha fazla çalışmak zorunda kaldıklarını hissediyorlar, kendileri için yükselişin daha zor olduğunu düşünüyorlar.

Üç: Kendi alanları olmasa da Türkler ile ilgili meseleler doğal olarak onlara yönlendiriliyor. Bu özellikle öğretmenler için söz konusu.

Başka bir sonuç: Bu ülkeye yönelik aidiyet hissini en fazla yıpratan faktörlerin başında diskriminasyon tecrübeleri geliyor. 70 kişinin neredeyse tamamı bu tür şeyleri yaşadığını, farklı bir kökene sahip olduklarının kendilerine hissettirildiğini söylüyor. Eğitiminin sonuna kadar Türklerle alakası olmadığı halde meslek hayatında bu yönünü keşfedenler var.

***

Bu araştırmadan çıkarılan başlıca sonuçlar şöyle:

Bir: İkinci kuşağın başarılıları zorlukları yenerek yükselmişler. Karşılaştıkları olumsuzlukların dirençlerini kırmasına müsaade etmemişler.

İki: Diskriminasyon, dışla(n)ma konusu önemini koruyor. Bu konuda bilinçlendirme ihtiyacı söz konusu.

Üç: Genç kuşaklar isterse tamamen kökenlerinden kopuk yetişsinler, çoğunluk toplumu onlara farklı olduğunu hatırlatıyor. Bu nedenle aslında uyum tartışmaları biraz da çoğunluk toplumuna yönelik yapılmalı. Almanya’nın artık çok kültürlü bir toplum olduğu, bunun normal olduğu kafalara yerleştirilmeli.

12.02.2015 19:30